22/05/2026

Çeşmeli Kilise’nin Ermenice Kitabeleri ve Ana Nef İkonografileri

 Halk arasında Çeşmeli Kilise adıyla bilinen, Ermenice adıyla Surp Asdvadzadzin Kilisesinde bulunan ve şimdiye kadar ne olduğu hakkında hiçbir bilgiye ulaşılamayan apsis kemerindeki kitabe ile ana nef ikonografilerinin kimlik yazıtları artık çözüldü.

Kilisenin 1727 yılında inşa edildiği (Yıldırım, 2020), 1844 ve 1854 yıllarında da iki tamirat geçirdiği (Yavuzaslan, 2020) daha önceki araştırmalarda ortaya çıkmıştı. Kaynaklara göre kilise, 1922 yılında Ermeniler tarafından kullanılmakta idi (Sapancalı, 1922; Yıldırım, 2024) ve en geç 1924 yılında kapanmış olmalıdır. Cumhuriyet döneminde 1940-1981 yılları arasında Karaman Hapishanesi olarak kullanılmıştır. Kilisenin güneyinde bulunan mermer çeşme, 1983 ya da 1984 yılında Karaman Müzesi Müdürü İlhan Temizsoy ile Arkeolog ve Sanat Tarihçi Mehmet Vehbi Uysal tarafından koruma amaçlı müzeye taşınmıştır. Bu mermer çeşmeye atıfla kiliseye ne zaman “Çeşmeli Kilise” denildiği tam olarak bilinememektedir.

Karaman Cezaevinin taşınması sonrası kaderine terk edilen kilise, 2007 yılında geniş çaplı bir restorasyona alınmıştır. Bu tarihten itibaren kilise; sergi, müzik dinletisi, konferans gibi çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.



Kilisenin apsisi ve ana nef kemerleri, fresk tekniğiyle bitkisel bezeme ve ikonografilerle süslenmiştir. Ayrıca sadece dikkatli ziyaretçilerin ve araştırmacıların fark edebildiği bazı kitabeler de kilisede bulunmaktadır.

Apsis kemeri ile ana nef sağ taraf kemerlerinin ikisinin yüzeyindeki ikonografilerin birer kelimelik kitabeleri bulunmaktadır. Ana nef kemer yüzeylerinde toplamda altı adet ikonografi vardır.

Kitabeleri çözümlemek için 8 yıl önce internet üzerinden bazı Ermeni vatandaşlara ve Ermeni Patrikhanesine kitabe görselleri gönderilmiş olsa da bir sonuç alınamamıştır.

Bu kez bu kitabeleri ve aşırı yıpranmış ya da tamamen silinmiş ikonografileri çözmek için yapay zeka araçlarına başvurulmuştur. Birden fazla yapay zeka modeli ile yapılan çalışmada ortaya çıkan veriler karşılıklı olarak tartışılarak kilise kitabeleri ve kemer yüzeylerindeki ikonografiler büyük ölçüde kesinleştirilmiştir.

Apsis Kemerindeki Ana Kitabe

Kilisenin apsis kemerinde yer alan kitabe, Klasik Ermenice (Grabar) ile yazılmış litürjik bir adanma ifadesidir. Litürji din ve tanrı adına kamu ya da halk hizmeti, kilise ayini gibi anlamlara gelmektedir. Kilise inşasıyla eş zamanlı olduğu değerlendirilen bu kitabe, dönemin Ermeni kilise yazıt geleneğine uygun bir üslup taşımaktadır.


Ermenice:

ԶՏԷՐ ՓՐԿՉ ԱՆԱՐԱՏ ԵՒ ԱՅՍ Է ՅԻՇԱՏAKԻ ՀՈԳՒՈՅ ՅՈՒՐՈՑ

Türkçe Transkripsiyon:

“Z-Ter Prkiç Anarat yev ays e Yişatak Hoğvoy Yuroç”

Akademik Latin Transkripsiyon:

Z-Tēr P'rkič' Anarat ew ays ē hišatak hoguoy yurōc

Türkçe Çeviri:

“Lekesiz Rab Kurtarıcı — ve bu onların ruhlarının hatırasıdır”

Kitabede geçen ԱՆԱՐԱՏ (Anarat) sözcüğü "lekesiz, kusursuz, saf" anlamına gelmekte olup kilisenin resmi adı olan Surp Asdvadzadzin (Kutsal Tanrı'yı Doğuran, Meryem Ana) ile doğrudan örtüşmektedir. ՅԻՇԱՏAKԻ ՀՈԳՒՈՅ ՅՈՒՐՈՑ ifadesi ise kiliseyi yaptıranların ya da kilise inşasını mümkün kılan bağışçıların ruhlarına adanmış bir anma yani dua kalıbıdır. Bu tür yazıtlar, 18. yüzyıl Anadolu Ermeni kiliselerinde yaygın bir litürjik gelenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ana Nef İkonografi Programı

Kilisenin ana nefinde, karşılıklı sütunlar üzerindeki kemerlerin köşelik yüzeylerinde toplam altı adet madalyon içinde ikonografi yer almaktadır. Tüm ikonografiler mavi mandorla (ışık hâlesi) ile çerçevelenmiş olup bu biçim, 18. yüzyıl Ermeni kilise sanatının karakteristik özelliğidir. İkonografilerin bir kısmının altında birer kelimelik Ermenice kimlik yazıtları bulunmaktadır.



1. Keşiş/Münzevi Aziz — ՄԻ ԱՐՍ (Sağ Ön) Yazıtı ՄԻ ԱՐՍ (Mi Ars) olarak okunan bu ikonografi, dönem Ermeni kilise yazıt geleneğinde "keşiş" veya "münzevi" anlamına gelen ՄԻԱՅՆԱԿԵԱՑ (Miaynakeats) sözcüğünün epigrafik kısaltmasını taşımaktadır. Madalyon içindeki figürün çileci bir azizi temsil ettiği anlaşılmaktadır. Aziz Makarios Mısırlı bu ikonografi için güçlü bir aday olarak değerlendirilmektedir.

2. Kurtarıcı İsa — ՓՐԿԻՉՆ (Sağ Orta) Yazıtı en net okunan ikonografidir. Mavi mandorla içindeki figürün altında ՓՐԿԻՉՆ (P'rkičn — "Kurtarıcı") yazmaktadır. Ermenicede -Ն eki belirlilik bildiren bir artikel işlevi görmektedir. Bu ikonografi, Ermeni kilise sanatında merkezi konumda yer alan İsa Pantokrator (Her Şeye Hükmeden İsa) tasvirinin tipik bir örneğidir.

3. Hale İzli Figür (Sağ Arka) Yazıtı silinmiş olmakla birlikte madalyon içinde belirgin altın hale ve kırmızı/turuncu cüppe kalıntıları seçilebilmektedir. Kırmızı episcopal cüppe ve altın hale kombinasyonu, Ermeni Kilisesi'nin kurucu azizlerini — başta Surp Grigor Lusavoriç veya Surp Nerses — çağrıştırmaktadır. Kesin tespit için yazıtın okunması gerekmektedir.



4 Mavi mandorlalı boş ikonografi  (Sol Arka) Madalyon içi boş yüzeydir. İkonografiye dair hiçbir iz yoktur.

5. Kitap Tutan Figür (Sol Orta) Mavi cüppeli, elinde kitap/İncil tutan bu figürün yazıtı silinmiş durumdadır. Mavi cüppe ve kitap kombinasyonu Ermeni ikonografisinde kilise kurucusu azizlere özgü bir tasvir biçimidir. Surp Grigor Lusavoriç (Ermeni Kilisesi'nin kurucusu, ışığı getiren aziz) ya da bir kilise babası bu ikonografi için en güçlü adaylar arasında yer almaktadır.

6. Meryem Ana — Hilal İkonografisi (Sol Ön) Madalyon içinde yazıtı silinmiş olmakla birlikte merkezdeki belirgin altın hilal formu Vahiy 12:1 ikonografisine işaret etmektedir: "Ayaklarının altında ay olan kadın." Bu tasvir, Ermeni kilise sanatında Meryem Ana'yı simgeleyen en yaygın kompozisyonlardan biridir. Kilisenin resmi adının Surp Asdvadzadzin (Kutsal Tanrı'yı Doğuran, Meryem Ana) olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu ikonografinin önemi daha da belirginleşmektedir.

Sonuç

1727 yılında Karaman'ın Tapucak Mahallesi'nde inşa edilen Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi, Anadolu'da ayakta kalan ve özgün iç süsleme programını kısmen koruyan nadir Ermeni dini yapılarından biridir. Halk arasında Çeşmeli Kilise olarak bilinen bu yapının apsis kemeri kitabesi ile ana nef ikonografi yazıtları, bu çalışmayla ilk kez sistematik biçimde okunmuş ve değerlendirilmiştir.

Apsis kemerindeki ԶՏԷՐ ՓՐԿՉ ԱՆԱՐԱՏ ԵՒ ԱՅՍ Է ՅԻՇԱՏAKԻ ՀՈԳՒՈՅ ՅՈՒՐՈՑ kitabesi “Lekesiz Rab Kurtarıcı, ve bu onların ruhlarının hatırasıdır”  kilisenin hem adıyla hem de kuruluş amacıyla tam uyum içindedir. ԱՆԱՐԱՏ (Lekesiz) sıfatı, Surp Asdvadzadzin'in (Kutsal Tanrı'yı Doğuran, Meryem Ana) teolojik özünü yansıtmaktadır.

Ana nef kemer yüzeylerindeki altı ikonografiden yazıtı okunabilenlerin ՓՐԿԻՉՆ (Kurtarıcı) ve ՄԻ ԱՐՍ (Keşiş/Münzevi) olduğu kesinleştirilmiştir. Diğer ikonografilerin yazıtları ise yapının cezaevi olarak kullanıldığı dönemde uğradığı tahribat nedeniyle büyük ölçüde silinmiş durumdadır. Buna karşın görsel izler “ altın hilal, episcopal cüppe kalıntıları, kitap tutan figür” ikonografi programının tutarlı bir teolojik bütün oluşturduğuna işaret etmektedir.

Bu çalışma, 100 yıldır ne olduğu bilinmeyen söz konusu kitabelerin ancak yapay zeka teknolojisinden yararlanılarak aşılabildiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, alan uzmanlarının katılımıyla daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Surp Asdvadzadzin Kilisesi, Karaman'ın çok katmanlı tarihi mirasının somut bir ifadesi olarak bu ilgiyi fazlasıyla hak etmektedir.

Kaynaklar

Yusuf Yıldırım, Çeşmeli Kilise’nin inşa tarihi kesinleşti, Karaman’da Uyanış, karamandauyanis.com, https://www.karamandauyanis.com/yazarlar/yusuf-yildirim/cesmeli-kilisenin-insa-tarihi-kesinlesti/87187, 23//04/2020, E.T: 23/04/2020

Mehmet Vehbi Uysal, Görüşme, 2024, 2025, 2026

Şehabettin Yavuzaslan, Görüşme, 2024, 2025

Sapancalı Hasan Hüsnü, Karaman Ahvâl-i İxtimâiye,Coğrâfiyye ve Târîhiyyesi, Karaman 1922, Süleymâ-niye Kütüphanesi, İhsan Mahvi Koleksiyonu, No 76

Yusuf Yıldırım, Cumhuriyetten ve Mübâdeleden Hemen Önce Karaman’daki Milletler ve Karaman’ın Genel Nüfusu, Akademik Sayfalar, C 23, S 6, 13 Mart 2024 Çarşamba, s. 81-87

11/02/2026

Yol Değirmeni Denemeler Erol Erdoğan

 

Yol Değirmeni Denemeler Erol Erdoğan

Yusuf Yıldırım



Herkes kendi yaşamının ya figüranıdır ya da kahramanıdır. Figüranlar izlerken kahramanlar izlettirir.

Umut Şarkısı adlı şiir kitabıyla yayın hayatına adım atan Erol Erdoğan, bu kez yoluna deneme ile devam ediyor. Yayın hayatına şiir türünde, hızlıca ve ustalıkla giriş yapan Erdoğan, böylece şairliğinin yanında yazarlığını da eklemiş oldu.

Erdoğan, Umut Şarkısı adlı kitabıyla başarılı ve beklenenin ötesinde bir etki ile kalıcı izler bırakır. Zira, tanıtım, imza günleri, şiir dinletisi gibi etkinliklerde eserinin temsilinde üst düzey performans sergiledi.

Yol Değirmeni’nin şaşırtıcı ve ilk dikkat çeken özelliği; derinlik, üslup, özgünlük gibi öncül ölçütlerle Erdoğan’ın şiir de yakaladığı başarıyı deneme de devam ettirmesidir.

Eser, 2026 Ocak ayında Kadran yayınlarından çıktı. Kapak, başlıkla uyumlu olabilecek ve tahmin edilebilecek biçimde yolda sonsuzluğa yürüyen bir adam simgelemesi ile tasarlanmış. Ufuktaki ışın halkaları sonsuzluğu betimlemektedir.

Arka kapak yazısı ise kitabın toplam resmi gibidir: Anadolu insanın yaşadığı her bir deneyim (….) hepimizi bir istasyonda buluşturacaktır.

İlk bakışta gözden kaçabilir ancak kitabın adı da özgün ve düşünülemez bir metafor. Yol ve değirmen zaten başlı başına iki ayrı simge ve imge iken birleşerek zaman yolculuğunda tüketilen yaşamların resmini çiziveriyor. Zaten yazar birkaç yerde başlığa gönderme yaparak ”Adına zaman denilen o öğütücü (…) (s. 27)” ve “ (…) büyük kent değirmenin öğüttüğü vefa, dayanışma, kadirşinaslık (…) (s. 31)” gibi örneklerle öğütme mecazıyla değirmen üzerinden ince mesajlar vermektedir.

Yazar, kitabın vücuda gelme amacını önsözde; “Umarım sonsuzluğa emanet edebileceğim güzellikler biriktirebilmişimdir.” mesajıyla ustaca ortaya koymaktadır.

Kitabın dıştan göze çarpan iki önemli özelliği de sayfa tasarımı ve kitap hacmidir. Kitap; on iki punto yazısı ve bir buçuk nokta satır aralığıyla sayfalara dağılan metinler, okuyucuyu sıkmayacak ve bir sayfayı ortalama bir dakikada okuyacak biçimde hazırlanmış. Yine seksen yedi sayfada bitirilen kitap, okuyucuya “Koltukta bir fincan kahve eşliğinde oturup bitiririm.” hissini vermektedir.

Yine kitabın göze çarpmayacak ögelerinden biri de mimarisidir. Toplamda yirmi bir adet konu okuyucuya sezdirmeden verilecek iletilere uygun sıralanmış. Özellikle ilk altı konu, okuyucuyu kitaba zincirleyecek türden. “Dün Bugün Ve …” başlığı altında Tagor, Mevlana Nuşirevan, Nietzsche’den verilen örnekler, hem yazarın erdemler ölçeğinde dünya görüşünü betimliyor hem de okuyucuya deneyimlemede sağlam referanslar sunmaktadır.

Konu sonundaki yazarın güçlü mesajı fazla söze ne gerek var dedirtiyor:

Ondan sonra!

Sonra da şu üç boyutlu âleme dar gelen arzu ve özlemlerimize yeni koşu alanları bulmak için adına ölüm denilen ancak bana göre bir dezekarnasyondan ibaret olan sürekli yürüyüşün ikinci perdesini yaşamak üzere birinci perdeyi kapatabileceğimiz anı yaşamaktır.

Yazarın seçtiği ikinci konu “Anneler Günü” sıradan görünebilir ama konu içeriği büyük anlamlar sunuyor, okuyucuya. Görünüşte bir kadirşinaslık göstergesi olan bu yazının toplamında, ilk öğrenmenin, ilk deneyimin ana rahminde ana kucağında başladığı, aslında annenin özellikle ilk yaşlarda tüm hayata bedel bir dünya sunduğu sezdirilmektedir. Konunun ciddiyeti ve önemi şu satırlarda yazar tarafından dışa vurulmaktadır:

Belki de tam zamanı dönüşüm ve değişim için. Anne ve baba olmayı evlada tahvil edip içimizdeki yaşamsal cevherden bağımsız haksızlık olacaktır bu duygudan bağımsız olanlara.

Aynı zamanda üçüncü başlık Aşık Veysel (s. 17)ve konu içindeki; gafletler, acı hatıralar üzerinden Nuşirevan hikayesi tam ibretlik. Aşık Veysel’in şu dörtlüğü de yaşam deneyiminin neden büyük hazine olduğuna örnek:

Nuşverani Âdil nerede tahtı

Süleyman mührünü kimse bıraktı

Resulü Ekrem’in kanunu haktı

Her ömrün sonunda bir feryat gördüm

Denemelerin en önemli özelliği, herkesin yaşadığı, anda asılı kalmış duran ve hiç gitmeyeceği düşünülen ancak tekrar dönüldüğünde bulunamayan hatıraları zaman kararlığında saklıyor olmasıdır. Yazarın Seksenler başlığı altında öne çıkardığı yazlık sinemalar ve siyah beyaz televizyon dönemi de öyle zaman aralığından sızdırılmış iki toplumsal hayatın büyük parçası. 70’lerin çocukları; son çırpınışlarını yaşayan ama 50, 60 ve 70’lerin başında sinema, toplumsal etkileşimde şimdiki sosyal medya salgını gibi idi. Yine televizyonu ve televizyondaki dünyayı sadece siyah beyaz gören son nesildir. Yazarın bu tespiti eminim, 70’lerin ve önceki kuşakların çocuklarını yine o çocukluk yıllarına götürecektir.

Yazar sohbet havasında, dinlendirici esinti hissinde kurduğu cümlelerde konuları devam ettirirken, kendisinden ya da etkilendiği şiirlerden örnekleri ya da kesitleri konulara serpiştirerek anlatımı renklendirir.

Böylece yalın ve akıcı bir üslupla ördüğü anlatımla yazar; okuyucuya bir yandan zamanda ve mekanlarda yolculuk yaptırır bir yandan da her konuda oluşturduğu örtük anlamlarla ruhsal ve duygusal geziler yaptırarak onlara iç dünyada mihmandar vazifesi görür.

Kitapla ilgili bazı öneriler!

Öncelikle bu öneriler mevcut yayından bağımsızdır ve sonraki baskılarda müzakere edilebilir.

Kapak, çağrışım zenginliği olan belki pastel renklerde soyut düşünülebilir.

Bölümler ve konular kapakla eşgüdümlü olacak biçimde tekli sayfalardan başlatılabilir, böylece standart sağlanabilir.

Her sayfada ve oldukça üstte kitap adının olması, rahatsız edici bir etki bırakıyor. Bunun yerine daha gri tonda ve metin puntosundan küçük olacak biçimde solda yazar adı-soyadı sağda kitap adı görünecek bir düzenleme daha etkili olabilirdi. Böylece okuyucu, sayfa çevirdikçe önce metne odaklanacak; ihtiyaç duyarsa ikincil uyaranlara göz kaydıracaktır.

Bölüm ve konu başlıklarında altın oran uygulanabilir. Buna göre bölüm ve konu başlıklarının olduğu sayfalarda üçte birlik üst kısım boş bırakılarak okuyucunun daha rahat soluklanması sağlanabilir.

Erol Erdoğan, Yol Değirmeni, Kadran & Medya Yayıncılık, İstanbul Ocak 2026, 87 sayfa.