17/06/2026

Yaşar Evcen ile Enine Boyuna: Yaşar Evcen Kültür Evi

 Söyleşi:  Yusuf Yıldırım
Yaşar Evcen

Yusuf Yıldırım: Yaşar Evcen Bey merhabalar. Karaman’da çok güzel bir gelişmeye vesile oldunuz. Heyecanla beklenen Yaşar Evcen Kültür Evi 10 Haziran 2026 Çarşamba günü geniş bir katılımla açıldı. Başta Karaman’da olmak üzere tüm Türkiye’de, hatta Avrupa’da yoğun bir ilgi gördü ve görmeye devam ediyor. Yaşar Evcen Kültür Evi, sosyal medyada 15 bini aşkın izleyici tarafından etkileşim aldı. Size gelen tebrik telefonları da bunun küçük bir yansıması olsa gerek. Şimdi Yaşar Evcen Kültür Evi’nin geçmişi ve geleceği üzerine konuşalım.

Yaşar Evcen: Hoş geldiniz öncelikle, biz de teşekkür ederiz. Özellikle sosyal medyada yaptığınız katkı ve konağımıza kadar gelip o açılışa tanık olduğunuz için teşekkür ederim. Bu Kültür Evi’ni 10 yıl önce aldık.

Yusuf Yıldırım: Yaşar Evcen Kültür Evi'nin üzerine görünmeyen misyonlar ve mesajlar da yüklenmiştir. Tartan Konağı, Hürrem Dayı Evi, Durmuş Ali Gülcan Evi, Hacı Ömer Ağa Evi ve Nalıncılar Evi; belediye ya da il özel idaresi tarafından kamulaştırılarak kültüre kazandırılmış Karaman evleridir. Bir de Mustafa Çolakoğlu'nun, kendisine miras kalan ve kendi imkânlarıyla kurtardığı bir evi var. Saydığımız bu evlerin çoğu, eski adıyla Hükümet Caddesi, yeni adıyla Ahmet Hilmi Birant Caddesi üzerindedir. Yaşar Evcen Kültür Evi ise özel girişim tarafından satın alınarak kültüre kazandırılması, Karaman tarihinin ve geleneklerinin yaşatılıp korunması bakımından bir ilktir ve çok önemli bir yerde durmaktadır.

Yaşar Evcen: Her şeyi devletten beklememek gerekir; çok doğru bir yönden baktınız. Buradan tüm Karamanlı hayırseverlere ve iş insanlarına seslenmek istiyorum. Karaman'da tarihî şehir dokusunun yüzde doksanı, ne yazık ki son 45 yıldaki aşırı ve kaçınılmaz betonlaşma içinde yok oldu. Tartan Konağı'nın restore edilip kültüre kazandırılması bir milat, bir başlangıç oldu; arkasından sizin de saydığınız tarihî Karaman evleri kurtarıldı. Bu kötü tabloya rağmen başta Topucak Mahallesi olmak üzere Abbas'ta, Koçakdede'de, Sekiçeşme'de, Mansurdede'de kurtarılmayı bekleyen onlarca ev var. Şu da bir gerçek: Bu evler, Boğaz'daki yalılar misali milyonlarca dolar değerinde konutlar değildir. Geleneksel ve tarihî Karaman evlerinin kurtarılması için hem hayırseverlerin ve iş insanlarının hem de mirasçıların ya da ev sahiplerinin makul düzeyde fedakârlık yapmaları gerekmektedir.

Yusuf Yıldırım: Okuyucular, özellikle yeni kuşaklar Yaşar Evcen’i nasıl tanımalı?

Yaşar Evcen: 1955 yılında Karaman’ın Kameni köyünde dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimimi Karaman’da tamamladıktan sonra 1977’de Hatay’da İnşaat YüksekOkulunu bitirdim. 1989-1999 yılları arasında, iki dönem üst üste on yıl boyunca Karaman Belediye Başkanlığı yaptım. 1989’da göreve başlamamın hemen ardından Karaman il oldu; böylece Karaman’ın il statüsündeki ilk belediye başkanı olarak şehir tarihine geçtim. Halen inşaat sektöründe hizmet vermeye devam ediyorum.

Belediye başkanlığım döneminde yapılan parklarla Karaman’ın yeşil alanı çoğaltıldı ve yaygınlaştırıldı. Yunus Emre, Karamanoğlu Mehmet Bey, Piri Reis gibi Karaman’ın ve Türkiye’nin tarihî kişiliklerinin heykelleriyle şehir donatıldı. Belediye çatısı altında kütüphaneler kurduk. Benim dönemimde uygulanan nazım imar planı uygulamalarıyla şehrin gelişimi doğu tarafına kaydırıldı. Şehir içine açılan yeni yollarla şehir trafiği rahatlatıldı.

Yine bizim dönemimizde Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre’yi Anma etkinlikleri yoğun ve geniş katılımlı gerçekleşti.

Belediye başkanlığı dönemi sonrası da hayır işlerimiz devam etti ve edecek. Anaokulları inşa edip devlete teslim ettik, öğrenci yurtları yaptık.

İki yıl önce Gündoğdu Yıldırım adlı kardeşimiz, benim hayatımı konu alan “Memleket Sevdası” adlı biyografik romanı kaleme aldı.

Yusuf Yıldırım: Kimseye nasip olmayacak güzellikte, dolu dolu bir hayatınız var. Şimdi Yaşar Evcen Kültür Evi’ne geçelim. Burası daha çok Mehmet Gürle Evi olarak biliniyordu. Daha öncesinde de Birantların bu evde oturduğu ve yaşadığı bilinmektedir; nitekim ev, Ahmet Hilmi Birant Caddesi üzerinde.

Yaşar Evcen: Biz bu evi yaklaşık 10 yıl önce, bize gelen bir teklif üzerine aldık. O sıralarda Kadıevi olarak bilinen ve Karaman Mimarlar Odası’nın doğusunda bulunan başka bir evi de satın almıştık.

Evin 200 yıllık olduğuna dair bazı aktarımlar var. Evin tapusundan hareketle bir araştırma yapacağız.

Mehmet Gürle Evi (Yaşar Evcen Kültür Evi), Karaman, 1950'ler

Yusuf Yıldırım: Evet, Kadıevi; Demirgömlek’e giden yol üzerinde.

Yaşar Evcen: Evet, Kadıevi büyük bir ev; aşağı yukarı 850 metrekare. Onun da bazı sorunları çıktı, “tamir ettirelim” dedik. Konya’daki konaklara gidip araştırdık; Konya’da bu işler çok iyi yapılıyor. Burası daha küçük olduğu için bize daha hesaplı geldi; hem çarşıya yakın, insanların ayağının altında gördük. Restorasyon ruhsatı alındı, Konya’dan bu işi yapan bir ekip getirdik. Kısa zamanda bitirip teslim ettiler.

Yusuf Yıldırım: Restorasyon aşağı yukarı ne kadar sürdü?

Yaşar Evcen: Birkaç yıl sürdü.

Yusuf Yıldırım: Yaşar Evcen Kültür Evi henüz restorasyon aşamasında iken büyük heyecan yarattı. Halkın tüm kesimleri bu projeyi çok benimsedi. Karaman’a, Karaman’ın kültürel mirasına sevdalı olanlar bu projenin bitmesini dört gözle beklediler.

Yaşar Evcen: Bu soru için özellikle teşekkür ederim. Bu projeyi gerçekleştirmede tabii ki ekonomik yeterlilik ve özgün düşünceler başlıca etkendir. Ama asıl gücümüz, projeye başladığımızdan itibaren halktan, dost çevresinden ve Karaman’ın entelektüel dünyasından gelen moral destek olmuştur. Bu sayede ne kadar doğru ve isabetli bir karar alıp ne denli yerinde bir proje yürüttüğümüzü gördük. Bunun için Karaman’a ne kadar teşekkür etsem azdır.

Tüm isimleri tek tek sayamam ama o isimlerin tamamı ve daha fazlası, evimizin açılışına katılarak bizimle beraber oldular.

Yusuf Yıldırım (Soğdan 3.) Celil Evcen (Soldan 4.) Mehmet Gürle Evi (Yaşar Evcen Kültür Evi) restorasyon sırasında, 2022

Yusuf Yıldırım: O dönemi biz de takip ettik. Çünkü Karaman’ın şehir kültüründe, şehir dokusunda kerpiç evleri çok önemlidir. Ne yazık ki Karaman’da bir zihniyet de var; insanlar kerpice bakıp “bu toprak, çamur” diye görüyor. Oysa medeniyetin başlangıcında da kerpiç vardır. Sadece kerpiç de değil; mimarisi, kalem işi, ahşap işçiliğiyle Karaman evleri aslında sanatsal ve kültürel mirasa uygun evlerdir. Bu yönden Yaşar Evcen Kültür Evi, özel bir girişim olarak çok önemli bir model oldu. İki gün önce de geniş katılımlı, yemekli bir açılış yaptınız. Katılım ve tepkiler nasıldı?

Yaşar Evcen: Çok güzel oldu. Karaman’da kültüre yakın arkadaşlarımı, yazarları, çizerleri, senin gibi değerli isimleri ve basından birkaç arkadaşı çağırdık, geldiler; çok memnun olduk. İstanbul’dan sanatçı arkadaşımız Durmuş Bey de geldi, ufak bir program yaptı. Aslında bu eski eserler konusunda asıl etkilenmem, 20 yıl önceki Amasya–Tokat gezimizde oldu. Amasya’da Yeşilırmak’ın yukarı kesimi tümüyle restore edilmiş; devlet, belediye ve halk işbirliğiyle o kadar güzel yapılmış ki otel, motel, misafirhane, kütüphane, müze olarak doldurulmuş. Eski havasıyla, o sokaklar, o eski taşlarla çok güzel. Tokat’ta da benzer güzellikte şeyler var. Karaman’da bu yapılmadığı için üzülüyorum. Biz bir örnek olsun diye, kendi çapımızda yapmaya çalıştık.


Yaşar Evcen Kültür Evi Açılış günü, konuklar, 2026/06/10 Foto: Yusuf Yıldırım

 

Yusuf Yıldırım: Restorasyon sonrası evi yeni hâliyle görünce ben doğrusu çok şaşırdım, çok memnun kaldım. Çünkü evin döşemesi çok önemliydi: barok-ampir sandalyeler, masalar, sehpalar, geleneksel halılar, kilimler… Bunlara da değinelim mi; nasıl düşündünüz, neler ortaya çıktı?

Yaşar Evcen: Burası eskiyi çağrıştırsın istedik. Bizim bir halı kültürümüz var; hatta rahmetli annem böyle 10 tane halı dokudu. Beş çocuğu vardı; erkek çocuklara yer halısı, kız çocuklara duvar halısı dokurdu. O halıların içinde büyüdüğümüz için halıya karşı ayrı bir sevgimiz var. Eski dokuma olduğu için araştırdık: Karapınar’ın kaliteli halılarından getirttik; Belkaya, literatürde Arısama olarak geçen halılar, Koraş halıları… Konya’nın Ladik kasabasından aldık. Taşkale tam bir halıcıdır, oradan aldık. Bir de bizim aile halılarımız, Kameni halıları var; sağ olsunlar 8-10 tanesini verdiler. İleride bunu bir halı müzesine dönüştürebiliriz diye düşünüyoruz. Halıları çoğalttıkça ve koruyabilirsek geleceğe kalsın istiyoruz; bakım ilaçlarını da yaptık.


Yaşar Evcen Bey, Yaşar Evcen Kültür Evi'nde makamında. 10 Haziran 2026 Çarşamba, Foto: Celil Evcen

 

Yaşar Evcen Bey, Yaşar Evcen Kültür Evi'nde bir odada. 10 Haziran 2026 Çarşamba, Foto: Celil Evcen

Yusuf Yıldırım: Karaman’da halı müzesi fikri çok ilginç ve bir o kadar da önemli. Çünkü halı üzerine Türkiye’de de çok az müze var; hepsi de ya İstanbul’da ya da Ankara’da. İnşallah bir gün bunu takip ederiz.

Yaşar Evcen: Evet, şimdilik bu seçkin halılarla evin döşemesini ve aksesuarını oluşturduk. İleride oluşacak koleksiyonlar belki müze halısına evrilir.


Yaşar Evcen Kültür Evi'nde bir oda. 10 Haziran 2026 Çarşamba, Foto: Celil Evcen

Yusuf Yıldırım: Peki Yaşar Evcen Kültür Evi’ni başka hangi projeler bekliyor? “Bir kitaplık” dediniz; bunu biraz açalım. Karaman Kitaplığı.

Yaşar Evcen: Karaman kadim bir şehirdir; yaklaşık 250 yıl Karamanoğlu Beyliği’ne merkezlik yapmış, bağrından çok güzel insanlar çıkarmış. Yunus Emre dili özgürleştirmiş; Karamanoğlu Mehmet Bey Türk dilini en iyi sahiplenen isimlerden olmuş. Yunus Emre dünya çapında bir sufî ve şair; UNESCO bile anma yapıyor. Kitaplık konusunda bize bu işi bilen arkadaşlarımız “Türkçe ve Edebiyat öğretmenleri, senin gibi bu işle ilgilenen bilim insanları”  yol gösterecek. Biz kitapları toplayalım, iyi bir kütüphane sistemine sokarak vatandaşın hizmetine sunalım istiyoruz. Yunus Emre ile ilgili ne kadar kitap varsa toplayalım; Karaman tezlerini de alalım. Karamanoğlu Mehmet Bey ve dil üzerine yazılanları, Karaman’la ilgili olanları öncelikle toplayalım. Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili hemşehrimiz Ali Güler’in detaylı kitapları var. Önce Karamanlı yazarlarımızın kitaplarını toplayalım; sonra Yunus Emre, dil, Karaman’ın tarihi ve genel durumuyla ilgili kitapları bir araya getirelim. Kısaca burası Yunus’a ve Türkçeye odaklı bir Karaman Dokümantasyon Merkezi olacak.

 


Yaşar Evcen Kültür Evi, sofa. 10 Haziran 2026 Çarşamba, Foto: Celil Evcen

Yusuf Yıldırım: Evet; Karaman şehri, Karamanoğulları ve Karaman’ın kendi tarihiyle ilgili. Çünkü Karamanoğulları ayrı bir tarih; Karaman tarihi dediğimizde işin içine Binbirkilise, Roma, Bizans, Selçuklu, yani antik Karaman da giriyor. Yaşar abi, bu fikirler ve başlanan projeler çok güzel, insanı heyecanlandırıyor; çünkü Karaman’da yıllarca özlemi çekilen ideallerden biri bu. Şunu sorayım: Yaşar Evcen Kültür Evi, Gazi Kültür Merkezi gibi bir çekim merkezi, her kesimden insanı kuşatan bir ortam olacak mı? Bunu planlıyor musunuz?

Yaşar Evcen: Gazi Kültür Merkezi daha geniş çaplı, çok güzel olmuş; onu yapanları, Ali Yağcı arkadaşımızı ve Milli Eğitim Müdürlüğü’nü tebrik ediyorum. Bizimki daha küçük çapta, ama kendi çapımızda işletmek istiyoruz. Kitap okuma kulübü sürekli çalışacak, orada toplansınlar istiyoruz. Yazarlar, çizerler geliyor; daha önce de gelip imza günü yaptılar. Bu ayın 25’inde bir bayan yazar arkadaşımızın kitaplarını okuyacaklar; kitap okunduktan sonra orada tartışılıyor. Belli zamanlarda, haftanın bir günü sohbet toplantıları yapalım istiyoruz; mesela Çarşamba akşamları. Arkadaşlarımız sıra geceleri de önerdi; kışın Karaman’da bu yapılır, özellikle Kırmahalle sakinleri sürdürürdü, onlarla görüşüp katkılarını alacağız. Yani orayı aktif kullanmaya çalışacağız.



Emine Evcen Tuzcu, Osman Nuri Koçak, Yasemin Küçükcicibıyık, Yaşar Evcen, Yusuf Yıldırım,  Yaşar Evcen Kültür Evi. 10 Haziran 2026 Çarşamba, Foto: Yusuf Yıldırım

 
Yusuf Yıldırım: Son olarak neler söylemek istersiniz?

Yaşar Evcen: Buradan bütün hemşehrilerimize, Karamanlılara şunu istirham ediyoruz: Elinde Yunus Emre’yle, dille, Karaman’la ya da Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili eski kitaplar olan varsa bize ulaştırsın; karşılığını veririz. Bunları burada toplayalım; bugün olmasa bile yarın çocuklarımıza, torunlarımıza lazım olur. İnşallah Karaman’a hayırlı uğurlu olur. Birlikte olursak, böyle kültür meselelerine sahip çıkarsak Karaman daha güzel olacak. Geldiğiniz için tekrar tekrar teşekkür ediyorum.

 

22/05/2026

Çeşmeli Kilise’nin Ermenice Kitabeleri ve Ana Nef İkonografileri

 Halk arasında Çeşmeli Kilise adıyla bilinen, Ermenice adıyla Surp Asdvadzadzin Kilisesinde bulunan ve şimdiye kadar ne olduğu hakkında hiçbir bilgiye ulaşılamayan apsis kemerindeki kitabe ile ana nef ikonografilerinin kimlik yazıtları artık çözüldü.

Kilisenin 1727 yılında inşa edildiği (Yıldırım, 2020), 1844 ve 1854 yıllarında da iki tamirat geçirdiği (Yavuzaslan, 2020) daha önceki araştırmalarda ortaya çıkmıştı. Kaynaklara göre kilise, 1922 yılında Ermeniler tarafından kullanılmakta idi (Sapancalı, 1922; Yıldırım, 2024) ve en geç 1924 yılında kapanmış olmalıdır. Cumhuriyet döneminde 1940-1981 yılları arasında Karaman Hapishanesi olarak kullanılmıştır. Kilisenin güneyinde bulunan mermer çeşme, 1983 ya da 1984 yılında Karaman Müzesi Müdürü İlhan Temizsoy ile Arkeolog ve Sanat Tarihçi Mehmet Vehbi Uysal tarafından koruma amaçlı müzeye taşınmıştır. Bu mermer çeşmeye atıfla kiliseye ne zaman “Çeşmeli Kilise” denildiği tam olarak bilinememektedir.

Karaman Cezaevinin taşınması sonrası kaderine terk edilen kilise, 2007 yılında geniş çaplı bir restorasyona alınmıştır. Bu tarihten itibaren kilise; sergi, müzik dinletisi, konferans gibi çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmaktadır.



Kilisenin apsisi ve ana nef kemerleri, fresk tekniğiyle bitkisel bezeme ve ikonografilerle süslenmiştir. Ayrıca sadece dikkatli ziyaretçilerin ve araştırmacıların fark edebildiği bazı kitabeler de kilisede bulunmaktadır.

Apsis kemeri ile ana nef sağ taraf kemerlerinin ikisinin yüzeyindeki ikonografilerin birer kelimelik kitabeleri bulunmaktadır. Ana nef kemer yüzeylerinde toplamda altı adet ikonografi vardır.

Kitabeleri çözümlemek için 8 yıl önce internet üzerinden bazı Ermeni vatandaşlara ve Ermeni Patrikhanesine kitabe görselleri gönderilmiş olsa da bir sonuç alınamamıştır.

Bu kez bu kitabeleri ve aşırı yıpranmış ya da tamamen silinmiş ikonografileri çözmek için yapay zeka araçlarına başvurulmuştur. Birden fazla yapay zeka modeli ile yapılan çalışmada ortaya çıkan veriler karşılıklı olarak tartışılarak kilise kitabeleri ve kemer yüzeylerindeki ikonografiler büyük ölçüde kesinleştirilmiştir.

Apsis Kemerindeki Ana Kitabe

Kilisenin apsis kemerinde yer alan kitabe, Klasik Ermenice (Grabar) ile yazılmış litürjik bir adanma ifadesidir. Litürji din ve tanrı adına kamu ya da halk hizmeti, kilise ayini gibi anlamlara gelmektedir. Kilise inşasıyla eş zamanlı olduğu değerlendirilen bu kitabe, dönemin Ermeni kilise yazıt geleneğine uygun bir üslup taşımaktadır.


Ermenice:

ԶՏԷՐ ՓՐԿՉ ԱՆԱՐԱՏ ԵՒ ԱՅՍ Է ՅԻՇԱՏAKԻ ՀՈԳՒՈՅ ՅՈՒՐՈՑ

Türkçe Transkripsiyon:

“Z-Ter Prkiç Anarat yev ays e Yişatak Hoğvoy Yuroç”

Akademik Latin Transkripsiyon:

Z-Tēr P'rkič' Anarat ew ays ē hišatak hoguoy yurōc

Türkçe Çeviri:

“Lekesiz Rab Kurtarıcı — ve bu onların ruhlarının hatırasıdır”

Kitabede geçen ԱՆԱՐԱՏ (Anarat) sözcüğü "lekesiz, kusursuz, saf" anlamına gelmekte olup kilisenin resmi adı olan Surp Asdvadzadzin (Kutsal Tanrı'yı Doğuran, Meryem Ana) ile doğrudan örtüşmektedir. ՅԻՇԱՏAKԻ ՀՈԳՒՈՅ ՅՈՒՐՈՑ ifadesi ise kiliseyi yaptıranların ya da kilise inşasını mümkün kılan bağışçıların ruhlarına adanmış bir anma yani dua kalıbıdır. Bu tür yazıtlar, 18. yüzyıl Anadolu Ermeni kiliselerinde yaygın bir litürjik gelenek olarak karşımıza çıkmaktadır.

Ana Nef İkonografi Programı

Kilisenin ana nefinde, karşılıklı sütunlar üzerindeki kemerlerin köşelik yüzeylerinde toplam altı adet madalyon içinde ikonografi yer almaktadır. Tüm ikonografiler mavi mandorla (ışık hâlesi) ile çerçevelenmiş olup bu biçim, 18. yüzyıl Ermeni kilise sanatının karakteristik özelliğidir. İkonografilerin bir kısmının altında birer kelimelik Ermenice kimlik yazıtları bulunmaktadır.



1. Keşiş/Münzevi Aziz — ՄԻ ԱՐՍ (Sağ Ön) Yazıtı ՄԻ ԱՐՍ (Mi Ars) olarak okunan bu ikonografi, dönem Ermeni kilise yazıt geleneğinde "keşiş" veya "münzevi" anlamına gelen ՄԻԱՅՆԱԿԵԱՑ (Miaynakeats) sözcüğünün epigrafik kısaltmasını taşımaktadır. Madalyon içindeki figürün çileci bir azizi temsil ettiği anlaşılmaktadır. Aziz Makarios Mısırlı bu ikonografi için güçlü bir aday olarak değerlendirilmektedir.

2. Kurtarıcı İsa — ՓՐԿԻՉՆ (Sağ Orta) Yazıtı en net okunan ikonografidir. Mavi mandorla içindeki figürün altında ՓՐԿԻՉՆ (P'rkičn — "Kurtarıcı") yazmaktadır. Ermenicede -Ն eki belirlilik bildiren bir artikel işlevi görmektedir. Bu ikonografi, Ermeni kilise sanatında merkezi konumda yer alan İsa Pantokrator (Her Şeye Hükmeden İsa) tasvirinin tipik bir örneğidir.

3. Hale İzli Figür (Sağ Arka) Yazıtı silinmiş olmakla birlikte madalyon içinde belirgin altın hale ve kırmızı/turuncu cüppe kalıntıları seçilebilmektedir. Kırmızı episcopal cüppe ve altın hale kombinasyonu, Ermeni Kilisesi'nin kurucu azizlerini — başta Surp Grigor Lusavoriç veya Surp Nerses — çağrıştırmaktadır. Kesin tespit için yazıtın okunması gerekmektedir.



4 Mavi mandorlalı boş ikonografi  (Sol Arka) Madalyon içi boş yüzeydir. İkonografiye dair hiçbir iz yoktur.

5. Kitap Tutan Figür (Sol Orta) Mavi cüppeli, elinde kitap/İncil tutan bu figürün yazıtı silinmiş durumdadır. Mavi cüppe ve kitap kombinasyonu Ermeni ikonografisinde kilise kurucusu azizlere özgü bir tasvir biçimidir. Surp Grigor Lusavoriç (Ermeni Kilisesi'nin kurucusu, ışığı getiren aziz) ya da bir kilise babası bu ikonografi için en güçlü adaylar arasında yer almaktadır.

6. Meryem Ana — Hilal İkonografisi (Sol Ön) Madalyon içinde yazıtı silinmiş olmakla birlikte merkezdeki belirgin altın hilal formu Vahiy 12:1 ikonografisine işaret etmektedir: "Ayaklarının altında ay olan kadın." Bu tasvir, Ermeni kilise sanatında Meryem Ana'yı simgeleyen en yaygın kompozisyonlardan biridir. Kilisenin resmi adının Surp Asdvadzadzin (Kutsal Tanrı'yı Doğuran, Meryem Ana) olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu ikonografinin önemi daha da belirginleşmektedir.

Sonuç

1727 yılında Karaman'ın Tapucak Mahallesi'nde inşa edilen Surp Asdvadzadzin Ermeni Kilisesi, Anadolu'da ayakta kalan ve özgün iç süsleme programını kısmen koruyan nadir Ermeni dini yapılarından biridir. Halk arasında Çeşmeli Kilise olarak bilinen bu yapının apsis kemeri kitabesi ile ana nef ikonografi yazıtları, bu çalışmayla ilk kez sistematik biçimde okunmuş ve değerlendirilmiştir.

Apsis kemerindeki ԶՏԷՐ ՓՐԿՉ ԱՆԱՐԱՏ ԵՒ ԱՅՍ Է ՅԻՇԱՏAKԻ ՀՈԳՒՈՅ ՅՈՒՐՈՑ kitabesi “Lekesiz Rab Kurtarıcı, ve bu onların ruhlarının hatırasıdır”  kilisenin hem adıyla hem de kuruluş amacıyla tam uyum içindedir. ԱՆԱՐԱՏ (Lekesiz) sıfatı, Surp Asdvadzadzin'in (Kutsal Tanrı'yı Doğuran, Meryem Ana) teolojik özünü yansıtmaktadır.

Ana nef kemer yüzeylerindeki altı ikonografiden yazıtı okunabilenlerin ՓՐԿԻՉՆ (Kurtarıcı) ve ՄԻ ԱՐՍ (Keşiş/Münzevi) olduğu kesinleştirilmiştir. Diğer ikonografilerin yazıtları ise yapının cezaevi olarak kullanıldığı dönemde uğradığı tahribat nedeniyle büyük ölçüde silinmiş durumdadır. Buna karşın görsel izler “ altın hilal, episcopal cüppe kalıntıları, kitap tutan figür” ikonografi programının tutarlı bir teolojik bütün oluşturduğuna işaret etmektedir.

Bu çalışma, 100 yıldır ne olduğu bilinmeyen söz konusu kitabelerin ancak yapay zeka teknolojisinden yararlanılarak aşılabildiğini ortaya koymaktadır. Elde edilen bulgular, alan uzmanlarının katılımıyla daha kapsamlı biçimde incelenmesi gerektiğini göstermektedir. Surp Asdvadzadzin Kilisesi, Karaman'ın çok katmanlı tarihi mirasının somut bir ifadesi olarak bu ilgiyi fazlasıyla hak etmektedir.

Kaynaklar

Yusuf Yıldırım, Çeşmeli Kilise’nin inşa tarihi kesinleşti, Karaman’da Uyanış, karamandauyanis.com, https://www.karamandauyanis.com/yazarlar/yusuf-yildirim/cesmeli-kilisenin-insa-tarihi-kesinlesti/87187, 23//04/2020, E.T: 23/04/2020

Mehmet Vehbi Uysal, Görüşme, 2024, 2025, 2026

Şehabettin Yavuzaslan, Görüşme, 2024, 2025

Sapancalı Hasan Hüsnü, Karaman Ahvâl-i İxtimâiye,Coğrâfiyye ve Târîhiyyesi, Karaman 1922, Süleymâ-niye Kütüphanesi, İhsan Mahvi Koleksiyonu, No 76

Yusuf Yıldırım, Cumhuriyetten ve Mübâdeleden Hemen Önce Karaman’daki Milletler ve Karaman’ın Genel Nüfusu, Akademik Sayfalar, C 23, S 6, 13 Mart 2024 Çarşamba, s. 81-87