30/03/2010

Evliya Çelebi’nin Karaman’da bıraktığı not


Evliya Çelebi bir gün peygamberimizi rüyasında görür. ”Şefaat Ya Rasûlullah!” diyeceği yerde, heyecanlanarak “Seyahat Ya Rasûlullah!” der ve 50 yılı aşacak bir seyahatlerin müjdesini peygamberimizden alır.

Evliya Çelebi, 50 yıllık seyahat hayatında ayak basmadık yer bırakmaz. Avusturya, Kırım, Kafkasya, İran, Azerbaycan, Mısır, Arabistan hattında dolaşarak on ciltlik Seyahatname’sini bu seyahatleri ile tamamlar.

Evliya Çelebi her yere gider de Karaman’a gelmez mi? Tabii ki Karaman’a da uğrar. Karaman’ı anlatırken “bağı bahçesi bol, oğlanları yakışıklı, kızları güzel” anlamında güzel sözler sarf eder.

Evliya Çelebi’nin gezginliği ve seyahatnamesi dışında az bilinen bir özelliği daha vardır. Bu özelliği ise her uğradığı şehirde, kendi adını hatırlatacak not yazma alışkanlığıdır. Uygun bulduğu bir yere kendi adını, şehre uğradığı tarihi, not düşmektedir. İlaveten de “ruhu için fatiha” ifadesi ile de kendisine bir fatiha istemektedir.

Evliya Çelebi bu alışkanlığını Karaman’a gelince de uygular. Belediye Başkanımız Kamil Uğurlu’nun da çok merak ettiği bu yazıyı, onun sayesinde biz de arayıp bulduk. Hisar Camii’nde, iki yerde yazı vardır. Biri, caminin minare tarafından, son cemaat yeri dış duvarının üstündeki tamir kitabesidir. Diğeri de cami kapısı sövelerine  mürekkeple yazılmış yazılardır. (Resim 1)

Evliya Çelebi yazısını cami kapısının sol sövesinin orta yerine yazmıştır. (Resim 2) Yazının tam metni ise şöyledir:

Seyyâh-ı Alem Evliyâ

ruhiyçün fatiha.

Sene

1082 (1670-71)


Yazıdaki seyyah kelimesi tam olarak seçilememekle beraber, o kelimenin, seyyah kelimesi olduğu metin bütünlüğünden anlaşılmaktadır.

Evliya Çelebi, hemen hemen gittiği her yere bu notlardan yazmıştır. Seyahatname’de bu notların bir kısmından  bahseder. Karaman’a yazdığı nottan ise bahsetmez.


Hisar Camii kapı sövesinde başka yazılar da vardır.Ancak bu yazılar,kalem kalınlığı ve yazı karakteri  bakımından, Evliya Çelebi’nin yazısına benzemez.(Resim 3-4)

Diğer yazılar ise metin ve çeviri olarak şöyledir:

“Men ekreme âlimen ekremehullahi te’alâ”

Anlamı:

Kim bir âlime ikram ederse Allah Te’âla da ona ikram eder.

“Ka’betu’l-uşşâk bâşed în makâm

Her ki nâkıs-ı amed incâ-şod tamâm”

Anlamı: 

Bu makam âşıkların Ka'be'sidir.
          Buraya noksan gelen tamam olur.

Bu beyitin aynısı Mevlana Celaleddin Rumi’nin türbesinin girişinde vardır.

 “El-mu’minu fi’l-mescidi ke’s-semeki fi’l-ma’i

Ve’l-munâfiku fi’l-mescidi ke’t-tayiri fi’l-kafes”

Anlamı:

Camide mümin, sudaki balık gibidir.

Camide münafık, kafesteki kuş gibidir.










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder