10/08/2022

Celal YILDIRIM CAN HASAN İZLENİMLERİ















CAN HASAN İZLENİMLERİ

Celal YILDIRIM

     Toprak yolun sonu

    28 Temmuz 2022 günü ikindi üzeri kalabalık bir ekiple yola çıktık. Rotamız eski adıyla Can Hasan, yeni adıyla Alaçatı köyü idi. Karaman-Ereğli yolu üzerinden organize sanayiyi geçtik. Sonra Alaçatı tabelasını görüp sola saptık. Köyün içinden geçtikten sonra yine sola döndük. Artık toprak bir yoldaydık. Yolun toprak olduğu aracın arkasında bıraktığı büyük toz bulutu sayesinde daha da belli oluyordu. Hızla, toz doğru orantı kuruyordu bu yolda. Ne kadar hız, o kadar toz!


Remzi Tartan, Kazı ikinci başkanı 
hanımefendiye çiçek takdim ederken
Foto Yusuf Yıldırım 20220728



Remzi Tartan, Kazı ikinci başkanı 
hanımefendiye çiçek takdim ederken
Foto Yusuf Yıldırım 20220728


     İşte bu toz toprak arasında Can Hasan höyüğünün yanı başındaki kazı merkezine ulaştık. Tel örgülerle çevrili alanın ortasında bir prefabrik konteynerdi burası. Kapısının üstünde adeta avuçta sıkılıp buruşturulan kağıda benzer bir tabela bulunuyordu. Üzerinde “idari bina” yazıyordu. Yine bu konteynerin sol yanında kare şeklinde, oldukça ağır masalar ve büro malzemesi olduğu kesin olan, ama yollarının Can Hasan’a nasıl düştüğü meçhul olan 15-20 adet tekerlekli sandalye bulunuyordu. Anlaşılan sandalyeler sadece insanlara ev sahipliği yapmamıştı, kedilerde bu ev sahipliğinden bolca nasiplerini almışlardı. Masa, sandalyenin yanında üç-dört tane mavi renkli, siyah tekerli el arabaları ve onların içindeki kazma kürekler dikkati çekiyordu. Hepsinin yeni olması kazı sahasında kolların daha yeni yeni sıvandığının göstergesiydi.

    Araçlardan indiğimizde bizi kazı ekibi yorgun fakat güler yüzle ve oldukça misafirperver bir tavırla karşıladı. Doğrusu ben bu kadar sıcak, içten bir karşılama beklemiyordum. Anadolu’da güzel bir söz vardır: “Azıcık yanaşında laf ortaya düşsün!” derler. Kazı ekibinin başkanı Doçent Doktor Adnan Baysal ve ekibi ile selamlaştıktan sonra “laf ortaya düşsün” diye hemen masaları birleştirdik. Oturum işi tamam olunca tadına doyum olmayan Can Hasan Höyüğü sohbetine başladık.

Tarihten geleceğe bir höyük

   Can Hasan kazılarını 12 kişilik bir ekip yürütüyor. Kazı başkanı Adnan Baysal. Duruşu ve anlatımından çok bilgili ve titiz bir insan olduğu hemen anlaşılıyor. Adnan Bey, Can Hasan ile kendini adeta özdeşleştirmiş. Höyük ve tarihi hakkında bizi ayrıntılı olarak bilgilendiriyor. Can Hasan kazı alanı çok geniş alana yayılmış bir höyük. Alüvyon bir arazinin üzerinde bulunuyor ve üç höyükten oluşuyor. Şu an çalışmalar Can Hasan-III sahası üzerinde devam ediyor. Adan Bey’in verdiği bilgiye göre burası Kalkolitik çağın en eski yerleşimlerinden biri.

  1960’lı yıllarda başlayan Can Hasan macerası gelecek vadediyor. Çünkü burası Çatalhöyük’ten daha eski bir yerleşim yeri. Hatta şu önemli bilgiyi paylaşayım: Çatalhöyük’ü kuranlar, Can Hasan’dan giden insanlar… Dolayısıyla asıl hikâyenin başladığı yer burası. Bu coğrafyada batıdan doğuya doğru uzanan höyükleri düşündüğümüzde Can Hasan kilit taşı konumunda. Kazı çalışmalarının ileri aşamalarında neler çıkacak şimdilik bilinmiyor. Fakat mevcut haliyle Can Hasan, arkeoloji dünyasında ses getirecek her şeye sahip bir yerleşim alanı portresi çiziyor.

   Can Hasan'daki zülfiyar

   Buraya kadar ki kısım yârin zülfüydü. Şimdi müsaadenizle biraz da zülfiyâre dokunalım. Benim gözlemlediğim kadarıyla kazı ekibi istekli ve çok azimli. Ekip lideri kadardır derler ya, ekip lideri olan Adnan Baysal Bey'de hem liderlik, hem de organizasyon yeteneği fazlasıyla var. Fakat sadece ekibin çabası Can Hasan cevherinin ortaya çıkmasına yetmiyor. Çünkü bu iş yeterli bütçe, imkân, insan kaynağı meselesi. Yani destek meselesi! Can Hasan kazı alanının gün yüzüne çıkarılması sadece resmi kurumların verdiği mütevazı bütçe ile bitecek bir iş değil. Taşın altına yerel yönetimin, iş insanlarının, özetle Karamanlı’nın desteğiyle devam edebilecek bir kazı projesi. Can Hasan kazısı kendini adım adım inşa eden bir çalışma. Az çoğu arttıracak, çok buradaki tarihi gün yüzüne çıkaracak. Eğer Can Hasan’ın Çatalhöyük gibi,  Göbeklitepe gibi dünya ölçeğinde tanınması isteniyorsa herkes taşın altına elini sokması gerekiyor. Nihayet sohbet esnasında Can Hasan kazı alanından çıkan ana tanrıça/kadın heykelinin replikası masaya konulduğu sırada Karaman bisküvisi, elması ve meyvelerin de masa da bulunması manidar bir rastlantı olarak gerek.

   Bu noktada kazı alanın acil ihtiyaçları kendini gösteriyor. Can Hasan tarih öncesi çağlardan kalma ama kazı çalışanlarının çalışma koşulları tarih öncesi çağlardan farksız değil.  En başta ciddi bir su, ulaşım sorunu var. Beslenme ve barınma sorunu Karaman Belediyesi ile Duru Bulgur tarafından bir ölçüde çözülmüş. Fakat bozkırın gece ayazı hepimizin malumu. Etraftaki mısır tarlaları nedeniyle sivrisinek taarruzu da cabası... Ekibin şehirle kazı alanı arasındaki ulaşımı ciddi bir sorun. Çünkü kazı ekibine tahsisli bir araç henüz bulunmuyor. Altını tekrar çiziyorum, evet burası tarih öncesi çağlardan kalma bir höyük alanı ama onu gün yüzüne çıkaracak ekibin tarih öncesi şartlardan kalma çalışma koşulları kabul edilebilir değil.

    Yine kazı merkezi ve binası toprak yolun kenarında bulunuyor. Bu nedenle yoldan geçen her aracın kaldırdığı toz, kazı merkezini adeta boğuyor. Karabasan gibi kazı ekibinin üzerine çöküyor. Kaldı ki tarlalara giden bu toprak yol tam da Can Hasan höyüğünün yanından, hatta üstünden geçiyor. Bu yolunda bir an önce kapatılması gerekiyor.

    Can Hasan’a can vermek

   Ekip ile yaptığımız güzel sohbetin ardından, yanımda genç arkadaşım Miraç Yıldırım’ı alarak Can Hasan höyüğüne doğru yavaş yavaş adımladık. O sıra güneş  batmak üzereydi. Güneşin etkisiyle gölgemizi öne alıp tırmanmaya başladık. Önümüze 1960’lı yıllarda kazı için yapılan kerpiç yapılar çıktı. Bu binalar binlerce yıl önce toprağın altında kalmış Can Hasan evlerinin yeryüzüne filiz vermiş hali gibi duruyordu. Bu kerpiç evleri görünce o latince sözü mırıldandım: Güneşin altında yeni bir şey yok (Nil novi sub sole)! Höyüğün tepesine vardık, yüzümüzü Karadağ’a döndük. O sıra güneş tüm heybetiyle, Karadağ’ın arkasından bize nazlı nazlı veda ediyordu.

    Kim bilir binlerce yıl önce Can Hasanlılar bu sahneyi hangi duygularla izlediler? Bu güneşin altında neler yaşadılar? İşte onların hislerini, düşüncelerini yaşamak ve tarihin derinliklerine yolculuk yapmak için Can Hasan hepimizi davet ediyor. Ama kuru bir davet değil bu! İçinde herkese görev ve sorumluluk yükleyen bir davet...

   Gelin bu maceraya birlikte el verelim. Can Hasan’a, can verelim!

  

Fotoğraflar:  © Celal Yıldırım 20220728














Can Hasan'dan çıkmış bir ana tanrıça. Foto: internet


Can Hasan Höyüğünden ortaya çıkan evler, Foto internet


  

2 yorum:

  1. Nevzat Dağlı
    Karaman Remzi Tartan'la daha güzel, sevgili arkadaşımı değerbilirliği için kutluyorum.

    YanıtlaSil
  2. sevgili nevzat; senin şiirlerin ışık tutuyor,çelebilige yol almaya çalışıyorum.Esenlikli günler

    YanıtlaSil