Şanlıurfa'nın bir kazasında belediye, ilçe merkezine fidanlar diker. Ertesi gün, bazı fidanların kırıldığı görülür.Ve belediye hoparlöründen söyle bir anons yapılır:
"Dikket dikket!..
Belediyemizin diktigi agaç fidanlarını kıran,
heyvansa, zaten heyvandır.
Çocuksa, heyvan çocugidir.
Eger büyükse, heyvan ogli heyvandır."
Bizde ise çok daha komik bir hoparlör olayı yaşanıyor.
Belediye başkanı,hoparlörlü anonsları kaldırdığını duyurduğu
zaman bu kadar karşı ses olacağını tahmin etmiş miydi acaba?Ben şahsen çok
gürültü çıkacağını hiç düşünmedim.İlk önceleri birkaç aykırı ses,hop oturur hop
kalkar diye düşündüm.Öyle ya!Avare Karaman halkının yegane çitlek çitlediği sulu park bile kaldırıldığında
bu kadar fırtına kopmamıştı.Ama hoparlörlü anonsların kaldırılışının üzerinden
birkaç ay geçmiş olmasına rağmen hala hoparlörler nakaratları söylenmeye devam
etmekte.
Medyadan izlediğimiz kadarı ile
birtakım odalar, dernekler ve toplumsal sorumluluğu üzerinde hissettiğini
düşünen kuruluşlar, avazları çıktığı kadar hoparlörümüzü isteriz diye bir tempo
tutturmuşlar gidiyorlar. Seslerden bazıları ve en ciddileri şöyle:
En büyük ses:"En yakın
komşum öldü. Haberim olmadı Oysa hoparlörlü ilan olsa komşumun cenazesine
yetişirdim. Hoparlörümüzü geri istiyoruzzz."
"Cenazelerde artık iki
saftan fazla insan olmuyor. Anonslar olsa idi musalla dolar taşardı.Hoparlörümüzü
geri istiyoruuuz. "
Cenaze haberini,belediye anonsu ile
duyup geldim diyen şimdiye kadar görülmüş duyulmuş mudur acaba?Hem cenaze
haberini alan soluğu musallada mı alıyor?Zaten böyle bir şeye de gerek
yok.Dinimiz bile bu konuda esneklik sağlayarak cenaze namazına katılmayı farz-ı
kifaye kabul etmiştir.
Bir de her gün okunan ölüm
ilanlarının çocuklarımız üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi hangi mantık ve akıl
ile açıklayabileceksiniz. Çocuklarımızı hangi psikoloji ile hayata hazırlıyoruz.Ölüm
ilanlarını duya duya çocuklarımız,herhalde geleceğe umutla bakmayacaklardır.
Ortanca bir ses:"Karamanımıza ait olan bu
güzel geleneğin kaldırılmasına karşıyız. Yaşatılmalı! Hoparlörümüzü geri
istiyoruuuzzzzz."
Vallahi çok önceleri daha güzel
bir gelenek vardı. Tellallık…Madem gelenek diye bir derdiniz var daha eskisi
olan telalığa sarılın.Bence tellallığı tekrar canlandırmayı deneyin.Hem Yeni
Zelanda'nın başkenti Wellington'da,
geleneksel kıyafetler içinde rulo ferman ile tellallık,sembolik olarak
devam ettiriliyor.Bu da geleneklerimizi korumak isteyenlere küçük bir bilgi
olsun.
Bir de küçük bir ses var:"Haberleşme
özgürlüğümüzü kimse engelleyemez. Hoparlörümüzü geri istiyoruuuuuzzz."
Son sesin üstüne ise bir
fotoğraf konmuş. Fotoğrafta ise yaşları 70-80 olan kendinden geçmiş,üç dört yaşlı
amcamız var.O kareye bakınca, bir anda onlara hak verdim.
Tabi ya, dedim.Bu amcalar
dünyaya gözlerini açtıklarında tek teknolojik alet hoparlördü.Çevirmeli
telefonu bile görmemişlerdi.Dolayısı ile amcalarımızın dünya görüşleri,yaşadıkları
çevre ve kullandıkları teknoloji kadar olabilirdi.
Ama Karaman, bu amcalarımızın, hayatı
ve dünyayı algılayışları ile sınırlı kalamazdı.Kalmamalı da.Maalesef Karaman
geleceği hiç yakalayamıyor.Karaman geleceğe hazırlanamıyor ya da hazırlanamıyor.Otuz yıl önce Karamanın
nüfusu kırk binlerde idi.Altmış yıl önce ise sadece on iki bin idi.Şimdi ise yüz otuz bin
civarında.Bugünün Karamanı altmış yıl öncesinden hazırlanmalı idi.Devletlerin
ve şehirlerin planlanmasında bugüne göre düşünülmez.Şehirler için yarın demek
elli yıl sonrasıdır.Yine şehirler için dün elli yıl önce idi.Fakat Karaman'da
her zaman günlük yaşandı.Şehirleşme adına şimdiye kadar,Karaman'da maalesef
hiçbir atılım göremiyoruz.Rastgele ve gelişigüzel bir büyüme var.Çok yakın bir
zamanda,belki yirmi yıl sonra Karaman'ın nüfusu iki yüz elli bin olacak.
Bu noktada hoparlör simgesi
altında statükoyu savunan Karamanlılar, size soruyorum.İki yüz elli bin nüfuslu
bir Karaman'a hazır mısınız?İki yüz elli binlik bir Karaman için ne gibi
planlarınız var?Yoksa hoparlöre sımsıkı tutunarak mı hazırlanıyorsunuz geleceğin Karamanına!
Bir arkadaşım ile Karaman'da
kültür sanat etkinliklerinin çok az olduğunu, oysa kültür sanat etkinliklerinin
çok önemli olduğunu konuşuyordum.
Arkadaşım bu noktada bana şu
soruyu sordu.
-Kültür sanat etkinlikleri
olmasa ne olur? Ne faydası var ki şehre?
Benim cevabım ise Karaman’ın
derin yarasına parmak basacak nitelikte idi.
-O zaman köyden farkımız nasıl olacak?...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder