10/08/2026

NİĞDE’NİN GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN GÜZELLİKLERİ

 

NİĞDE’NİN GÖRÜNEN VE GÖRÜNMEYEN GÜZELLİKLERİ

Yusuf YILDIRIM



Niğde’ye bu üçüncü gidişim. Daha önce Alper Göncü’nün daveti üzerine Niğde’de gördüklerimle ve yaşadıklarımla çok leziz iki gün geçirmiştim. Bu kez Karaman eşrafından Remzi Tartan Ağabey ve aslen Ereğlili Celal Yıldırım ile 9 Ağustos Cumartesi sabahı otomobile atlayıp Niğde’ye yollandık. Programımızda Tyana Antik Şehri, Kemerhisar Su Kemerleri, Roma Havuzu, Gümüşler Manastırı, Yeşilburç ve Niğde merkezi ziyaretleri vardı. Tüm bunların üzerine Niğde ziyaretimiz düşündüğümüzden kat kat güzel oldu.

Arkeolog Mustafa Eryaman ve Cellal Yıldırım, Remzi Tartan, Gümüşler Manastırı

Mustafa Eryaman ile Tyana Antik Kenti ve Gümüşler Manastırı!

Sabah saatlerinde Kemerhisar’da bulunan Tyana Antik Kenti’nde bizi Arkeolog Mustafa Eryaman karşıladı. Bir yeri bileni ile gezmek, farkındalıktır. Mustafa Eryaman, Niğde’nin kültürel hafızasını en iyi bilen isimlerden biridir. Niğde’de tarihi ve kültürel alanlarda hakim olmadığı hiçbir konu/alan yoktur. Arkeolog ve sanat tarihi uzmanlıkları yanında yoğun biçimde her yönüyle Niğde üzerinde çalışıyor olması, onu Niğde ve bölgede eşsiz birikim sahibi yapmış. Dolayısıyla Niğde’yi Eryaman ile gezmek hem bir şans hem bir ayrıcalıktır.

Mustafa Eryaman Bey’in Tyana Antik Kenti ve Roma Havuzu bölgesi arasında yaptığı gezi ve bilgilendirme, bölgeyi çok iyi tanımamızı sağladı.

Sonrasında Gümüşler Manastırı’na geçtik. Tyana ne kadar ıssız ve sessiz iken Gümüşler Manastırı tersine kalabalık ve hareketli idi. Arkeolog Mustafa Eryaman, bize burasını, dönemindeki haliyle, ayrıntılı ve kapsayıcı biçimde anlattı. Mustafa Eryaman’ın anlattıklarıyla manastırın yalnızca taş ve kayadan oluşan bir yapı olmadığını, yüzyıllar boyunca burada nasıl bir hayat sürdüğünü daha iyi kavradık.

Niğde’nin Gümüşler beldesinde yer alan Gümüşler Manastırı, Kapadokya bölgesinin en iyi korunmuş ve en etkileyici kaya manastırlarındandır. MS 7. ile 11. yüzyıllar arasında devasa bir kaya kütlesi oyularak inşa edilen yapı, merkezindeki geniş avlusuyla ziyaretçilerini adeta zamanda bir yolculuğa çıkarmaktadır. Manastırın en dikkat çekici hazinesi, duvarlarını süsleyen ve tazeliğini ilk günkü gibi koruyan renkli Bizans fresk sahneleridir. Kiliselerdeki panolar arasında yer alan "Gülümseyen Meryem" tasviri, dünyadaki tek gülümseyen Meryem Ana freski olma özelliğiyle burayı benzersiz kılar. Yeraltı şehir odaları, gizli geçitleri ve erzak depolarıyla oldukça geniş bir komplekse sahip olan yapı, keşif hissini sonuna kadar yaşatır.

Bir rehberden yoksun düzensiz ziyaretçiler, maalesef, mekanın bölümlerini ve kültürel ögelerini hiç anlamadan gezmekte ve hiçbir şey öğrenmeden buradan ayrılmaktadır.

Niğde Gümüşler Manastırı, Mustafa Eryaman, Remzi Tartan, Celal Yıldırım, Yusuf Yıldırım

Gümüşlerde güngörmüş bir turizmci, Ahmet Ateş.

Gümüşler Manastırı ziyareti sonrasında yine burada Niğde’nin birkaç güzel insanı ile tanıştık. Butik otel sahibi Ahmet Ateş, bize bir kahve ikramında bulundu. İşletme otelden çok bir müze havasında. Antika eser meraklısı olan Ahmet Ateş Bey’in otelinde tüm odalar, antika sandalye, koltuk, halı, soba, ayna hatta tarihi mangal ile döşeli. Kahve eşliğinde sohbetimiz yaklaşık iki saat sürdü. Ahmet Ateş Bey ve ailesi 1975 yılında Girne’ye taşınmışlar ve burada yıllarca turizm sektöründe çalışmışlar. Kendisi, turizmin her aşamasına ve tüm yönlerine hakim, daha da önemlisi girişimci bir kişi. Yıllar sonra memleketi Niğde’ye dönme kararı almış. Şimdi başta Gümüşler olmak üzere Niğde turizmine nasıl bir yön veriririm ve soluk aldırırım derdiyle sıra dışı öncü ve atak projelere kafa yoruyor. Niğde turizmine yerleşik bakışın ötesinde, daha geniş ve yenilikçi bir perspektiften bakıyor.

Turizmci Ahmet Ateş’in Butik Oteli önünde, Mustafa Eryaman, Remzi Tartan, Ahmet Ateş, Yusuf Yıldırım, Celal Yıldırım

Niğde’nin ünlü gastronomi uzmanı Baygastro!

Ahmet Ateş Bey’in yanından tam ayrılacakken mekâna gelen iki ilginç kişiyle tanışmak bizim için ayrı bir fırsat oldu. Bunlardan Ferah Güneri Bircan Bey; gerek giyim kuşam takıları ile gerek konuşma üslubu ile gerekse de gastronomi bilgisi ve deneyimi ile hem tanışılması ve tanınması hem de birikiminden yararlanılması gereken sıra dışı  bir kişidir. Bircan, özel sektörde ağırlama, konaklama ve gastronomi alanlarına odaklanan ticari faaliyetleriyle tanınan bir yatırımcı ve üst düzey yöneticidir. 25 yılı aşkın sektör tecrübesiyle; restoran, otel ve yiyecek-içecek işletmeleri için konsept geliştirme, iç mimari projelendirme, anahtar teslim uygulama ve endüstriyel mutfak ekipmanları tedariki hizmetleri sunmaktadır. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa, Orta Asya, Afrika ve Uzak Doğu’da uluslararası projeler yürüten Bircan, bu ticari faaliyetlerinin yanı sıra Gastronomi Profesyonelleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenmekte, yatırımcılara markalaşma, mentorluk ve sürdürülebilir destinasyon yönetimi konularında danışmanlık vermektedir. Güneri Bey’i dinlerken şunları ayrıca fark edeceksiniz: Yüksek enerji, samimiyet, doğallık, işe hemen odaklanma, birlikte çalışma isteği.

Gastronom Ferah Güneri Bircan

Türkiye’nin en genç belediye başkanı Kamber Türkmen ile ayak üstü tanışmak…

Mekana gelen ve sessizce masa kenarına oturan ikinci kişi doğrusu bizi çok çok şaşırttı. Daha çok üniversite öğrencisi görünümünde olan bu kişi meğer Türkiye’nin en genç belediye başkanı imiş. 1999 doğumlu Kamber Türkmen, mesleği kasaplık olan bir babanın oğlu ve bu unvanı henüz yirmili yaşlarının başında kazanmış. Küçük bir kasabadan böylesine genç bir ismin çıkması, yerel siyasette nadir rastlanan bir hikâye.

Göreve geldiğinden bu yana attığı adımlar da yaşına oranla oldukça iddialı: Aktaş Kadın Kooperatifi’ni kurarak kasabadaki kadın girişimciliğine alan açmış, 15 yıl aradır kesintiye uğramış belediye futbol takımını ise yeniden hayata geçirmiş. Bu iki proje bir arada düşünüldüğünde, hem sosyal hem sportif alanda genç ve enerjik bir yönetim anlayışının izleri görülüyor.

Aktaş’a yolu düşenler için beldenin küçük ölçekli ama hareketli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söylemek mümkün.

Yeşilburç ya da Kapadokya’nın tarihi ve coğrafi derinliği…

Anadolu’nun en köklü halklarına yüzyıllar boyunca ev sahipliği yapmış bu kadim diyara adım attığınızda, tarihle doğanın aynı hikâyenin içinde buluştuğuna tanıklık ediyorsunuz. Yeşilburç’un yemyeşil bahçeleri arasında ilerlerken, mevsiminde erik, kayısı ve vişnelerle dolup taşan ağaçlar köyün bereketini hissettiriyor. Bahçelerin arasından kıvrılan dar, dolambaçlı ve rampalı sokaklarda yürüdükçe tarihî taş Rum evleri karşınıza çıkıyor; harçsız taş duvarlarla çevrili bahçeler ise eski yerleşimin geleneksel mimarisini sessizce anlatıyor.

Akşam serinliğinde evlerinin önüne çıkan komşuların sohbetlerine rastlamak, Yeşilburç’un geçmişten bugüne taşıdığı mahalle kültürünü sıcaklığıyla hissettiriyor. Taş duvarların arasında yalnızca tarihin değil, gündelik hayatın da yaşadığını görüyorsunuz — bu sokaklarda yürümek, Anadolu’nun çok katmanlı geçmişinin ve yaşayan kültürünün içinde dolaşmak duygusu veriyor.

Yürüyüşün ardından ulaşılan Yeşilburç Kilisesi ve Seyir Terası’nda köyün bütün güzelliği gözler önüne seriliyor. 1805 tarihli kilise, sarı kesme taş ve bazalt dokusuyla köyün mimari hafızasının en güçlü tanıklarından biri. Seyir terasından yemyeşil bahçeleri, taş evleri, kıvrılan sokakları ve vadinin geniş manzarasını izlerken, tarihî doku ile doğanın nasıl bütünleştiğini daha iyi fark ediyorsunuz.

Yeşilburç’tan ayrılırken geride, taş evlerin, meyve bahçelerinin, harçsız duvarların ve akşam sohbetlerinin birbirine karıştığı, Anadolu’nun kadim hafızasından süzülmüş sıcak ve unutulmaz bir zaman duygusu kalıyor.

Niğde Yeşil Burç, Kilise’ye bakan manzara, Yusuf Yıldırım, Remzi Tartan, Celal Yıldırım

Niğde’nin Yemekte Parlak Yüzü: Tabal Gastronomi Evi ve Cullaz Sokak

Yeşilburç’tan dönüşte, şehir merkezinde bir yere oturup biraz dinlenelim diye düşünürken Mustafa Eryaman bizi Tabal Gastronomi Evi’ne götürdü. Tabal Gastronomi Evi, Bircan’ın fikirleri ve danışmanlığı ile Niğde Belediyesi tarafından kurulmuş bir lezzet evi. Tarihi bir konakta hizmet vermesi seçkinliğini arttırmakta. Tabal Gastronomi Evi, Michelin Rehberi 2026 seçkisinde yüksek kaliteyi uygun fiyatla sunan restoranlara verilen prestijli Bib Gourmand ödülünü kazanmıştır. Tabal Gastronomi Evi, dünyada Michelin ödülü alan ilk kamu iştiraki restoranı olarak tarihe geçmiştir. Niğde’nin tarihi dokusunda önemli bir yere sahip Cullaz Sokak üzerinde bulunması, işletmeyi bir kez daha öne çıkarmaktadır. Çünkü Cullaz Sokak, Göncü Konukevi’ni ve NÖHÜ Niğde Yöresi Tarihi ve Kültürü Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni de barındırmaktadır.  

Tabal Gastronomi Evi’nde Müdire Vehibe Akbay  tarafından karşılandık. Şef Rahime Silis Hanım’ın tanıttığı ve hazırladığı özel lezzetlerle tanıştırıldık. Niğde’nin yöresel mutfak kültürünü modern bir sunum anlayışıyla buluşturan sofrada, her tabakta ayrı bir özen ve emek vardı. Yemekler kadar, deneyimli Şef Rahime Silis Hanım’ın hazırladığı lezzetleri tanıtırken yaptığı sunum ve anlatımlar da bizim için özel ve güzeldi. Her yemeğin ardındaki malzemeyi, yöresel lezzeti ve hazırlanış biçimini kendisinden dinlemek, sofrayı yalnızca bir yemek deneyiminden çıkarıp Niğde mutfağını tanıtan küçük bir gastronomi yolculuğuna dönüştürdü. Yeşilburç’ta tarih ve doğa arasında geçen gezimizin ardından Tabal Gastronomi Evi’nde böyle güzel bir sofraya oturmak, günü bizim için hem damakta hem de gönülde iz bırakan hoş bir vakitle tamamladı. Tüm garsonların, Vehibe Hanım’ın ve Rahime Hanım’ın son derece kibar, saygılı ve nezaketli davranışları ile hizmetleri de işletmenin gözden kaçmaması gereken ögeleriydi.

Bu kadar sıcak ve yoğun ilgi ile ağırlanmamızın nedeninin Baygastro Güneri Bircan Bey’in sürprizi olduğunu -ne kadar teşekkür etsek az olur- sonradan öğrendik.

 Niğde Belediyesi Tabal Gastronomi Evi,

Gördük ki!

Niğde, görünenden çok daha büyük bir turizm potansiyeline sahip. Tyana’nın sessizliğinden Gümüşler’in yeraltı geçitlerine, Yeşilburç’un taş sokaklarından Tabal’ın sofrasına kadar her durak, aslında henüz yeterince keşfedilmemiş bir zenginliğin küçük bir parçasıydı.

Bu potansiyelin gerçek karşılığa dönüşmesi için önce birikimli ve profesyonel kişilerin önünün açılması, onların bilgi ve deneyimlerinden yararlanılması gerekiyor. Memleketine dönüp turizme farklı bir soluk kazandırmaya çalışan girişimcilerin ve sektörel birikimini paylaşmaya hazır profesyonellerin çabaları, ancak doğru destekle büyüyüp kalıcı hale gelebilir.

Yeşilburç gibi kadim yerleşimlerin alt yapısı, tarihi kimliğine ve doğal dokusuna zarar vermeden, o dokuyu koruyup öne çıkaracak şekilde düzenlenmeli. Taş evlerin, harçsız duvarların ve dar sokakların otantikliği, modern bir müdahaleyle değil, ona saygılı bir planlamayla korunmalı.

Aynı şekilde, buraya gelen ziyaretçilerin barınma ve beslenme ihtiyaçlarına yönelik izin ve teşviklerin artırılması, yerel işletmelerin desteklenmesi şart. Niğde’nin hem tarihi hem doğal zenginliğinin hakkını verebilmesi, ancak bu bütüncül yaklaşımla mümkün olacak.



17/06/2026

Yaşar Evcen ile Enine Boyuna: Yaşar Evcen Kültür Evi

 Söyleşi:  Yusuf Yıldırım
Yaşar Evcen

Yusuf Yıldırım: Yaşar Evcen Bey merhabalar. Karaman’da çok güzel bir gelişmeye vesile oldunuz. Heyecanla beklenen Yaşar Evcen Kültür Evi 10 Haziran 2026 Çarşamba günü geniş bir katılımla açıldı. Başta Karaman’da olmak üzere tüm Türkiye’de, hatta Avrupa’da yoğun bir ilgi gördü ve görmeye devam ediyor. Yaşar Evcen Kültür Evi, sosyal medyada 15 bini aşkın izleyici tarafından etkileşim aldı. Size gelen tebrik telefonları da bunun küçük bir yansıması olsa gerek. Şimdi Yaşar Evcen Kültür Evi’nin geçmişi ve geleceği üzerine konuşalım.

Yaşar Evcen: Hoş geldiniz öncelikle, biz de teşekkür ederiz. Özellikle sosyal medyada yaptığınız katkı ve konağımıza kadar gelip o açılışa tanık olduğunuz için teşekkür ederim. Bu Kültür Evi’ni 10 yıl önce aldık.

Yusuf Yıldırım: Yaşar Evcen Kültür Evi'nin üzerine görünmeyen misyonlar ve mesajlar da yüklenmiştir. Tartan Konağı, Hürrem Dayı Evi, Durmuş Ali Gülcan Evi, Hacı Ömer Ağa Evi ve Nalıncılar Evi; belediye ya da il özel idaresi tarafından kamulaştırılarak kültüre kazandırılmış Karaman evleridir. Bir de Mustafa Çolakoğlu'nun, kendisine miras kalan ve kendi imkânlarıyla kurtardığı bir evi var. Saydığımız bu evlerin çoğu, eski adıyla Hükümet Caddesi, yeni adıyla Ahmet Hilmi Birant Caddesi üzerindedir. Yaşar Evcen Kültür Evi ise özel girişim tarafından satın alınarak kültüre kazandırılması, Karaman tarihinin ve geleneklerinin yaşatılıp korunması bakımından bir ilktir ve çok önemli bir yerde durmaktadır.

Yaşar Evcen: Her şeyi devletten beklememek gerekir; çok doğru bir yönden baktınız. Buradan tüm Karamanlı hayırseverlere ve iş insanlarına seslenmek istiyorum. Karaman'da tarihî şehir dokusunun yüzde doksanı, ne yazık ki son 45 yıldaki aşırı ve kaçınılmaz betonlaşma içinde yok oldu. Tartan Konağı'nın restore edilip kültüre kazandırılması bir milat, bir başlangıç oldu; arkasından sizin de saydığınız tarihî Karaman evleri kurtarıldı. Bu kötü tabloya rağmen başta Topucak Mahallesi olmak üzere Abbas'ta, Koçakdede'de, Sekiçeşme'de, Mansurdede'de kurtarılmayı bekleyen onlarca ev var. Şu da bir gerçek: Bu evler, Boğaz'daki yalılar misali milyonlarca dolar değerinde konutlar değildir. Geleneksel ve tarihî Karaman evlerinin kurtarılması için hem hayırseverlerin ve iş insanlarının hem de mirasçıların ya da ev sahiplerinin makul düzeyde fedakârlık yapmaları gerekmektedir.

Yusuf Yıldırım: Okuyucular, özellikle yeni kuşaklar Yaşar Evcen’i nasıl tanımalı?

Yaşar Evcen: 1955 yılında Karaman’ın Kameni köyünde dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimimi Karaman’da tamamladıktan sonra 1977’de Hatay’da İnşaat YüksekOkulunu bitirdim. 1989-1999 yılları arasında, iki dönem üst üste on yıl boyunca Karaman Belediye Başkanlığı yaptım. 1989’da göreve başlamamın hemen ardından Karaman il oldu; böylece Karaman’ın il statüsündeki ilk belediye başkanı olarak şehir tarihine geçtim. Halen inşaat sektöründe hizmet vermeye devam ediyorum.

Belediye başkanlığım döneminde yapılan parklarla Karaman’ın yeşil alanı çoğaltıldı ve yaygınlaştırıldı. Yunus Emre, Karamanoğlu Mehmet Bey, Piri Reis gibi Karaman’ın ve Türkiye’nin tarihî kişiliklerinin heykelleriyle şehir donatıldı. Belediye çatısı altında kütüphaneler kurduk. Benim dönemimde uygulanan nazım imar planı uygulamalarıyla şehrin gelişimi doğu tarafına kaydırıldı. Şehir içine açılan yeni yollarla şehir trafiği rahatlatıldı.

Yine bizim dönemimizde Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi Anma etkinlikleri yoğun ve geniş katılımlı gerçekleşti.

Belediye başkanlığı dönemi sonrası da hayır işlerimiz devam etti ve edecek. Anaokulları inşa edip devlete teslim ettik, öğrenci yurtları yaptık.

İki yıl önce Gündoğdu Yıldırım adlı kardeşimiz, benim hayatımı konu alan “Memleket Sevdası” adlı biyografik romanı kaleme aldı.

Yusuf Yıldırım: Kimseye nasip olmayacak güzellikte, dolu dolu bir hayatınız var. Şimdi Yaşar Evcen Kültür Evi’ne geçelim. Burası daha çok Mehmet Gürle Evi olarak biliniyordu. Daha öncesinde de Birantların bu evde oturduğu ve yaşadığı bilinmektedir; nitekim ev, Ahmet Hilmi Birant Caddesi üzerinde.

Yaşar Evcen: Biz bu evi yaklaşık 10 yıl önce, bize gelen bir teklif üzerine aldık. O sıralarda Kadıevi olarak bilinen ve Karaman Mimarlar Odası’nın doğusunda bulunan başka bir evi de satın almıştık.

Evin 200 yıllık olduğuna dair bazı aktarımlar var. Evin tapusundan hareketle bir araştırma yapacağız.

Mehmet Gürle Evi (Yaşar Evcen Kültür Evi), Karaman, 1950'ler

Yusuf Yıldırım: Evet, Kadıevi; Demirgömlek’e giden yol üzerinde.

Yaşar Evcen: Evet, Kadıevi büyük bir ev; aşağı yukarı 850 metrekare. Onun da bazı sorunları çıktı, “tamir ettirelim” dedik. Konya’daki konaklara gidip araştırdık; Konya’da bu işler çok iyi yapılıyor. Burası daha küçük olduğu için bize daha hesaplı geldi; hem çarşıya yakın, insanların ayağının altında gördük. Restorasyon ruhsatı alındı, Konya’dan bu işi yapan bir ekip getirdik. Kısa zamanda bitirip teslim ettiler.

Yusuf Yıldırım: Restorasyon aşağı yukarı ne kadar sürdü?

Yaşar Evcen: Birkaç yıl sürdü.

Yusuf Yıldırım: Yaşar Evcen Kültür Evi henüz restorasyon aşamasında iken büyük heyecan yarattı. Halkın tüm kesimleri bu projeyi çok benimsedi. Karaman’a, Karaman’ın kültürel mirasına sevdalı olanlar bu projenin bitmesini dört gözle beklediler.

Yaşar Evcen: Bu soru için özellikle teşekkür ederim. Bu projeyi gerçekleştirmede tabii ki ekonomik yeterlilik ve özgün düşünceler başlıca etkendir. Ama asıl gücümüz, projeye başladığımızdan itibaren halktan, dost çevresinden ve Karaman’ın entelektüel dünyasından gelen moral destek olmuştur. Bu sayede ne kadar doğru ve isabetli bir karar alıp ne denli yerinde bir proje yürüttüğümüzü gördük. Bunun için Karaman’a ne kadar teşekkür etsem azdır.

Tüm isimleri tek tek sayamam ama o isimlerin tamamı ve daha fazlası, evimizin açılışına katılarak bizimle beraber oldular.

Yusuf Yıldırım (Soğdan 3.) Celil Evcen (Soldan 4.) Mehmet Gürle Evi (Yaşar Evcen Kültür Evi) restorasyon sırasında, 2022

Yusuf Yıldırım: O dönemi biz de takip ettik. Çünkü Karaman’ın şehir kültüründe, şehir dokusunda kerpiç evleri çok önemlidir. Ne yazık ki Karaman’da bir zihniyet de var; insanlar kerpice bakıp “bu toprak, çamur” diye görüyor. Oysa medeniyetin başlangıcında da kerpiç vardır. Sadece kerpiç de değil; mimarisi, kalem işi, ahşap işçiliğiyle Karaman evleri aslında sanatsal ve kültürel mirasa uygun evlerdir. Bu yönden Yaşar Evcen Kültür Evi, özel bir girişim olarak çok önemli bir model oldu. İki gün önce de geniş katılımlı, yemekli bir açılış yaptınız. Katılım ve tepkiler nasıldı?

Yaşar Evcen: Çok güzel oldu. Karaman’da kültüre yakın arkadaşlarımı, yazarları, çizerleri, senin gibi değerli isimleri ve basından birkaç arkadaşı çağırdık, geldiler; çok memnun olduk. İstanbul’dan sanatçı arkadaşımız Durmuş Bey de geldi, ufak bir program yaptı. Aslında bu eski eserler konusunda asıl etkilenmem, 20 yıl önceki Amasya–Tokat gezimizde oldu. Amasya’da Yeşilırmak’ın yukarı kesimi tümüyle restore edilmiş; devlet, belediye ve halk işbirliğiyle o kadar güzel yapılmış ki otel, motel, misafirhane, kütüphane, müze olarak doldurulmuş. Eski havasıyla, o sokaklar, o eski taşlarla çok güzel. Tokat’ta da benzer güzellikte şeyler var. Karaman’da bu yapılmadığı için üzülüyorum. Biz bir örnek olsun diye, kendi çapımızda yapmaya çalıştık.


Yaşar Evcen Kültür Evi Açılış günü, konuklar, 2026/06/10 Foto: Yusuf Yıldırım

 

Yusuf Yıldırım: Restorasyon sonrası evi yeni hâliyle görünce ben doğrusu çok şaşırdım, çok memnun kaldım. Çünkü evin döşemesi çok önemliydi: barok-ampir sandalyeler, masalar, sehpalar, geleneksel halılar, kilimler… Bunlara da değinelim mi; nasıl düşündünüz, neler ortaya çıktı?

Yaşar Evcen: Burası eskiyi çağrıştırsın istedik. Bizim bir halı kültürümüz var; hatta rahmetli annem böyle 10 tane halı dokudu. Beş çocuğu vardı; erkek çocuklara yer halısı, kız çocuklara duvar halısı dokurdu. O halıların içinde büyüdüğümüz için halıya karşı ayrı bir sevgimiz var. Eski dokuma olduğu için araştırdık: Karapınar’ın kaliteli halılarından getirttik; Belkaya, literatürde Arısama olarak geçen halılar, Koraş halıları… Konya’nın Ladik kasabasından aldık. Taşkale tam bir halıcıdır, oradan aldık. Bir de bizim aile halılarımız, Kameni halıları var; sağ olsunlar 8-10 tanesini verdiler. İleride bunu bir halı müzesine dönüştürebiliriz diye düşünüyoruz. Halıları çoğalttıkça ve koruyabilirsek geleceğe kalsın istiyoruz; bakım ilaçlarını da yaptık.


Yaşar Evcen Bey, Yaşar Evcen Kültür Evi'nde makamında. 10 Haziran 2026 Çarşamba, Foto: Celil Evcen

 

Yaşar Evcen Bey, Yaşar Evcen Kültür Evi'nde bir odada. 10 Haziran 2026 Çarşamba, Foto: Celil Evcen

Yusuf Yıldırım: Karaman’da halı müzesi fikri çok ilginç ve bir o kadar da önemli. Çünkü halı üzerine Türkiye’de de çok az müze var; hepsi de ya İstanbul’da ya da Ankara’da. İnşallah bir gün bunu takip ederiz.

Yaşar Evcen: Evet, şimdilik bu seçkin halılarla evin döşemesini ve aksesuarını oluşturduk. İleride oluşacak koleksiyonlar belki müze halısına evrilir.


Yaşar Evcen Kültür Evi'nde bir oda. 10 Haziran 2026 Çarşamba, Foto: Celil Evcen

Yusuf Yıldırım: Peki Yaşar Evcen Kültür Evi’ni başka hangi projeler bekliyor? “Bir kitaplık” dediniz; bunu biraz açalım. Karaman Kitaplığı.

Yaşar Evcen: Karaman kadim bir şehirdir; yaklaşık 250 yıl Karamanoğlu Beyliği’ne merkezlik yapmış, bağrından çok güzel insanlar çıkarmış. Yunus Emre dili özgürleştirmiş; Karamanoğlu Mehmet Bey Türk dilini en iyi sahiplenen isimlerden olmuş. Yunus Emre dünya çapında bir sufî ve şair; UNESCO bile anma yapıyor. Kitaplık konusunda bize bu işi bilen arkadaşlarımız “Türkçe ve Edebiyat öğretmenleri, senin gibi bu işle ilgilenen bilim insanları”  yol gösterecek. Biz kitapları toplayalım, iyi bir kütüphane sistemine sokarak vatandaşın hizmetine sunalım istiyoruz. Yunus Emre ile ilgili ne kadar kitap varsa toplayalım; Karaman tezlerini de alalım. Karamanoğlu Mehmet Bey ve dil üzerine yazılanları, Karaman’la ilgili olanları öncelikle toplayalım. Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili hemşehrimiz Ali Güler’in detaylı kitapları var. Önce Karamanlı yazarlarımızın kitaplarını toplayalım; sonra Yunus Emre, dil, Karaman’ın tarihi ve genel durumuyla ilgili kitapları bir araya getirelim. Kısaca burası Yunus’a ve Türkçeye odaklı bir Karaman Dokümantasyon Merkezi olacak.

 


Yaşar Evcen Kültür Evi, sofa. 10 Haziran 2026 Çarşamba, Foto: Celil Evcen

Yusuf Yıldırım: Evet; Karaman şehri, Karamanoğulları ve Karaman’ın kendi tarihiyle ilgili. Çünkü Karamanoğulları ayrı bir tarih; Karaman tarihi dediğimizde işin içine Binbirkilise, Roma, Bizans, Selçuklu, yani antik Karaman da giriyor. Yaşar abi, bu fikirler ve başlanan projeler çok güzel, insanı heyecanlandırıyor; çünkü Karaman’da yıllarca özlemi çekilen ideallerden biri bu. Şunu sorayım: Yaşar Evcen Kültür Evi, Gazi Kültür Merkezi gibi bir çekim merkezi, her kesimden insanı kuşatan bir ortam olacak mı? Bunu planlıyor musunuz?

Yaşar Evcen: Gazi Kültür Merkezi daha geniş çaplı, çok güzel olmuş; onu yapanları, Ali Yağcı arkadaşımızı ve Milli Eğitim Müdürlüğü’nü tebrik ediyorum. Bizimki daha küçük çapta, ama kendi çapımızda işletmek istiyoruz. Kitap okuma kulübü sürekli çalışacak, orada toplansınlar istiyoruz. Yazarlar, çizerler geliyor; daha önce de gelip imza günü yaptılar. Bu ayın 25’inde bir bayan yazar arkadaşımızın kitaplarını okuyacaklar; kitap okunduktan sonra orada tartışılıyor. Belli zamanlarda, haftanın bir günü sohbet toplantıları yapalım istiyoruz; mesela Çarşamba akşamları. Arkadaşlarımız sıra geceleri de önerdi; kışın Karaman’da bu yapılır, özellikle Kırmahalle sakinleri sürdürürdü, onlarla görüşüp katkılarını alacağız. Yani orayı aktif kullanmaya çalışacağız.



Emine Evcen Tuzcu, Osman Nuri Koçak, Yasemin Küçükcicibıyık, Yaşar Evcen, Yusuf Yıldırım,  Yaşar Evcen Kültür Evi. 10 Haziran 2026 Çarşamba, Foto: Yusuf Yıldırım

 
Yusuf Yıldırım: Son olarak neler söylemek istersiniz?

Yaşar Evcen: Buradan bütün hemşehrilerimize, Karamanlılara şunu istirham ediyoruz: Elinde Yunus Emre’yle, dille, Karaman’la ya da Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili eski kitaplar olan varsa bize ulaştırsın; karşılığını veririz. Bunları burada toplayalım; bugün olmasa bile yarın çocuklarımıza, torunlarımıza lazım olur. İnşallah Karaman’a hayırlı uğurlu olur. Birlikte olursak, böyle kültür meselelerine sahip çıkarsak Karaman daha güzel olacak. Geldiğiniz için tekrar tekrar teşekkür ediyorum.