Yusuf Yıldırım
Şiirde
zirve, şairin imgesi ve eğretilemesidir. İyi bir şair, dizede, beyitte ya da
bentte anlamı kaybetmeden, imgeler oluşturabilmeli, imgelerini de başta istiare
(eğretileme) olmak üzere üst düzey söz sanatları üzerinden kurabilmelidir.
Zaten de her iyi şair, anlaşılır ve kısa imgelerle zihinlerde büyük tablolar oluşturur.
Ancak ne
var ki, her an nereden çıkacağı bilinmeyen ve dalga dalga yayılan piyasa
şairleri ya da müteşair topluluğu, narsist duygularla bulamaç yapılmış tüm
küskünlüklerini kahır yoluyla püskürterek söyledikleri ve yazdıkları metinleri
şiir sınıfına batırarak iyi şiiri ve iyi şairi boğmaktadır.
Ara tatilde
görüştüğümüz Erol Erdoğan Hocam, şiir kitabı çıktığında bir adet de benimle
paylaşacağını söylediğinde doğrusu ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum. Sürpriz
cumartesi günü gerçekleşti. Çok değerli Ziya Duru Bey, klasik işyeri ziyaretini
yaptığımda hemen Erol Erdoğan Hoca’nın kitabını uzattı.
Antep Nizip
doğumlu Erol Erdoğan iki üniversite mezunu, yüksek lisansı olan birçok dalda at
oynatabilen sıra dışı bir öğretmendir. Ziya Duru Ağabey’in kızı Berna Duru
Erdoğan ile evlidir. Bursa’da yaşamaktadır. Kendisine ait müzik atölyesi
vardır.
İlk
şaşırtmaca da kitabın kapağı ile geldi.
Susuzluğa
kanmış toprak üstündeki bir çocuğun balonu ardından koşması ile yaşamaya,
geleceğe aç bir ruhun hayalleri arkasından ufka yolculuğu kapakta olağanüstü
biçimde temsil edilmiş. Ayrıca kitap başlığının tipografisi de umut ve gelecek
yolcusunun betimlemesi ile uyumlu bir düzende gösterilmiş. İç kapak ve künye
sayfası da gözü yormayacak sadelikte okuyucuyu şiire hazırlıyor. Belki
dikkatlerden kaçabilir ama yazar özgeçmişinin kitapta verilme biçimi de önemlidir.
Üçüncü kişi kipinde kısa ama gereken bilgi ile yazılan özgeçmişler her zaman
okuyucuda inandırıcı ve güvenilir bir etki bırakır. Erol Erdoğan’ın özgeçmişi
de had uzunluğunu yakalamış.
Kitaba
önsöz (aslında sunuş/takdim) yazan Yazar Hasan Kaçar Bey’in “Her dilden bir
söz çıkar da her söz aynı yankıyı bulmaz.” genellemesi Erol Erdoğan’ın
şiirlerine bir niteleme olduğu kadar üst düzey bir tespittir.
Şair Erol
Erdoğan, çok kısa sunuşunda (aslında önsöz), ortak duygu sahiplerinin iletişim
köprüsü olan şiirle kendi gönül dünyasını paylaşmak, görünür hale getirmek için
bu kitabı yazdığını söyleyerek şiir poetikasına kısmen değinmektedir.
Şair
toplamda 72 sayfa olan kitabına 42 şiir alarak anlamın yoğun verildiği şiir
kitaplarının standartına uygun davranmış.
İlk şiir
büyük söz, büyük anlam!
Ruh
/ düşmeyegörsün / gurbete/ durmaz / peşinden gider / ayaklar
Rubai gibi
kısa, özlü ancak derin anlamlı bir söz. Ömür boyu arayışta olan yaşamların
çileli yolculuğu bu kadar kısa anlatılabilirdi. Her bir sözcük insanı kendi
bilinçaltına sürükleyip kendi ruh derinliğinin karanlıkta kalmış yerlerine
bırakıveriyor. Böylece şair, ilk şiir ile kitaba sağlam temel atarken okuyucu
ile arasında da sıkı ilişkiyi kuruveriyor.
Erol
Erdoğan’ın öne çıkan şiirleri, şiirlerinde öne çıkanlar…
Erol
Erdoğan görüldüğü gibi serbest şiir yazan bir şair. Şiirinde ilk dikkat çeken
biçimsel özellik, dize kırılmaları ya da kırılan dizeler! Dizeleri, anlam
vurgusunu en iyi verecek yerlerden kırarak bazen merdivenler kurup bazen de
dalgalar oluşturarak ruhun ve duyguların salınımlarına biçimsel tercümanlık
yapmış. Bu yöntem Orhan Veli’de ve Nazım Hikmet’te sık rastlanılan başarılı bir
uygulamadır. Bu şekilde; Veda şiirinde (s. 42) dize kırılımı ile dalga oluşturulurken,
Göçmen Kuşlar (s. 11) ve Son Söz (s. 40) şiirlerinde ise kırılan dizelerle
yapılan merdiven uygun örneklerdir.
Şair her ne
kadar biçimde serbest olsa da tema ve içerikte manzume ya da mensur şiiri
çağrıştıran şiirlere de yer vermiştir. “Babama” şiiri (s 12) serbest ölçüde bir
manzumedir. Burada çok sevilen ve sayılan babanın ölümü olayı ve bıraktığı etki
şiir dili ile anlatılmıştır. Güle Güle Hababam şiiri (s. 50-52) mensur şiir
tarzında duygu ve düşüncelerin konuşma cümleleriyle ifade edilmiş halidir.
Umut
Şarkısı (s. 30-31), Veda (s. 22), Cezbe (s. 34) şiirleri ise duygu ve düşünce
derinliğini tam yansıtan saf şiir örnekleri olarak göze çarpmaktadır.
Şiirin
imgeler ordusu ve özgün bağdaştırmalar!
Anlam var
da imge yok mu, tabi ki var. Ruhtaki arayış, umutlara kanat çırpış, zorlu ve
çileli yaşamların zamanda, mekânda savrulma serüvenleri birer birer paketlenip
şiirlere konuvermiş.
Erol
Erdoğan’ı şair yapan ve şiirine nitelik kazandıran iki önemli özellik, duygu ve
düşüncelerini somutlaştıracak biçimde oluşturduğu imgeler ile çarpıcı
bağdaştırmalarıdır. Zamane şiiri (s. 23) bu bakımdan hem üst düzey hem de
olağanüstü bir şiirdir. Şair içindeki kasvet tablosunu; “Sonbaharlar
savrulur içimde / Hazan artığı” sözleriyle rahatça somutlaştırırken
başkaları tarafından söylenmemiş özgünlükte “sonbahar savrulması” ve “hazan
artığı” ifadeleriyle dilde yeni anlamlar oluşturmaktadır. Aynı şiirin son
bendinde gökkuşağı ile simgelenen güçlü hayallerin ve umutların önyargıları
yıkması; ayın güneşe kafa tutması ile ve dünyanın akıl yitirmesi ile eğretilenmiş
bu eğretilerin bütünü imgeye dönüşmüştür. Böylece şiir de bağdaştırma yoluyla hem
özgün bir dil kurulmuş hem de büyük anlam evreni oluşturulmuştur.
Şair Erol
Erdoğan, her geçen gün kalabalıklaşan şehirlerde bir o kadar yalnızlaşan ve
yabancılaşan bireyin çorak ruh dünyasına nefes aldıracak şiirleriyle kamuoyuna
bir selam verdi. Benim kavgam, benim davam sizin davanız, sizin kavganız dedi.
Sonrakilerin
müjdecisi olmasını bekleyerek Erol Erdoğan’ı kutlarım.
Kitap: Erol Erdoğan, Umut Şarkısı, Öğretmen Yazarlar Yayınevi, Ankara Ocak 2025, 72 sayfa, 13x21 cm, ISBN: 978-625-6039-15-5
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder