YUNUS EMRE DİVANI’NDA TESPİT EDİLMEMİŞ ARKAİK KELİMELER
Yusuf YILDIRIM
GİRİŞ
Yunus Emre divanı çalışmalarının
göze çarpmayan ama çok önemli ayaklarından biri de Yunus Emre divanlarına sözlük
hazırlamaktır. Ümit Burhan Toprak, Abdülbaki Gölpınarlı ve Faruk Kadri Timurtaş
yayınladıkları Yunus Emre divanlarının sözlüklerine dair birkaç cümlelik de
olsa açıklama yaparlar. Ancak sözlükleri nasıl hazırladıklarına ve hangi
kaynaklardan yararlandıklarına dair ayrıntıya girmezler. Anlaşıldığı kadarıyla
da sadece Osmanlı dönemi lügatlerden yararlanmak durumunda kalmışlar.
Bu konudaki önemli bir sorun;
Yunus Emre divanı sözlüklerinin yetersizliğidir. Burhan Toprak’ın Yunus Emre
Divanı[1] gibi divan sözlüğünün de ilk olması bakımından
eksiği çoktur. Anlamı bilinmeyen birçok terim, kavram sözlükte yer almamıştır.
Arkaik Türkçe kelimelerden hiçbiri sözlüğe alınmamıştır. Gölpınarlı, divan[2] ekine daha gelişmiş sözlük hazırlasa da arkaik
Türkçe kelimeler bakımından eksiklidir. Faruk Kadri Timurtaş’ın Yunus Emre Divanı[3] sözlüğü; alanının en iyisi olsa da arkaik
Türkçe kelimelerin, bazı terim ve kavramların olmamasından yetersizdir. Görüldüğü
kadarıyla da Timurtaş’ın Yunus Emre Divanı (1980)
sözlüğü günümüzde bile aşılamamıştır. Timurtaş’tan sonra hazırlanan Yunus Emre
divanı tenkitli metin kitaplarının her birinde sözlükler, birkaç kelime dışında
Timurtaş’ın divan sözlüğünü ya aynen taklit eder ya da kelimelerin anlamları
kısmen genişletir.
Yunus Emre divan sözlüklerinin eksikli
olmasının sebeplerinden biri, divan nüshalarının çoğunlukla
tenkitli metin içinde kaybolmasıdır. En çok beyitle tam şiiri en doğru şiir olarak
bulmak esas olduğundan tenkitli metin çalışmaları şiir ve beyit merkezli bir
yöntemdir. Nüshanın kendisi ikincil plandadır.
Yunus Emre
divan sözlüklerinin eksikli olmasının bir diğer önemli sebebi Türk dilinin
önemli etimolojik sözlüklerinden yeterince yararlanılmamasıdır. Yunus Emre
araştırmalarının yoğun olduğu 20. yy’da Divânü Lügati’t-Türk, İbn-i
Mühennâ Lügati, Mukaddimetü’l-Edeb, Kutadgu Bilig gibi Türk
dilinin ana kaynaklarının çevirileri yapılmış; en azından kütüphaneler yoluyla
bunlara erişim de kolaydı. Tamamlanması 1980’leri bulan Tarama Sözlüğü
ve Derleme Sözlüğü’ne yetişebilen söz konusu yazarların bu sözlüklerden etkin
yararlanma durumu olmadığı da divan sözlüklerinin içeriğinden anlaşılmaktadır.
Oysa Türk dilinin ana
kaynakları olan bu sözlükler, Yunus Emre divanı şiirlerinde geçen terim, kavram
ve kelimeler için de vaz geçilmez kaynaklardır. Bugün internet sayesinde bilgi
kaynaklarına erişim sıradanlaşmıştır. Geleneksel yöntemlerle uzun zaman alan
araştırmalar dijital ortamda çok daha kısa sürede yapılabilmektedir. Bu durum, Yunus
Emre araştırma ve çalışmaları için de geçerlidir.
Bu yazı; önemli bir sorun ve önemli bir konu olan “Yunus Emre
divanı nüshaları tenkitli mi müstakil mi çalışılmalı?” sorusuna büyük bir
cevap niteliğindedir. Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin bu
konuda “Yunus Emre Divanı'nın
mevcut bütün nüshaları ayrı ayrı incelenmelidir. Her nüshanın transkripsiyonlu
metni ve ayrıntılı Söz Dizini yapılmalıdır. Ancak bunlardan sonra dilciler
Yunus Emre'nin dili hakkında sonuçlar çıkarabilirler.”[4] diyerek çok
sağlam görüş belirtir.
Yayını 2014 ve 2017
yıllarında yapılan “Risâletü’n-Nushiyye ve Divân-ı Yunus Emre Karaman
Nüshası (RNDYE KN)”nın[5] tüm
kelimeleri; 2018, 2019 ve 2020 yıllarında çaprazlama ve derinlemesine sözlük taramasına
tabi tutulmuştur. Üç yıllık derinlemesine araştırma sonunda Türk dilinin ana
kaynakları taranarak 80’i aşkın arkaik terim, kavram kelimelerin anlamları
bulunmuştur. Bu araştırma sonunda tespit edilen kelimelerin neredeyse tamamının
hiçbir şekilde Yunus Emre divanı sözlüklerine girmediği tespit edilmiştir. Girenlerin
de yanlış ya da yetersiz anlamlarla divan sözlüklerinde yer aldığı görülmüştür.
Bu duruma en iyi örnek “la’l” kelimesidir. Bulunduğu beyitte mücevher anlamında
iken yanlışlıkla “tat, dilsiz” anlamıyla verilmiştir.
Bu makaleye, tespit edilen arkaik
kelimelerden ancak 55’i hazırlanabilmiştir. Alfabetik sırada verilen kelimelerin
anlamları, kaynaklarda yazıldığı biçimiyle verilmiştir. Devamında bu kelimeler;
Karaman Nüshası’ndaki ilgili beyitlerle örneklenmiştir. Divan örnek beyitlerinin
kaynak gösterimi, “varak nu/şiir sıra nu/ beyit nu (68a/18/2)”; Risâletü’n-Nushiyye
örnek beyitlerinin kaynak gösterimi “varak nu/ beyit nu (52a/1/6)”
biçimindedir.
Bu çalışmaya yetiştirilemeyen
30’u aşkın arkaik kelime; umulur ki başka bir zamanda başka bir çalışmada yer
bulur.
YUNUS EMRE DİVANINDA TESPİT EDİLMEMİŞ ARKAİK KELİMELER
acûrmak/acırmak (t.): Acıktırmak.
Uyar, bağlı halde bulundurmak anlamındadır. [6]
Hızır İlyâs degüliken key dirlige sataşdum
hergiz yimez içmeziken karnum acurmaz aş oldı (RNDYE K N, 70b/21/7)
âşık-ı kıran (t.): Arapça âşık
ile Türkçe kıran kelimesiyle Farsça tamlama. Aşkta amacına erişen, ilahi aşkta
kabul gören. Tamlamaya dair sözlük ve ansiklopedilerde bir madde tespit
edilememiştir. Ancak sahipkıran tamlamasındaki anlama uygun yorumlanmıştır. Bu
anlam beyte anlam olarak uymaktadır.
nazarun bin cân alur derdün yürekde kalur
gören kendüden varur ‘âşık-ı kıran mısın (RNDYE K N, 68a/18/2)
bazlu (t.): Kelimeye Tarama Sözlüğü’ndeki baz ve
bazulu maddelerinden ulaşılmıştır. Tarama Sözlüğü’ndeki “bazulu”nun
şivesel yolla “bazlu” olarak yazıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca aynı anlama
gelen “karu” da açıklamaya eklenmiştir.
baz (t.): İri, büyük,
gösterişli, güçlü kuvvetli.[7]
bazulu (t.): Kuvvet, kudret. Bazulu: Kuvvetli,
kudretli. Pazu.[8]
karu (t.): Pazu,
kol.[9]
atlarının izi tozlu önleri tâvul bazlu
kargu gibi uzun boylu bahâdur yigitler yatur (RNDYE K N,
139a/112/5)
cur’a/cür’a (a.): Bir yudum
içilecek şey, ale’l-husûs bâde (içki).[10]
Yudum, bir
yudum. İçki kabının dibinde kalan son yudum.[11]
yine Yûnus başdan çıkub fakr nâmusını yıkub
‘âşıklarun cür’asından olu kadeh içdi yine (RNDYE K N,
104b/74/8)
çabuk-ter (f.): Daha hızlı, daha
süratli, daha serî.[12]
sen seni elden bırak dost yüzine sensüz bak
Mansûrlayın “Ene’l-Hak” dahı çabuk-ter gerek (RNDYE K N,
76a/27/7)
çeg/ceg (t.): Benek, dairevi, çevrili
yer.[13]
“çeg” kelimesi şiirde “leke, kir pas” anlamında
değerlendirilmiştir. Tulum’un makalesinde de belirttiği gibi Doğu Türkçesinde
geçen “çeg” kelimesinde “t-ç” ses değişimi vardır. Kelimenin söyleyiş biçimi
Batı Türkçesinde yani Oğuzcada “tek”tir.
gönüllerde çeg olmagıl mahfillerde çig olmagıl
cig nesnenün ne dadı var gel ‘ışk odına biş yüri (RNDYE K N,
148a/125/7)
çevük (t.): Çevik, cevval,
canlı, atik, seri.[14]
çevük bahri olmak gerek bir denize talmak gerek
bir gevher çıkarmak gerek hic sarrâf çıkarmaz ola (RNDYE K N,
185a/181/3)
deri (t.): Parsa, bahşiş.
Derinti, devşirme.[15]
hasûdun kandasa bellü bazarı
özinden gitmez ânun yiyir deri (RNDYE K N,
31b/321)
Ebu Müslim Nacagı (a. t.): Teber,
balta ya da nacak. Ay şeklinde bir baltadır. Bektaşilerde kişinin işlediği
hataların yanlışlığını yüzüne vurmanın çeşitli yollarının bir sembolüdür. Demirci
Ahi Hurdek tarafından Ebu Muslim-i Horasani’ye verilen savaş baltası olarak da
bilinir.[16]
Ebu Müslim Nacağı’ndan bahseden bir diğer şair
de Latifî’dir. Latîfî, Şair Nihanî’nin kendisi hakkında söylediği bir beytin
yanlışlıkla Necâtî’ye isnat edildiğini belirtir. Latîfî, Nihânî eskiden
yeniçeri olduğu için ona Fazıl Nacak denildiğini, lakin Necâtî ile nacağın
tenâsüb-i elfâzda ve iştikakta mahreç yakınlığı bulunduğu için Necâtî’ye isnat
edildiğini açıklar.[17]
O beyit şöyledir:
nihânîye
Nacaḳ dirler velâkin gerçek eydürler
havâric
boynın urmaġa Ebu’l-Müslim nacaġıdur
Ebû Müslim, İslâm tarihinin önemli şahsiyetleri arasında yer
almaktadır. Muhtemelen 100 (718-19) yılında İsfahan veya Merv’de doğdu. Etnik
menşei kesin olarak bilinmemektedir. Arap olmamakla birlikte Türk veya Fars
asıllı olduğuna dair de bilgi yoktur. Çocukluk yıllarını, Emevî aleyhtarı
siyasî ve sosyal faaliyetlerin merkezi Kûfe’de geçirdiği anlaşılan Ebû Müslim,
Ebû Dülef el-İclî’nin ceddi İdrîs b. Ma‘kıl’in himayesinde büyüdü, onun oğlu
ile birlikte okudu ve Kur’an’ı ezberledi.
Kısa boylu, geniş alınlı, esmer tenli bir kişi olan Ebû Müslim
soğuk kanlı, acımasız, ketum, cömert, akıllı ve ileri görüşlü bir devlet adamı
olarak temayüz etmişti. İyi bir eğitim görmüştü, çok iyi derecede Arapça ve
Farsça biliyordu. Miras olarak sadece beş hizmetçi kız bıraktığı rivayet edilir.
Kaynaklarda Fâtıma ve Esmâ adlı iki kızı ile Yesâr adında bir kardeşinden
bahsedilmektedir.
Emevî hânedanının yıkılmasında ve Abbâsîlerin hilâfete geçmesinde
oynadığı rol sebebiyle ona “nâkilü’d-devle, sâhibü’d-devle, mümîtü’d-devle,
muhyi’d-devle” unvanları verilmiştir. Siyasî ve askerî başarıları yanında
Horasan’ın imarı yolunda da büyük adımlar atmıştır. Merv’de ve Nîşâbur’da
camiler yaptırmış, Merv ve Semerkant’ın surlarını tamir ettirmiştir.
Ebû Müslim’in nüfuzu arttıkça düşmanları arttı. Ebû Ca‘fer
el-Mansûr, onu ortadan kaldırmak için
Abbasi halifesinde defalarca teklifte bulundu. Nihayet kendisi halife olunca
Ebû Müslim’i öldürmek için bir oyun hazırladı. Kendisini görüşme ve konuşma
için yanına çağırdı. Ebû Müslim ordusunu Hulvân’da bırakıp 3000 sadık adamı ile
halifenin bulunduğu Rûmiye’ye gelmeye razı oldu. Başta halife olmak üzere bütün
devlet erkânı Ebû Müslim’i karşıladılar. Mansûr ona son derece iyi davranarak
şüphelerini bertaraf etti. Ebû Müslim’in yanındaki 3000 kişi Rûmiye dışında
karargâh kurmuştu. Nihayet 24 Şâban 137 (12 Şubat 755) tarihinde halifenin Ebû
Müslim ile konuştuğu bir sırada daha önce saraya yerleştirilen adamları
saklandıkları yerden çıkarak Ebû Müslim’i öldürdüler.
Ebû Müslim İran, Özbekistan, Türkmenistan ve Dağıstan’da olduğu
gibi Anadolu Türk halkı arasında da mübârek kahramanlardan biri kabul
edilmiştir. O daima hakkı savunan, haksızlığa ve zulme karşı çıkan bir kişi
olarak gösterilir.[18]
geçdi bunlarun çagı dünye kahrun ocagı
Ebu’l-Müslim Nacagı ol sâhib kıran[19] kanı (RNDYE K N,
199a/201/9)
egin (t.): Sırt, arka.[20]
azâd oldı bular gayguları yok
eginleri bütün karınları tok
fazîhat (a.): Rezil, rüsvây,
edepsizlik, alçaklık.[21]
dinlerisen diyem bir hoş nasîhat
dilersen olmayasın halka fazîhat (RNDYE K N,
28b/292)
ferseng (a.): Eski bir ölçüdür.
Üç mil ıraklıktır ki, 1200 adımdır. Aşağı yukarı bir kilometrelik bir yoldur.
Muarrebi fersahtır.[22]
ide sana emânetin vir ıssı diler ilteyim
alub senden emânetin ölçe göre fersengini (RNDYE K N,
104b/65/3)
givür/givir (t.): Koymak,
sokmak, idhal etmek, yerleştirmek.[23]
Givür, bu yazımla şivesel özellik taşımaktadır.
tene yumşak givürmeyem cümlesinden fârig olam
döşegümi toprak idüb yasdugumı taş eyleyem (RNDYE K N,
76a/31/3)
gür (t.): Kesif, sık, gümrah.
Kuvvetli, çok, bol.[24]
gürde soralar bu sözi esirgemez anlar bizi
biz de sana dutduk yüzi sen esirge bizi Çalap (RNDYE K N,
205a/210/5)
hâzin (a.): Hazinedâr, hazine emini
(sorumlusu), bekçi.[25]
uzatsan Hayy u Kayyum işine kul
sana bevvâb u hâzin vireler yol (RNDYE K N, 43b/461)
hisâl (a.): Tabiat,
huylar, hasletler.[26]
Yûnus sana farizadur işbu sırâta ugramak
ile yolunda haşr-i neşr sana gerek eyü hisâl (RNDYE K N,
74a/25/9)
hisîb/hasîb
(a.): Zatı değer ve kadri olan, meziyyet-i şahsî sahibi.[27]
Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi.[28]
çü kendü kendözinden yok hisîbi
hayâ bahşından anun yok nasibi (RNDYE K N,
36a/371)
hulû[29] (a.):
Hulv, halva. Tatlı, şirin, hoş, leziz.[30]
zihî şîrîn hulû dilber ki bu dem turagı cânda
çün cân evini almış ayruk ne sıgar anda (RNDYE K N,
201b/205/1)
ilimek (t.): Hafif ısınmak.[31]
urdılar suyım ilinür kavüm abdeste gönilür
yakîn hısımlar kıhırdur Allah sana sundum elüm (RNDYE K N,
210b/218/3)
ilm-i usûl (a.): Bir işin nasıl
yapılacağının yöntemini gösteren ilim, metodoloji, yöntembilim. Delillerden
hüküm nasıl çıkarıldığını öğreten ilim. İslâm ilimleri ana hatlarıyla öncelikle
naklî (şer‘î/dinî) ve aklî (felsefî/hikemî) olmak üzere ikiye ayrılır. Naklî
ilimler tefsir, hadis, fıkıh, kelâm ve tasavvuftan oluşmaktadır. Bunlardan
tefsir, hadis ve özellikle fıkıh için ayrıca usul ilmi (ilmî ilkeler ve
metodolojiyi inceleyen bir disiplin) söz konusudur.[32]
Usul ilminin belli başlı meselelerini ihtiva eden kapsamlı ve
metotlu eserler ise fıkıh mezheplerinin teşekkülünü tamamlaması ve fürû
kitâbiyatının belirli bir olgunluğa kavuşmasının ardından ortaya çıkmaya
başlamıştır. Özellikle aradaki bu zaman farkı sebebiyle er-Risâle’nin Şâfiî’ye
nisbeti ve onun usul ilminin kurucusu olduğu şeklindeki yaygın düşünce bazı
araştırmacılar tarafından tartışma konusu edilmiştir.[33]
benüm gibi mücrim kul gel iste bir dahı bul
dilümde ‘ilm-i usûl gönlümde
dünyâ sever (RNDYE K N, 63a/12/2)
inak (t.): Kendisine inanılır
ve güvenilir emin kimse, inal, Gerçek dost, arkadaş, sırdaş.[34]
bege ne ziyân sipâhî ma’zûl olur
pâdişâha iniledin inak kul olur (RNDYE K N,
227/23a)
indi (t.): İmdi, şimdi.[35]
indi öküzi ol la’în al ile azdurmaga
sinekile Hak Çalap öküzi elden kodı (RNDYE K N,
190b/189/3)
isbah (a.): Seher vakti, sabah
vakti.[36]
tekebbürdür nefs sultânı bilmez
anunçün isbahi dirlik dirilmez (RNDYE K N,
4b/19)
ivmek/evmek (t.): Acele,
hızlı. İve ive; acele acele, koşa koşa.[37]
iy Yûnus iverisen dostı görsem dirisen
‘ayân görinen durur iste gönül içinde (RNDYE K N,
65a/14/8)
kadarlama/kaderlemek (a.): Takdir etmek,
mukadder etmek.[38]
Kader, nicelik, ölçü, değer, kıymet.[39]
topragı kadarladı sûreti hat bagladı
durgurdı dört altı adın Âdem eyledi (RNDYE K N,
129a/89/1)
kahr (a.): Gençlik ve cilt
tazeliği içinde yaşlanma[40]
“qahr” maddesi). Yukarıdaki anlamıyla kahr kelimesi; geçtiği beyitin anlamına
uygun düşmemektedir. Kelimenin öncesinde geçen “talmak” kelimesine bakaraktan
“kahr” kelimesinin bir yanlış yazım olduğu doğru yazımın “bahr” olabileceği
değerlendirilmiştir. Yine de metin yazımından dolayı da “kahr” kelimesi sözlük
çalışmasına tabi tutulmuştur.
girdüm gönül şârına taldum anun bahrine
‘ışkıla seyr iderken iz buldum cân içinde (RNDYE K N,
203a/209/3)
kârubân/karban (a.): Kervan.
Bir
memleketten diğer uzak bir memlekete ticâret eşyâsı veya yolcu taşıyan yük
hayvanı katarı, kara nakliyâtı yapan katar.[41]
üç yüz altmış tamarun uyhu aldı
uzandı kârubân yolun uzaldı (RNDYE K N,
48a/505)
kavüm/kavim/kavm (a.): Akrabâ ve taallukat. Aynı
soydan gelen, dil, töre ve kültürleri ortak insan topluluğu, budun. Akraba ve
taallukat.[42]
urdılar suyım ilinür kavüm abdeste gönilür
yakîn hısımlar kıhırdur Allah sana sundum elüm (RNDYE K N,
210b/218/3)
kayıtmak (t.): Geri dönmek, avdet etmek.[43]
müşâhede anunçün balkır ana
kayıtmaz zerrece ol degme yana (RNDYE K N,
39b/409)
kıran (t.): Kenar, kıyı, uç, etraf, sınır. Öldürücü
hastalık.[44]
nazarun bin cân alur derdün yürekde kalur
gören kendüden varur ‘âşık-ı kıran mısın (RNDYE K N, 68a/18/2)
lâ-cirem (a.): Ruha sahip olmayan cisim anlamındaki
“cirem” ile olumsuzluk eki “lâ”nın bir araya gelmesiyle; ruh sahibi olmayan
cisim. Cisimsiz, hacimsiz.[45]
‘âşık olan kişiler lâ-cirem derde düşer
’ışkıla bilişen cân ser-mest ü humâr gerek (RNDYE K N, 75a/27/6)
la’l (a.): Yakut gibi al renkli kıymetli taş. Pek
kırmızı ve has bir cins mürekkeb.[46]
degme bir mevcüne bir hâl bulasın
yâ dür ü mercân yahud la’l alasın (RNDYE K N,
15a/142)
Mahmûd (a.) Gazneli Mahmut. Seyr ü
sülük şiirinde “çetr ve sayvan (çadır)” kelimelerinin geçtiği mısrada Mahmûd
adı da geçmiştir. Kendisinden öncekiler la’l renkli çadır kullanırken Gazneli
Mahmud, siyah renkli çadır kullanmıştır.[47]
geh beyâbânu vü harâb u geh serâb u geh türâb
geh gine Mahmûd olam geh çetr ü geh sayvan olam (RNDYE K N,
54a/32)
ney-kân (f.): Farsça olumsuzluk eki “ney” ile
bir şeyin menbaı, kaynağı anlamındaki “kân”ın birleşmesi ile kaynaksız,
cevhersiz.[48]
ben âdemlıkdan geçem ucam melekler milkine
gâh kevn olam gehî ney-kân olam bâ-kân olam (RNDYE K N, 54a/1/26)
nûhas (a.): Bakır. Bakır para.[49]
Kıtr. Ateş. Bir şeyin aslı. Tunç ve demir döğülürken sıçrayan şerâre. Kızgın
mâden, dumansız alev.[50]
nefsünün varlıgını ‘Akl-ı kulleh’e ulaşdur
varlıgun yoga degşür cevher ol olma nuhâs (RNDYE K N,
82b/36/4)
pelîd (f.): Pis, kirli, necis, murdar, alçak.
Meşe palamudu.[51]
güzîn it dünyede bir eyü yoldaş
ki nefsün pelîdi çekmeye baş (RNDYE K N,
41b/435)
san’at (a.): Arapça’da san‘ (sun‘) “yapmak,
etmek”, sana‘ “işinde mahir olmak”, san‘at ise “yapılan iş, meslek” anlamına
gelir. Terim olarak sanat “maddî veya zihnî bir iş ve çabada izlenen düzenli ve
özel yol, yöntem” anlamında.[52]
san’atun yigregi çün namazımış hoş pîşe
namaz kılan kişide olmaz yavuz endişe (RNDYE K N,
181a/174/1)
sınura (t.): Sonra, sona, sora, sonra, sunra.[53]
Sınura kelimesi Karaman dağlık köylerinde nazal n’li “sonura”ya çok yakın
söyleyişte bir kelime.
Mecnûn kadehin aldum Leylî gönline toldum
hak Hakk’ı ‘ayân buldum andan sınura geldüm (RNDYE K N,
134a/104/11)
şâhne (a.): Eskiden şehirde geceleri asayişi
kontrol eden, görevli. Subaşı.[54] Doğru yazımı ve telaffuzu “şıhne”
olan kelimenin Karaman Nüshası’nda
şivesel bir kullanımda olduğu anlaşılmaktadır.
ugur olmış ugurlar kendü kendüyi çakar
şahne kendüsi olmış girmiş zindân içinde (RNDYE K N, 62b/11/3)
şikeste (f.): Kırık,
kırılmış, kırgın, incinmiş, kederli, yenilmiş.[55]
hayli zamandı va’deye salmışıdı za’ifini
gördi gönül şikestesin yapdı ‘imâret eyledi (RNDYE K N,
181a/174/3)
şuden[56]
(f.): Olmak, var olmak, gitmek, varlık, yaratık.[57]
kulmaşa virdük sözini sözile dögdük yüzini
yaban cânavarı gibi biligler şuden ider (RNDYE K N, 181b/175/3)
tahcîr (a.): Bir yere taş koymak, taş yığmak.
Kimsenin girmemesi için arazinin etrafına taştan sınır yapmak.[58]
Sözlükte “bir yere taş dikmek; alıkoymak, kısıtlamak, haram kılmak”
anlamlarındaki tahcîr (ihticâr), İslâm hukukunda sahipsiz ve işlenmemiş ölü
(mevât) araziyi işlemek ve imar etmek (ihya) için etrafını taş, diken vb.
şeylerle çevirmeyi ya da ihya niteliği taşıyan işlemlere başlamayı ifade eder.
Bazı fıkıh kitaplarında tahvît de (duvar çekme) aynı mânada kullanılır. Ölü
araziyi ihya etmenin bu arazi üzerinde mülkiyet hakkı kazandıracağı kanaatini
taşıyan İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre tahcîr, söz konusu araziyi ihya
etmeyi düşünen başkalarına karşı öncelik hakkı kazandıran bir işlemdir.
Tahcîrin hak kazandırıcı bir işlem kabul edilmesinin gayesi ölü arazilerin
verimli hale getirilmesini teşvik etmek ve devletin vergi almasını sağlamaktır.[59]
‘ömrüm niçe olurısa azâdlıgum muhâl durur
sayyad elinden kim alur duzaga düşicek tahcîr (RNDYE K N,
64a/13/3)
tak (f.): Bina kemeri,
yarım daire şeklinde kapı ve pencere üstü, kubbe, künbet. Millî bayram ve
şenliklerde caddelere geçici olarak kurulan süslü kemer.[60]
iy çok kitâblar okıyan çünkim dutarsın bize tak
okurısan sırrı ‘ayân gel ‘ışkdan okı bir varak (RNDYE K N,
119a/89/1)
tanmak/danmak (f.): Danışmak, istişare etmek. Hayrette
kalmak, şaşmak. Şaşırtmak.[61]
benüm gönlüm ‘aceb ‘ışkdan usanmaz
varur ‘ışka düşer hic bana tanmaz (RNDYE K N,
195a/196/2)
tuş/duşak (t.): Düş. Köstek, ayak bağı, bağ.[62]
pâdişâh haznesinde metâ ögüş
uyhudan turanlara benüm sözüm tuş (RNDYE K N,
43a/449)
temyiz (a.): Ayırt etme. Ayırma, ayrılma, seçme, seçilme, fark etme. İyiyi kötüden
ayırma.[63]
gâh bir müfti müderris hem mümeyyiz hem temyîz
geh müdebbir nâkıs u geh naksıle noksan olam (RNDYE K N, 52a/1/5)
terre/terra (l.): Latince. Yer, yeryüzü; mülk;
yer, toprak, arazi; kara; diyar, dünya, insanlar.[64]
gözüme yüz bin er zerre görinmez
cihân milki bana terre
görinmez (RNDYE K N, 18a/172)
uçug/uçuk (t.): Sara. Soluk, solgun. Korku ve heyecandan
benzi sararmak.[65]
uçugun yogısa gönüllere git
boyun virmez tamarun katı sâkit (RNDYE K N, 41b/431)
ugur/ogur (t.): Karşılık, ivaz. Uğur,
devlet. Vakit, zaman. Hayır, bereket. Bir işte imkan ve fırsat. Rast gelmek.[66]
ugur olmış ugurlar kendü kendüyi çakar
şahne kendüsi olmış girmiş zindân içinde (RNDYE K N, 62b/11/3)
uşbu/üşbu (t.): Bu, işte bu.[67]
uşbu ‘ömrüm hırmenini dirdüm divşürdüm ben anı
Yûnus eydür ben bu kânı direyim andan varayım (RNDYE K N,
198a/200/3)
uşmak (t.): Uçmak.[68]
uşdum bir hoş yire kondum bu dünyâyı bâkî sandum
iy yarenler ben usandum kondum gine göçer oldum (RNDYE K N, 206a/211/5)
yahşi (t.): Yakışık, iyi, çok güzel.[69]
hak sözinden dahı yahşi söz yok
Hakk’ı tuyan kişiler Hakk’ıla tok (RNDYE K N,
48b/512)
yalman (t.): Kılıcın, kamanın, bıçağın, mızrağın,
süngünün ağzı ya da ucu.[70]
Sarp ve dik yer, yalım.[71]
gâh bahr-i Hût içinde Yûnus’ıla söyleyem
geh çıkam ben “lâ” olam yalman olam Selmân olam (RNDYE K N, 52a/1/6)
yigrenmek (t.): İğrenmek, ikrah etmek, tiksinmek, kerih
görmek.[72]
meger fânî cihândan yigrenesin
muhâlif tama’ı andan yıkasın (RNDYE K N,
43a, 43b/452)
yuturmak/yudurmak (t.): Yıkatmak, temizletmek[73]
‘âşık oldum adum Yûnus ‘ışk oldı bana kulavuz
hazretdeyiken yalunuz yüz süri yuturan benem (RNDYE K N, 167b/153/7)
DEĞERLENDİRME
Risâletü’n-Nushiyye ve Divân-ı Yûnus Emre Karaman Nüshası
üzerinden yapılan tarama sonucu Yunus Emre divanı sözlüklerine girmemiş kelime
sayısı elli üç kelime tespit edilmiştir. Bu kelimeler köken, ağız/şive durumuna
ve kelime türlerine göre incelenmiş ve değerlendirilmiştir.
Tablo 1
RNDYE K N'nda Sözlüklere girmemiş kelimeler ve dilbilimsel dağılımı
|
RNDYE K N’nda sözlüklere girmemiş kelimeler
ve dilbilimsel dağılımı |
||||||||||||||||
|
Sıra Nu |
Kelimeler |
Türkçe |
Arapça |
Farsça |
Latince |
Karahanlı T |
Ağız/Şive |
Fiil |
Kavram |
Sıfat |
Zarf |
Zamir |
Mecaz |
Terim |
Ad |
Özel ad |
|
1 |
acûrmak/acırmak
|
* |
* |
|||||||||||||
|
2 |
âşık-ı kıran |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
3 |
baz |
* |
* |
|||||||||||||
|
4 |
cur’a/cür’a |
* |
* |
|||||||||||||
|
5 |
çabuk-ter |
* |
* |
|||||||||||||
|
6 |
çeg/ceg |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
7 |
çevük |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
8 |
deri |
* |
* |
|||||||||||||
|
9 |
Ebu Müslim
Nacagı |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
10 |
egin |
* |
* |
|||||||||||||
|
11 |
fazîhat |
* |
* |
|||||||||||||
|
12 |
ferseng/fersah
|
* |
* |
|||||||||||||
|
13 |
givür/givir |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
14 |
gür |
* |
* |
|||||||||||||
|
15 |
hâzin |
* |
* |
|||||||||||||
|
16 |
hisâl |
* |
* |
|||||||||||||
|
17 |
hisîb/hasîb |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
18 |
hulû/hulv,
halva |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
19 |
ilimek |
* |
* |
|||||||||||||
|
20 |
ilm-i usûl |
* |
* |
|||||||||||||
|
21 |
inak |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
22 |
indi |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
23 |
isbah |
* |
* |
|||||||||||||
|
24 |
ivmek/evmek |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
25 |
kadarlama/kaderlemek
|
* |
* |
* |
* |
|||||||||||
|
26 |
kahr |
* |
* |
|||||||||||||
|
27 |
kârubân/karban
|
* |
* |
* |
* |
|||||||||||
|
28 |
kavüm/kavim/kavm
|
* |
* |
* |
||||||||||||
|
29 |
kayıtmak |
* |
* |
|||||||||||||
|
30 |
kıran |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
31 |
la’l |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
32 |
lâ-cirem |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
33 |
Mahmûd |
* |
* |
|||||||||||||
|
34 |
ney-kân |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
35 |
nûhas |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
36 |
pelîd |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
37 |
san’at |
* |
* |
|||||||||||||
|
38 |
sınura/sunra |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
39 |
şâhne/şıhne |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
40 |
şikeste |
* |
* |
* |
* |
|||||||||||
|
41 |
şuden |
* |
* |
|||||||||||||
|
42 |
tahcîr |
* |
* |
|||||||||||||
|
43 |
tak |
* |
* |
|||||||||||||
|
44 |
tanmak/danmak
|
* |
* |
* |
||||||||||||
|
45 |
temyîz |
* |
* |
|||||||||||||
|
46 |
terre/terra |
* |
* |
|||||||||||||
|
47 |
tuş/duşak |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
48 |
uçug/uçuk |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
49 |
ugur/ogur |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
50 |
uşbu/üşbu |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
51 |
uşmak |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
53 |
yahşi |
* |
* |
|||||||||||||
|
53 |
yalman |
* |
* |
* |
* |
|||||||||||
|
54 |
yigrenmek |
* |
* |
* |
||||||||||||
|
55 |
yuturmak/yudurmak
|
* |
* |
* |
||||||||||||
|
|
Toplam |
25 |
22 |
7 |
1 |
1 |
19 |
12 |
5 |
|
|
|
9 |
4 |
21 |
2 |
Türkçe, Arapça, Farsça ve Latince kelime varlığı
Ortaya çıkan tabloda Yunus Emre divanı sözlüklerine girmemiş kelimelerin
kökenlerine göre sayısı; Türkçe 25, Arapça 22, Farsça 7, Latince 1’dir (Tablo
1).
Türkçenin doğu lehçesinde kelimeler
Batı (Oğuz) Türkçesinde “tek” kelimesi; “t→ç” ses değişimiyle “çeg”
biçimindedir.
Belli bir ağız/şivede yazılmış kelimeler
Bu taramayla Karaman Nüshası’nda belli bir ağız ya da şivede
yazıldığı tespit edilen kelime sayısı 19’dur (Tablo 1).
Fiil varlığı
Karaman Nüshası’nda
tespit edilmiş fiil sayısı 12’dir. Bunlardan biri Arapça biri Farsça kökenlidir
(Tablo 1).
Kavram
Kavram sayısı beştir (Tablo 1).
Mecaz varlığı
Mecaz sayısı beştir (Tablo 1).
Sıfat varlığı
Sıfat sayısı 14’tür (Tablo 1).
Zarf varlığı
Zarf sayısı ikidir (Tablo 1).
Zamir varlığı
Zamir sayısı birdir (Tablo 1).
Terim varlığı
Terim özellikli kelime sayısı dörttür (Tablo 1).
Tür adı varlığı
Tür adı grubunda kelime sayısı 21’dir (Tablo 1).
Özel ad varlığı
Özel ad sayısı, ikidir (Tablo 1).
SONUÇ
Risâletü’n-Nushiyye ve
Divân-ı Yûnus Emre Karaman Nüshası üzerinden yapılan bu sözlük taraması sonrası Yunus Emre divanı ve
sözlüğü çalışmalarında ilk kez tespit edilen kelime sayısı 55’tir.
Tespit edilen kavram, terim ve kelimelerin bir
kısmı sadece Karaman Nüshası’nda geçmektedir.
Bir kısmı diğer nüshalarda geçse de Karaman
Nüshası sözlük taramasıyla anlamı tespit edilmiştir.
Karaman Nüshası’nda tespit edilen kelimeler, köken itibarıyla
Türkçe, Arapça, Farsça ve Latince olmak üzere dört dildedir.
“çeg” kelimesinin lehçe farkıyla Doğu Türkçesi
kökenli olduğu anlaşılmıştır.
Ağız/şive özelliği taşıyan kelime sayısı 19
olup; Karaman Nüshası’nın yazıldığı yeri göstermesi açısından ayrı bir
çalışma gerektirdiği anlaşılmıştır.
Dört kelime terim adıdır.
İki kelime özel ad, 21’i de tür adıdır.
“acûrmak/acırmak, âşık-ı
kıran, cur’a/cür’a, fazîhat, hâzin, ilm-i usûl, Mahmûd, şikeste, yahşi” gibi kelimeler, anlamları kolayca
bulunabilecek durumda olsa da Yunus Emre divanı sözlüklerine hiçbir şekilde
girmemiştir.
Risâletü’n-Nushiyye’de geçen “terre” kelimesi hem ilk kez doğru
okunmuş hem de anlamıyla Latince olarak tespit edilmiştir.
Yunus Emre’nin şiirlerinde geçen “tahcîr”,
“ilm-i usûl” gibi kavram ve terimlere bakaraktan onun şer’î ve fıkhî konularda derinlemesine
bilgisi olduğu daha da perçinlenmektedir.
Şive ya da bir ağıza ait kelimelerin varlığı
ayrıntılı ve derinlemesine incelenmesi ve çalışılması gereken bir konudur.
Çünkü Karaman Nüshası’nın tamamı incelendiğinde daha fazla şive-ağız özellikli
kelime ortaya çıkacaktır. “çeg, çevük, ferseng, givür, hulû/hulv, halva,
ivmek/evmek, kadarlama/kaderlemek, kârubân/karban, kavüm/kavim/kavm,
sınura/sunra, tanmak/danmak, tuş/duşak, uçug/uçuk, ogur/ugur, uşbu/üşbu, uşmak,
yuturmak/yudurmak“ kelimeleri -eklenmiş ya da değiştirilmiş sesleriyle- şive/ağız
özelliğinde yazılmış kelimelerdir. Bu ağız/şive farklılıklarından yola çıkarak
nüshanın yazıldığı bölgeye dair bir veri elde edilebilir.
Yunus Emre’nin şiirlerinde kullandığı
kelimeleri taramada sözlük ve lügatler yanında ansiklopedi ve diğer başucu
kaynaklarına da bakmak gerektiği bu çalışmayla ortaya çıkmıştır.
Yunus Emre divanlarına sözlük hazırlayan
yazarların bazı kelimelere yanlış ya da yetersiz anlamlar verdiğine de
rastlanılmıştır. O sebeple Yunus Emre divanları geniş ve ayrıntılı sözlük taraması
ile yeniden çalışılmalıdır.
Karaman Nüshası üzerinden yapılan bu sözlük çalışması; nüsha
özelliklerinin ortaya çıkarılmasının önünde en büyük engel olan tenkitli metin
yöntemine en büyük cevaptır. Tenkitli metin çalışmaları içinde kaybolup gitmiş
olan kavram, terim ve kelimeler ancak böyle müstakil nüsha çalışmalarıyla ortaya
çıkacaktır.
KAYNAKLAR
ALAN,
Hayrunnisa (2016), “Sahipkıran” maddesi, TDV İA EK 2, s. 448-449
ALMAANY, “kahr=قحر”
maddesi, el-Maany, www.almaany.com,
https://www.almaany.com/ur/dict/ar-ur/%D9%82%D8%AD%D8%B1/?c=t%C3%BCm,
2018/08/10, E.T: 2018/08/10
AYVERDİ, İlhan, “cür’a” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/cür’a,
E.T.
: 2018/08/10
AYVERDİ, İlhan, “isbah” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/ISBAH,
E.T.
: 2018/08/10
AYVERDİ, İlhan, “kadar” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com http://lugatim.com/s/KADAR,
E.T.
: 2018/08/10
AYVERDİ, İlhan, “kârbân” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/KERVAN, E.T. : 2020/02/13
AYVERDİ, İlhan, “kavim” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/KAVIM/KAVM,
E.T.
: 2018/08/10
AYVERDİ, İlhan, “şüd” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://www.lugatim.com/süd,
E.T.
: 2018/08/10
AYVERDİ, İlhan, “tak” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, hhttp://lugatim.com/s/TAK, E.T. : 2018/08/10
AYVERDİ, İlhan, “yalman” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/yalman, , E.T. : 2018/08/10
CANIM,
Rıdvan (2018), Latifî, Latifi-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ
Tenkitli Metin, Ankara
DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “halvâ” maddesi,
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat,
s. 454
DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “hâzin” maddesi,
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat,
s. 417
DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “hisâl” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 433
DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “hisîb” maddesi,
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat,
s. 399
DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “kân” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 584
DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “kıran” maddesi,
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 617
DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “ney-kân” maddesi,
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 584
DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “pelîd” maddesi, Osmanlıca Türkçe
Ansiklopedik Lügat, s. 1026
DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “şikeste” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1193
DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “tak” maddesi, Osmanlıca
Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1225
Doktor
Hüseyin Remzi (1305/1889), “tahcîr” maddesi, Lugat-ı Remzi, C 1
DÖNMEZ, İbrahim Kafi (2011), “Temyîz” maddesi, TDV İA, C 40, s. 437-439
Ebu’l-Kasım
Carullah Mahmûd bin Omar bin Muhammed ez-Zamahşeri el-Hvarizmî (1993),
“yigrenmek” maddesi, Mukaddimetü’l-Edeb, (haz.) Nuri Yüce, Türk Dil
Kurumu Yayınları, Ankara
GÖLPINARLI,
Abdülbaki, Risâlat al Nushiyya ve Divan, Eskişehir Turizm ve Tanıtma
Derneği Yayınları, İstanbul 1965
GÜLSEVİN, Prof. Dr. Gürer (2011), “Dil Çalışmaları
İçin Yunus Emre’nin Yeni Yayınları Nasıl Olmalıdır”, X. ULUSLARARASI YUNUS
EMRE SEVGİ BİLGİ ŞÖLENİ 6-8 MAYIS 2010, Eskişehir, s. 369-380
Kaşgarlı
Mahmûd “ugur/ogur” maddesi, Divânu Lügati’t-Türk Dizini, Çev. Besim Atalay, Ankara, 1986 Türk Dil Kurumu,
s. 426-427
Kaşgarlı
Mahmûd, “eğin”
maddesi, Divan-i Lugat-it Türk Tercümesi IV (1986),
Çev. Besim Atalay, Ankara, Türk Dil Kurumu, s. 171
KAŞIKÇI,
Osman (2010), “Tahcîr” maddesi, TDV İA, C 39, s. 389-390
KOÇ,
Turan (2009), “sanat” maddesi, TDV İA, C 36, s. 90-93
KÖKSAL, Asım Cüneyd,
Dönmez, İbrahim Kâfi (2012) “Usul-i
Fıkıh” maddesi, TDV İA, C 42, s. 201-210
KUTLUER, İlhan (2000), “ilim” maddesi, TDV İA, C 22,
s. 109-114
MELİKOFF,
İrene (2012), Turk - İran Epik Geleneği İcinde Horasan Teberdarı, Ter.
Armağan Sarı, Ankara
MERÇİL,
Erdoğan, (2003) “Mahmûd-ı Gaznevi” maddesi, TDV İA, C 27, s. 362-365
Şemsettin Sami, (1317/1901), “cirem” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s.473
Şemsettin Sami, (1317/1901), “cur’a” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s. 473
Şemsettin Sami, (1317/1901),
“çabuk” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 492
Şemsettin Sami, (1317/1901), “fezîha” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s. 999
Şemsettin Sami, (1317/1901), “halvâ” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s. 557
Şemsettin Sami, (1317/1901), “hazîn” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s.547
Şemsettin Sami, (1317/1901), “hisâl” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.572
Şemsettin Sami, (1317/1901), “hisîb” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s. 549
Şemsettin Sami, (1317/1901), “kân” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s. 1140
Şemsettin Sami, (1317/1901), “ney-kân” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s. 1140
Şemsettin Sami, (1317/1901), “nûhas” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s.1455
Şemsettin Sami, (1317/1901), “san’at” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s. 834
Şemsettin Sami, (1317/1901),
“şahne” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 770
Şemsettin Sami, (1317/1901), “şikeste” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s. 783
Şemsettin Sami, (1317/1901), “temyîz” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s. 441
Şemsettin Sami, (1317/1901), “-ter” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s. 492
Şemsettin Sami, (1317/1901), hâzîn” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s. 567
TDK,
“acırmak (acurmak)” maddesi, Tarama Sözlüğü I A-B
(1996),
Ankara:
TDK Yayınları, s. 472
TDK, “ağaç” maddesi [“ferseng”
maddesi], Tarama Sözlüğü I A-B (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 26
TDK, “baz” maddesi, Derleme Sözlüğü, http://sozluk.gov.tr/, 2019/08/14, E.T. 2019/08/14
TDK, “bazu” maddesi, Tarama Sözlüğü I A-B
(1996),
Ankara:
TDK Yayınları, s. 472
TDK, “çevük” maddesi, Tarama Sözlüğü II C-D (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 879-880
TDK, “deri” maddesi, Tarama Sözlüğü II C-D, (1996), Ankara:
TDK Yayınları, s. 1102
TDK, “eğin” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 1390
TDK, “ferseng” maddesi, Tarama
Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 26
TDK, “givir” maddesi, Tarama
Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1706-1708
TDK, “gür” maddesi, Tarama
Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK
Yayınları, s. 1879
TDK, “ilimek” maddesi, Tarama
Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK
Yayınları, s. 1944
TDK, “inak” maddesi, Tarama
Sözlüğü III E-İ (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 2074
TDK, “indi” maddesi, Tarama
Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2082
TDK, “ivmek/evmek” maddesi, Tarama
Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2135
TDK, “kadar” maddesi, Tarama Sözlüğü IV K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2158
TDK, “karu” maddesi, Tarama Sözlüğü IV
K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s.
2323
TDK, “kayıtmak” maddesi, Tarama Sözlüğü IV
K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s.
2385
TDK, “kıran” maddesi, Tarama Sözlüğü IV
K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s.
2497-2502
TDK, “nuhas” maddesi, luggat, www.luggat.com,
https://www.luggat.com/nuhas/1/1,
E.T.: 2018/08/10
TDK, “sunra” maddesi, Derleme
Sözlüğü (2019): http://sozluk.gov.tr/,
E.T. 2019/08/14, E.T. 2019/08/14
TDK, “tanmak/danmak” maddesi, Tarama Sözlüğü II
U-Z (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 1004-1005
TDK, “tuş/duşak” maddesi, Tarama Sözlüğü V O-T (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 3511
TDK, “uçug/uçuk” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 3881
TDK, “uşbu” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 3881
TDK, “uşmak” maddesi, TDK
Sözlükleri (2019), http://sozluk.gov.tr,
E.T: 2018/08/10
TDK, “yahşi” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 4209
TDK, “yalman” maddesi, Tarama Sözlüğü Dizin VIII (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4225
TDK, “yigrenmek” maddesi, Tarama Sözlüğü VIII (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4598
TDK, “yuturmak/yudurmak” maddesi, Tarama Sözlüğü
VI U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4753
TİMURTAŞ, Faruk Kadri, Yunus
Emre Divan, Kültür Bakanlığı Ankara 1980
TUĞLACI,
Pars (1985), “tera” maddesi, Okyanus Ansiklopedik Sözlük, C 9, İstanbul:
s. 2836, 2888
TUĞLACI,
Pars (1985), “terre” maddesi, Okyanus Ansiklopedik Sözlük, C 9,
İstanbul: s. 2836, 2888
TULUM,
Mehmet Mahur (2014), “Cengiz Aytmatov’un İsmi Üzerine”, Türkiyat
Mecmuası, C. 24/Bahar, s. 91-97
Ümit
Burhan, Yunus Emre Divanı, Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul 1933
YILDIRIM, Yusuf (2017), Risâletü’n-Nushiyye
ve Divân-ı Yûnus Emre Karaman Nüshası, Duru Bulgur Yayınları, İstanbul
YILDIZ, Hakkı Dursun (1994), “Ebu Müslim
Horasanî” maddesi, TDV İA, C 10, s. 197-199
[1]
Ümit Burhan, Yunus Emre Divanı, Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul 1933
[2]
GÖLPINARLI, Abdülbaki, Risâlat al Nushiyya ve Divan, Eskişehir Turizm ve
Tanıtma Derneği Yayınları, İstanbul 1965
[3]
TİMURTAŞ, Faruk Kadri, Yunus Emre Divan, Kültür Bakanlığı Ankara 1980
[4] GÜLSEVİN, Prof. Dr. Gürer (2011), “Dil
Çalışmaları İçin Yunus Emre’nin Yeni Yayınları Nasıl Olmalıdır”, X. ULUSLARARASI YUNUS
EMRE SEVGİ BİLGİ ŞÖLENİ 6-8 MAYIS 2010, Eskişehir, s. 369-380
[5]
YILDIRIM, Yusuf, Risâletü’n-Nushiyye ve Divân-ı Yûnus Emre Karaman Nüshası,
Duru Bulgur Yayınları, İstanbul 2017
[6]
TDK, “acırmak (acurmak)” maddesi, Tarama
Sözlüğü I A-B (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 472
[7]
TDK, “baz”
maddesi, Derleme Sözlüğü, http://sozluk.gov.tr/,
2019/08/14, E.T. 2019/08/14
[8] TDK, “bazu” maddesi, Tarama Sözlüğü I A-B (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 472
[9] TDK, “karu” maddesi, Tarama Sözlüğü IV
K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s.
2323
[10] Şemsettin Sami, (1317/1901), “cur’a” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s. 473
[11] AYVERDİ, İlhan, “cür’a” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/cür’a, E.T. : 2018/08/10; Şemsettin Sami, (1317/1901), “cur’a” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s. 473
[12] AYVERDİ, İlhan, “çabuk-ter”, lügatim.com
http://lugatim.com/s/%C3%A7abuk, 22/08/2020, E.T: 25/08/2020; Şemsettin Sami, (1317/1901), “çabuk” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s. 492
[13] TULUM, Mehmet Mahur (2014), “Cengiz
Aytmatov’un İsmi Üzerine”, Türkiyat Mecmuası, C. 24/Bahar, s.
91-97
[14] TDK, “çevük” maddesi, Tarama Sözlüğü II C-D
(1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 879-880
[15] TDK, “deri” maddesi, Tarama Sözlüğü II
C-D, (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1102
[16] MELİKOFF, İrene (2012), Turk - İran Epik
Geleneği İcinde Horasan Teberdarı, Ter. Armağan Sarı, Ankara, s. 103-110
[17] CANIM, Rıdvan (2018), Latifî, Latifi-Tezkiretü’ş-Şu’arâ
ve Tabsıratü’n-Nuzamâ Tenkitli Metin, Ankara, s. 530
[18] YILDIZ, Hakkı Dursun (1994), “Ebu Müslim
Horasanî” maddesi, TDV İA, C 10, s. 197-199
[19] ALAN, Hayrunnisa (2016), “Sahipkıran” maddesi, TDV
İA EK 2, s. 448-449
[20] TDK, “eğin” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 1390; Kaşgarlı
Mahmûd, ,
“eğin” maddesi, Divan-i Lugat-it Türk Tercümesi IV (1985),
Çev. Besim Atalay, Ankara, Türk Dil Kurumu, s. 171
[21]
Şemsettin Sami, (1317/1901), “fezîha”
maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 999
[22] TDK, “ferseng”
maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 26
[23] TDK, “givir”
maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 1706-1708
[24] TDK, “gür”
maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 1879
[25] DEVELİOĞLU, Ferit (1960), (1960), “hâzin” maddesi,
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 417; Şemsettin Sami, (1317/1901), “hazîn” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s.547
[26] DEVELİOĞLU, Ferit (1960), “hisâl” maddesi,
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 433; Şemsettin Sami, (1317/1901), “hisâl” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s.572
[27] DEVELİOĞLU, Ferit (1960), “halvâ” maddesi,
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 454; Şemsettin Sami, (1317/1901),
“halvâ”
maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.557
[28] DEVELİOĞLU, Ferit (1960), “hisîb” maddesi,
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 399; Şemsettin Sami, (1317/1901), “hisîb” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s. 549
[29]
Kelime “hı” yani “x” ile xulû biçiminde yazılmış. Bu yazım ile yalnız, boş
anlamına gelse de mısrada şirîn kelimesi ile anlamca uyumlu olan tatlı
anlamındaki “hulû/hulv/halva” olduğu anlaşılmıştır.
[30] Şemsettin Sami, (1317/1901), “halvâ” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s. 557
[31] TDK, “ilimek” maddesi,
Tarama Sözlüğü III E-İ (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 1944
[32] KUTLUER, İlhan
(2000), “ilim” maddesi, TDV İA, C 22, s. 109-114
[33] KÖKSAL, Asım Cüneyd, Dönmez, İbrahim Kâfi (2012) “Usul-i
Fıkıh” maddesi, TDV İA, C 42, s. 201-210
[34] TDK, “inak”
maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2074
[35]
TDK, “indi” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara:
TDK Yayınları, s. 2082
[36] AYVERDİ, İlhan, “isbah” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/ISBAH, E.T. : 2018/08/10
[37] TDK,
“ivmek7evmek” maddesi, Tarama Sözlüğü
III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2135
[38] TDK, “kadar” maddesi, Tarama Sözlüğü IV
K-N(1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2158
[39] AYVERDİ, İlhan, “kadar” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com http://lugatim.com/s/KADAR, E.T. : 2018/08/10
[40] ALMAANY, “kahr=قحر” maddesi, el-Maany, www.almaany.com, https://www.almaany.com/ur/dict/ar-ur/%D9%82%D8%AD%D8%B1/?c=t%C3%BCm, 2018/08/10, E.T: 2018/08/10
[41] AYVERDİ, İlhan, “kârbân” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/KERVAN, E.T. : 2020/02/13
[42] AYVERDİ, İlhan, “kavim” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/KAVIM/KAVM, E.T. : 2018/08/10
[43] TDK, “kayıtmak” maddesi, Tarama Sözlüğü
IV K-N (1996), Ankara: TDK
Yayınları, s. 2385
[44] TDK, “kıran” maddesi, Tarama Sözlüğü IV
K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s.
2497-2502
[45] Şemsettin Sami, (1317/1901), “cirem” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s.473
[46] Şemsettin Sami, (1317/1901), “la’l”
maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 1241
[47] MERÇİL, Erdoğan, (2003) “Mahmûd-ı Gaznevi”
maddesi, TDV İA, C 27, s. 362-365
[48] DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “ney-kân” maddesi,
Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 584; Şemsettin Sami, (1317/1901), “kân” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s.1140
[49] Şemsettin Sami, (1317/1901), “nûhas” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.1455; “nuhas” maddesi, luggat, www.luggat.com, https://www.luggat.com/nuhas/1/1, E.T.: 2018/08/10
[50] DEVELİOĞLU, Ferit, (1960),
“pelîd” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1026
[51] DEVELİOĞLU, Ferit, “pelîd” maddesi, Osmanlıca Türkçe
Ansiklopedik Lügat, s. 1026
[52] KOÇ, Turan (2009), “sanat” maddesi, TDV İA,
C 36, s. 90-93; Şemsettin Sami, (1317/1901), “san’at” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s. 834
[53] TDK, “sunra” maddesi, Derleme Sözlüğü
(2019): http://sozluk.gov.tr/, E.T. 2019/08/14, E.T. 2019/08/14;
[54] Şemsettin Sami, (1317/1901), “şahne” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s. 770
[55] DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “şikeste” maddesi, Osmanlıca Türkçe
Ansiklopedik Lügat, s. 1193; Şemsettin Sami, (1317/1901), “şikeste” maddesi,
Kamûs-ı Türkî, s. 783
[56]
Kelimenin ortasına silinmiş “nun” var. Kelime “ş, v, d, n” harfleriyle “şûden” (شودن) olarak yazılmış. Bu kelime Farsça’daki
“şuden” olarak değerlendirilmiştir.
[57] AYVERDİ, İlhan, “şüd” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, http://www.lugatim.com/süd, E.T. : 2018/08/10
[58]
Doktor Hüseyin Remzi (1305/1889), “tahcîr” maddesi, Lugat-ı Remzi, C 1,
s. 240
[59] KAŞIKÇI, Osman (2010), “Tahcîr” maddesi, TDV
İA, C 39, s. 389-390
[60] DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “tak” maddesi, Osmanlıca
Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1225AYVERDİ, İlhan, “tak” maddesi, Kubbealtı
Lugati, www.lugatim.com, hhttp://lugatim.com/s/TAK, E.T.: 2018/08/10
[61]
TDK, “tanmak/danmak” maddesi, Tarama Sözlüğü II U-Z (1996), Ankara: TDK
Yayınları, s. 1004-1005
[62] TDK, “tuş/duşak” maddesi, Tarama Sözlüğü V
O-T (1996), Ankara: TDK Yayınları, s.
3511
[63] Dönmez, İbrahim Kafi (2011), “Temyîz” maddesi, TDV İA, C 40, s. 437-439; Şemsettin Sami, (1317/1901), “temyîz” maddesi, Kamûs-ı
Türkî, s. 441
[64]
TUĞLACI, Pars (1985), “terre” ve “tera” maddeleri, Okyanus Ansiklopedik
Sözlük, C 9, İstanbul: s. 2836, 2888
[65] “uçug/uçuk” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 3881
[66] Kaşgarlı Mahmûd “ugur/ogur” maddesi, Divânu
Lügati’t-Türk Dizini, Çev. Besim Atalay, Ankara, 1986 Türk Dil Kurumu, s.
426-427
Kaşgarlı Mahmûd, , “eğin” maddesi, Divan-i
Lugat-it Türk Tercümesi IV (1985),
[67]
TDK, “uşbu” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 3881
[68] TDK, “uşmak”
maddesi, TDK Sözlükleri (2019), http://sozluk.gov.tr, E.T: 2018/08/10
[69] TDK, “yahşi” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996),
Ankara: TDK Yayınları, s. 4209
[70] TDK, “yalman” maddesi, Tarama Sözlüğü Dizin
VIII (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4225
[71] AYVERDİ, İlhan, “yalman”
maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/yalman,
E.T. : 2018/08/10
[72] TDK, “yigrenmek” maddesi, Tarama Sözlüğü
VIII (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4598;
Ebu’l-Kasım Carullah Mahmûd bin Omar bin Muhammed ez-Zamahşeri el-Hvarizmî
(1993), “yigrenmek” maddesi, Mukaddimetü’l-Edeb, (haz.) Nuri Yüce, Türk
Dil Kurumu Yayınları, Ankara
[73] TDK, “yuturmak/yudurmak” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4753
Özgün metin için bakınız:
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder