28/10/2009

Belediyenin paylaşılamayan hoparlörleri




Yusuf Yıldırım

Şanlıurfa'nın bir kazasında belediye, ilçe merkezine fidanlar diker. Ertesi gün, bazı fidanların kırıldığı görülür.Ve belediye hoparlöründen söyle bir anons yapılır:

"Dikket dikket!..

Belediyemizin diktigi agaç fidanlarını kıran,

heyvansa, zaten heyvandır.                             

Çocuksa, heyvan çocugidir.
Eger büyükse, heyvan ogli heyvandır."

Bizde ise çok daha komik bir hoparlör olayı yaşanıyor.

Belediye  başkanı,hoparlörlü anonsları kaldırdığını duyurduğu zaman bu kadar karşı ses olacağını tahmin etmiş miydi acaba?Ben şahsen çok gürültü çıkacağını hiç düşünmedim.İlk önceleri birkaç aykırı ses,hop oturur hop kalkar diye düşündüm.Öyle ya!Avare Karaman halkının  yegane çitlek çitlediği sulu park bile kaldırıldığında bu kadar fırtına kopmamıştı.Ama hoparlörlü anonsların kaldırılışının üzerinden birkaç ay geçmiş olmasına rağmen hala hoparlörler nakaratları söylenmeye devam etmekte.

Medyadan izlediğimiz kadarı ile birtakım odalar, dernekler ve toplumsal sorumluluğu üzerinde hissettiğini düşünen kuruluşlar, avazları çıktığı kadar hoparlörümüzü isteriz diye bir tempo tutturmuşlar gidiyorlar. Seslerden bazıları ve en ciddileri şöyle:

En büyük ses:"En yakın komşum öldü. Haberim olmadı Oysa hoparlörlü ilan olsa komşumun cenazesine yetişirdim. Hoparlörümüzü geri istiyoruzzz."

"Cenazelerde artık iki saftan fazla insan olmuyor. Anonslar olsa idi musalla dolar taşardı.Hoparlörümüzü geri istiyoruuuz.  "

Cenaze haberini,belediye anonsu ile duyup geldim diyen şimdiye kadar görülmüş duyulmuş mudur acaba?Hem cenaze haberini alan soluğu musallada mı alıyor?Zaten böyle bir şeye de gerek yok.Dinimiz bile bu konuda esneklik sağlayarak cenaze namazına katılmayı farz-ı kifaye kabul etmiştir.

Bir de her gün okunan ölüm ilanlarının çocuklarımız üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi hangi mantık ve akıl ile açıklayabileceksiniz. Çocuklarımızı hangi psikoloji ile hayata hazırlıyoruz.Ölüm ilanlarını duya duya çocuklarımız,herhalde geleceğe umutla bakmayacaklardır.

 Ortanca bir ses:"Karamanımıza ait olan bu güzel geleneğin kaldırılmasına karşıyız. Yaşatılmalı! Hoparlörümüzü geri istiyoruuuzzzzz."

Vallahi çok önceleri daha güzel bir gelenek vardı. Tellallık…Madem gelenek diye bir derdiniz var daha eskisi olan telalığa sarılın.Bence tellallığı tekrar canlandırmayı deneyin.Hem Yeni Zelanda'nın başkenti  Wellington'da, geleneksel kıyafetler  içinde  rulo ferman ile tellallık,sembolik olarak devam ettiriliyor.Bu da geleneklerimizi korumak isteyenlere küçük bir bilgi olsun.

Bir de küçük bir ses var:"Haberleşme özgürlüğümüzü kimse engelleyemez. Hoparlörümüzü geri istiyoruuuuuzzz."

Son sesin üstüne ise bir fotoğraf konmuş. Fotoğrafta ise yaşları 70-80 olan kendinden geçmiş,üç dört yaşlı amcamız var.O kareye bakınca, bir anda onlara hak verdim.

Tabi ya, dedim.Bu amcalar dünyaya gözlerini açtıklarında tek teknolojik alet hoparlördü.Çevirmeli telefonu bile görmemişlerdi.Dolayısı ile amcalarımızın dünya görüşleri,yaşadıkları çevre ve kullandıkları teknoloji kadar olabilirdi.

Ama Karaman, bu amcalarımızın, hayatı ve dünyayı algılayışları ile sınırlı kalamazdı.Kalmamalı da.Maalesef Karaman geleceği hiç yakalayamıyor.Karaman geleceğe hazırlanamıyor  ya da hazırlanamıyor.Otuz yıl önce Karamanın nüfusu kırk binlerde idi.Altmış yıl önce ise sadece  on iki bin idi.Şimdi ise yüz otuz bin civarında.Bugünün Karamanı altmış yıl öncesinden hazırlanmalı idi.Devletlerin ve şehirlerin planlanmasında bugüne göre düşünülmez.Şehirler için yarın demek elli yıl sonrasıdır.Yine şehirler için dün elli yıl önce idi.Fakat Karaman'da her zaman günlük yaşandı.Şehirleşme adına şimdiye kadar,Karaman'da maalesef hiçbir atılım göremiyoruz.Rastgele ve gelişigüzel bir büyüme var.Çok yakın bir zamanda,belki yirmi yıl sonra Karaman'ın nüfusu iki yüz elli bin olacak.

Bu noktada hoparlör simgesi altında statükoyu savunan Karamanlılar, size soruyorum.İki yüz elli bin nüfuslu bir Karaman'a hazır mısınız?İki yüz elli binlik bir Karaman için ne gibi planlarınız var?Yoksa hoparlöre sımsıkı tutunarak mı hazırlanıyorsunuz  geleceğin Karamanına!

Bir arkadaşım ile Karaman'da kültür sanat etkinliklerinin çok az olduğunu, oysa kültür sanat etkinliklerinin çok önemli olduğunu konuşuyordum.

Arkadaşım bu noktada bana şu soruyu sordu.

-Kültür sanat etkinlikleri olmasa ne olur? Ne faydası var ki şehre?

Benim cevabım ise Karaman’ın derin yarasına parmak basacak nitelikte idi.

 -O zaman köyden farkımız nasıl olacak?...

 

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder