01/05/2021

YUNUS EMRE DİVANI’NDA TESPİT EDİLMEMİŞ ARKAİK KELİMELER

 

Yusuf YILDIRIM

GİRİŞ

Yunus Emre divanı çalışmalarının göze çarpmayan ama çok önemli ayaklarından biri de Yunus Emre divanlarına sözlük hazırlamaktır. Ümit Burhan Toprak, Abdülbaki Gölpınarlı ve Faruk Kadri Timurtaş yayınladıkları Yunus Emre divanlarının sözlüklerine dair birkaç cümlelik de olsa açıklama yaparlar. Ancak sözlükleri nasıl hazırladıklarına ve hangi kaynaklardan yararlandıklarına dair ayrıntıya girmezler. Anlaşıldığı kadarıyla da sadece Osmanlı dönemi lügatlerden yararlanmak durumunda kalmışlar.

Bu konudaki önemli bir sorun; Yunus Emre divanı sözlüklerinin yetersizliğidir. Burhan Toprak’ın Yunus Emre Divanı[1] gibi divan sözlüğünün de ilk olması bakımından eksiği çoktur. Anlamı bilinmeyen birçok terim, kavram sözlükte yer almamıştır. Arkaik Türkçe kelimelerden hiçbiri sözlüğe alınmamıştır. Gölpınarlı, divan[2] ekine daha gelişmiş sözlük hazırlasa da arkaik Türkçe kelimeler bakımından eksiklidir. Faruk Kadri Timurtaş’ın Yunus Emre Divanı[3] sözlüğü; alanının en iyisi olsa da arkaik Türkçe kelimelerin, bazı terim ve kavramların olmamasından yetersizdir. Görüldüğü kadarıyla da Timurtaş’ın Yunus Emre Divanı (1980) sözlüğü günümüzde bile aşılamamıştır. Timurtaş’tan sonra hazırlanan Yunus Emre divanı tenkitli metin kitaplarının her birinde sözlükler, birkaç kelime dışında Timurtaş’ın divan sözlüğünü ya aynen taklit eder ya da kelimelerin anlamları kısmen genişletir.

Yunus Emre divan sözlüklerinin eksikli olmasının sebeplerinden biri, divan nüshalarının çoğunlukla tenkitli metin içinde kaybolmasıdır. En çok beyitle tam şiiri en doğru şiir olarak bulmak esas olduğundan tenkitli metin çalışmaları şiir ve beyit merkezli bir yöntemdir. Nüshanın kendisi ikincil plandadır.

Yunus Emre divan sözlüklerinin eksikli olmasının bir diğer önemli sebebi Türk dilinin önemli etimolojik sözlüklerinden yeterince yararlanılmamasıdır. Yunus Emre araştırmalarının yoğun olduğu 20. yy’da Divânü Lügati’t-Türk, İbn-i Mühennâ Lügati, Mukaddimetü’l-Edeb, Kutadgu Bilig gibi Türk dilinin ana kaynaklarının çevirileri yapılmış; en azından kütüphaneler yoluyla bunlara erişim de kolaydı. Tamamlanması 1980’leri bulan Tarama Sözlüğü ve Derleme Sözlüğü’ne yetişebilen söz konusu yazarların bu sözlüklerden etkin yararlanma durumu olmadığı da divan sözlüklerinin içeriğinden anlaşılmaktadır.

Oysa Türk dilinin ana kaynakları olan bu sözlükler, Yunus Emre divanı şiirlerinde geçen terim, kavram ve kelimeler için de vaz geçilmez kaynaklardır. Bugün internet sayesinde bilgi kaynaklarına erişim sıradanlaşmıştır. Geleneksel yöntemlerle uzun zaman alan araştırmalar dijital ortamda çok daha kısa sürede yapılabilmektedir. Bu durum, Yunus Emre araştırma ve çalışmaları için de geçerlidir.

Bu yazı; önemli bir sorun ve önemli bir konu olan “Yunus Emre divanı nüshaları tenkitli mi müstakil mi çalışılmalı?” sorusuna büyük bir cevap niteliğindedir. Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Gürer Gülsevin bu konuda “Yunus Emre Divanı'nın mevcut bütün nüshaları ayrı ayrı incelenmelidir. Her nüshanın transkripsiyonlu metni ve ayrıntılı Söz Dizini yapılmalıdır. Ancak bunlardan sonra dilciler Yunus Emre'nin dili hakkında sonuçlar çıkarabilirler.[4] diyerek çok sağlam görüş belirtir.

Yayını 2014 ve 2017 yıllarında yapılan “Risâletü’n-Nushiyye ve Divân-ı Yunus Emre Karaman Nüshası (RNDYE KN)”nın[5]  tüm kelimeleri; 2018, 2019 ve 2020 yıllarında çaprazlama ve derinlemesine sözlük taramasına tabi tutulmuştur. Üç yıllık derinlemesine araştırma sonunda Türk dilinin ana kaynakları taranarak 80’i aşkın arkaik terim, kavram kelimelerin anlamları bulunmuştur. Bu araştırma sonunda tespit edilen kelimelerin neredeyse tamamının hiçbir şekilde Yunus Emre divanı sözlüklerine girmediği tespit edilmiştir. Girenlerin de yanlış ya da yetersiz anlamlarla divan sözlüklerinde yer aldığı görülmüştür. Bu duruma en iyi örnek “la’l” kelimesidir. Bulunduğu beyitte mücevher anlamında iken yanlışlıkla “tat, dilsiz” anlamıyla verilmiştir.

Bu makaleye, tespit edilen arkaik kelimelerden ancak 55’i hazırlanabilmiştir. Alfabetik sırada verilen kelimelerin anlamları, kaynaklarda yazıldığı biçimiyle verilmiştir. Devamında bu kelimeler; Karaman Nüshası’ndaki ilgili beyitlerle örneklenmiştir. Divan örnek beyitlerinin kaynak gösterimi, “varak nu/şiir sıra nu/ beyit nu (68a/18/2)”; Risâletü’n-Nushiyye örnek beyitlerinin kaynak gösterimi “varak nu/ beyit nu (52a/1/6)” biçimindedir.

Bu çalışmaya yetiştirilemeyen 30’u aşkın arkaik kelime; umulur ki başka bir zamanda başka bir çalışmada yer bulur.

YUNUS EMRE DİVANINDA TESPİT EDİLMEMİŞ ARKAİK KELİMELER

acûrmak/acırmak (t.): Acıktırmak. Uyar, bağlı halde bulundurmak anlamındadır. [6]

Hızır İlyâs degüliken key dirlige sataşdum

hergiz yimez içmeziken karnum acurmaz oldı (RNDYE K N, 70b/21/7)

âşık-ı kıran (t.): Arapça âşık ile Türkçe kıran kelimesiyle Farsça tamlama. Aşkta amacına erişen, ilahi aşkta kabul gören. Tamlamaya dair sözlük ve ansiklopedilerde bir madde tespit edilememiştir. Ancak sahipkıran tamlamasındaki anlama uygun yorumlanmıştır. Bu anlam beyte anlam olarak uymaktadır.

nazarun bin cân alur derdün yürekde kalur

gören kendüden varur ‘âşık-ı kıran mısın (RNDYE K N, 68a/18/2)

bazlu (t.): Kelimeye Tarama Sözlüğü’ndeki baz ve bazulu maddelerinden ulaşılmıştır. Tarama Sözlüğü’ndeki “bazulu”nun şivesel yolla “bazlu” olarak yazıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca aynı anlama gelen “karu” da açıklamaya eklenmiştir.

baz (t.): İri, büyük, gösterişli, güçlü kuvvetli.[7]

bazulu (t.): Kuvvet, kudret. Bazulu: Kuvvetli, kudretli. Pazu.[8]

karu (t.):  Pazu, kol.[9]

atlarının izi tozlu önleri tâvul bazlu

kargu gibi uzun boylu bahâdur yigitler yatur (RNDYE K N, 139a/112/5)

cur’a/cür’a (a.): Bir yudum içilecek şey, ale’l-husûs bâde (içki).[10]  Yudum, bir yudum. İçki kabının dibinde kalan son yudum.[11]

yine Yûnus başdan çıkub fakr nâmusını yıkub

âşıklarun cür’asından olu kadeh içdi yine (RNDYE K N, 104b/74/8)

çabuk-ter (f.): Daha hızlı, daha süratli, daha serî.[12]

sen seni elden bırak dost yüzine sensüz bak

Mansûrlayın “Ene’l-Hakdahı çabuk-ter gerek (RNDYE K N, 76a/27/7)

çeg/ceg (t.): Benek, dairevi, çevrili yer.[13] “çeg” kelimesi şiirde “leke, kir pas” anlamında değerlendirilmiştir. Tulum’un makalesinde de belirttiği gibi Doğu Türkçesinde geçen “çeg” kelimesinde “t-ç” ses değişimi vardır. Kelimenin söyleyiş biçimi Batı Türkçesinde yani Oğuzcada “tek”tir.

gönüllerde çeg olmagıl mahfillerde çig olmagıl

cig nesnenün ne dadı var gel ‘ışk odına biş yüri (RNDYE K N, 148a/125/7)

çevük (t.): Çevik, cevval, canlı, atik, seri.[14]

çevük bahri olmak gerek bir denize talmak gerek

bir gevher çıkarmak gerek hic sarrâf çıkarmaz ola (RNDYE K N, 185a/181/3)

deri (t.): Parsa, bahşiş. Derinti, devşirme.[15]

hasûdun kandasa bellü bazarı

özinden gitmez ânun yiyir deri (RNDYE K N, 31b/321)

Ebu Müslim Nacagı (a. t.): Teber, balta ya da nacak. Ay şeklinde bir baltadır. Bektaşilerde kişinin işlediği hataların yanlışlığını yüzüne vurmanın çeşitli yollarının bir sembolüdür. Demirci Ahi Hurdek tarafından Ebu Muslim-i Horasani’ye verilen savaş baltası olarak da bilinir.[16]

Ebu Müslim Nacağı’ndan bahseden bir diğer şair de Latifî’dir. Latîfî, Şair Nihanî’nin kendisi hakkında söylediği bir beytin yanlışlıkla Necâtî’ye isnat edildiğini belirtir. Latîfî, Nihânî eskiden yeniçeri olduğu için ona Fazıl Nacak denildiğini, lakin Necâtî ile nacağın tenâsüb-i elfâzda ve iştikakta mahreç yakınlığı bulunduğu için Necâtî’ye isnat edildiğini açıklar.[17] O beyit şöyledir:

nihânîye Nacaḳ dirler velâkin gerçek eydürler

havâric boynın urmaġa Ebu’l-Müslim nacaġıdur

Ebû Müslim, İslâm tarihinin önemli şahsiyetleri arasında yer almaktadır. Muhtemelen 100 (718-19) yılında İsfahan veya Merv’de doğdu. Etnik menşei kesin olarak bilinmemektedir. Arap olmamakla birlikte Türk veya Fars asıllı olduğuna dair de bilgi yoktur. Çocukluk yıllarını, Emevî aleyhtarı siyasî ve sosyal faaliyetlerin merkezi Kûfe’de geçirdiği anlaşılan Ebû Müslim, Ebû Dülef el-İclî’nin ceddi İdrîs b. Ma‘kıl’in himayesinde büyüdü, onun oğlu ile birlikte okudu ve Kur’an’ı ezberledi. 

Kısa boylu, geniş alınlı, esmer tenli bir kişi olan Ebû Müslim soğuk kanlı, acımasız, ketum, cömert, akıllı ve ileri görüşlü bir devlet adamı olarak temayüz etmişti. İyi bir eğitim görmüştü, çok iyi derecede Arapça ve Farsça biliyordu. Miras olarak sadece beş hizmetçi kız bıraktığı rivayet edilir. Kaynaklarda Fâtıma ve Esmâ adlı iki kızı ile Yesâr adında bir kardeşinden bahsedilmektedir. 

Emevî hânedanının yıkılmasında ve Abbâsîlerin hilâfete geçmesinde oynadığı rol sebebiyle ona “nâkilü’d-devle, sâhibü’d-devle, mümîtü’d-devle, muhyi’d-devle” unvanları verilmiştir. Siyasî ve askerî başarıları yanında Horasan’ın imarı yolunda da büyük adımlar atmıştır. Merv’de ve Nîşâbur’da camiler yaptırmış, Merv ve Semerkant’ın surlarını tamir ettirmiştir.

Ebû Müslim’in nüfuzu arttıkça düşmanları arttı. Ebû Ca‘fer el-Mansûr, onu ortadan kaldırmak  için Abbasi halifesinde defalarca teklifte bulundu. Nihayet kendisi halife olunca Ebû Müslim’i öldürmek için bir oyun hazırladı. Kendisini görüşme ve konuşma için yanına çağırdı. Ebû Müslim ordusunu Hulvân’da bırakıp 3000 sadık adamı ile halifenin bulunduğu Rûmiye’ye gelmeye razı oldu. Başta halife olmak üzere bütün devlet erkânı Ebû Müslim’i karşıladılar. Mansûr ona son derece iyi davranarak şüphelerini bertaraf etti. Ebû Müslim’in yanındaki 3000 kişi Rûmiye dışında karargâh kurmuştu. Nihayet 24 Şâban 137 (12 Şubat 755) tarihinde halifenin Ebû Müslim ile konuştuğu bir sırada daha önce saraya yerleştirilen adamları saklandıkları yerden çıkarak Ebû Müslim’i öldürdüler.

Ebû Müslim İran, Özbekistan, Türkmenistan ve Dağıstan’da olduğu gibi Anadolu Türk halkı arasında da mübârek kahramanlardan biri kabul edilmiştir. O daima hakkı savunan, haksızlığa ve zulme karşı çıkan bir kişi olarak gösterilir.[18]

geçdi bunlarun çagı dünye kahrun ocagı

Ebu’l-Müslim Nacagı ol sâhib kıran[19] kanı (RNDYE K N, 199a/201/9)

egin (t.): Sırt, arka.[20]

azâd oldı bular gayguları yok

eginleri bütün karınları tok

fazîhat (a.): Rezil, rüsvây, edepsizlik, alçaklık.[21]

dinlerisen diyem bir hoş nasîhat

dilersen olmayasın halka fazîhat (RNDYE K N, 28b/292)

ferseng (a.): Eski bir ölçüdür. Üç mil ıraklıktır ki, 1200 adımdır. Aşağı yukarı bir kilometrelik bir yoldur. Muarrebi fersahtır.[22]

ide sana emânetin vir ıssı diler ilteyim

alub senden emânetin ölçe göre fersengini (RNDYE K N, 104b/65/3)

givür/givir (t.): Koymak, sokmak, idhal etmek, yerleştirmek.[23] Givür, bu yazımla şivesel özellik taşımaktadır.

tene yumşak givürmeyem cümlesinden fârig olam

döşegümi toprak idüb yasdugumı taş eyleyem (RNDYE K N, 76a/31/3)     

gür (t.): Kesif, sık, gümrah. Kuvvetli, çok, bol.[24]

gürde soralar bu sözi esirgemez anlar bizi

biz de sana dutduk yüzi sen esirge bizi Çalap (RNDYE K N, 205a/210/5)

hâzin (a.): Hazinedâr, hazine emini (sorumlusu), bekçi.[25]

uzatsan Hayy u Kayyum işine kul

sana bevvâb u hâzin vireler yol  (RNDYE K N, 43b/461)   

hisâl (a.): Tabiat, huylar, hasletler.[26]

Yûnus sana farizadur işbu sırâta ugramak

ile yolunda haşr-i neşr sana gerek eyü hisâl (RNDYE K N, 74a/25/9)

hisîb/hasîb (a.): Zatı değer ve kadri olan, meziyyet-i şahsî sahibi.[27] Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi.[28]

çü kendü kendözinden yok hisîbi

hayâ bahşından anun yok nasibi (RNDYE K N, 36a/371)   

hulû[29] (a.): Hulv, halva. Tatlı, şirin, hoş, leziz.[30]

zihî şîrîn hulû dilber ki bu dem turagı cânda

çün cân evini almış ayruk ne sıgar anda (RNDYE K N, 201b/205/1)

ilimek (t.): Hafif ısınmak.[31]

urdılar suyım ilinür kavüm abdeste gönilür

yakîn hısımlar kıhırdur Allah sana sundum elüm (RNDYE K N, 210b/218/3)

ilm-i usûl (a.): Bir işin nasıl yapılacağının yöntemini gösteren ilim, metodoloji, yöntembilim. Delillerden hüküm nasıl çıkarıldığını öğreten ilim. İslâm ilimleri ana hatlarıyla öncelikle naklî (şer‘î/dinî) ve aklî (felsefî/hikemî) olmak üzere ikiye ayrılır. Naklî ilimler tefsir, hadis, fıkıh, kelâm ve tasavvuftan oluşmaktadır. Bunlardan tefsir, hadis ve özellikle fıkıh için ayrıca usul ilmi (ilmî ilkeler ve metodolojiyi inceleyen bir disiplin) söz konusudur.[32]

Usul ilminin belli başlı meselelerini ihtiva eden kapsamlı ve metotlu eserler ise fıkıh mezheplerinin teşekkülünü tamamlaması ve fürû kitâbiyatının belirli bir olgunluğa kavuşmasının ardından ortaya çıkmaya başlamıştır. Özellikle aradaki bu zaman farkı sebebiyle er-Risâle’nin Şâfiî’ye nisbeti ve onun usul ilminin kurucusu olduğu şeklindeki yaygın düşünce bazı araştırmacılar tarafından tartışma konusu edilmiştir.[33]

benüm gibi mücrim kul gel iste bir dahı bul

dilümde ‘ilm-i usûl gönlümde dünyâ sever (RNDYE K N, 63a/12/2)

inak (t.): Kendisine inanılır ve güvenilir emin kimse, inal, Gerçek dost, arkadaş, sırdaş.[34]

bege ne ziyân sipâhî ma’zûl olur

pâdişâha iniledin inak kul olur (RNDYE K N, 227/23a)

indi (t.): İmdi, şimdi.[35]

indi öküzi ol la’în al ile azdurmaga

sinekile Hak Çalap öküzi elden kodı (RNDYE K N, 190b/189/3)

isbah (a.): Seher vakti, sabah vakti.[36]

tekebbürdür nefs sultânı bilmez

anunçün isbahi dirlik dirilmez (RNDYE K N, 4b/19)

ivmek/evmek (t.): Acele, hızlı. İve ive; acele acele, koşa koşa.[37]

iy Yûnus iverisen dostı görsem dirisen

ayân görinen durur iste gönül içinde (RNDYE K N, 65a/14/8)       

kadarlama/kaderlemek (a.): Takdir etmek, mukadder etmek.[38] Kader, nicelik, ölçü, değer, kıymet.[39]

topragı kadarladı sûreti hat bagladı

durgurdı dört altı adın Âdem eyledi (RNDYE K N, 129a/89/1)

kahr (a.): Gençlik ve cilt tazeliği içinde yaşlanma[40] “qahr” maddesi). Yukarıdaki anlamıyla kahr kelimesi; geçtiği beyitin anlamına uygun düşmemektedir. Kelimenin öncesinde geçen “talmak” kelimesine bakaraktan “kahr” kelimesinin bir yanlış yazım olduğu doğru yazımın “bahr” olabileceği değerlendirilmiştir. Yine de metin yazımından dolayı da “kahr” kelimesi sözlük çalışmasına tabi tutulmuştur.

girdüm gönül şârına taldum anun bahrine

ışkıla seyr iderken iz buldum cân içinde (RNDYE K N, 203a/209/3)

kârubân/karban (a.): Kervan. Bir memleketten diğer uzak bir memlekete ticâret eşyâsı veya yolcu taşıyan yük hayvanı katarı, kara nakliyâtı yapan katar.[41]

üç yüz altmış tamarun uyhu aldı

uzandı kârubân yolun uzaldı (RNDYE K N, 48a/505)

kavüm/kavim/kavm (a.): Akrabâ ve taallukat. Aynı soydan gelen, dil, töre ve kültürleri ortak insan topluluğu, budun. Akraba ve taallukat.[42]

urdılar suyım ilinür kavüm abdeste gönilür

yakîn hısımlar kıhırdur Allah sana sundum elüm (RNDYE K N, 210b/218/3)

kayıtmak (t.): Geri dönmek, avdet etmek.[43]

müşâhede anunçün balkır ana

kayıtmaz zerrece ol degme yana (RNDYE K N, 39b/409)

kıran (t.): Kenar, kıyı, uç, etraf, sınır. Öldürücü hastalık.[44]

nazarun bin cân alur derdün yürekde kalur

gören kendüden varur ‘âşık-ı kıran mısın (RNDYE K N, 68a/18/2)

lâ-cirem (a.): Ruha sahip olmayan cisim anlamındaki “cirem” ile olumsuzluk eki “lâ”nın bir araya gelmesiyle; ruh sahibi olmayan cisim. Cisimsiz, hacimsiz.[45]

âşık olan kişiler lâ-cirem derde düşer

ışkıla bilişen cân ser-mest ü humâr gerek (RNDYE K N, 75a/27/6)

la’l (a.): Yakut gibi al renkli kıymetli taş. Pek kırmızı ve has bir cins mürekkeb.[46]

degme bir mevcüne bir hâl bulasın

dür ü mercân yahud la’l alasın (RNDYE K N, 15a/142) 

Mahmûd (a.) Gazneli Mahmut. Seyr ü sülük şiirinde “çetr ve sayvan (çadır)” kelimelerinin geçtiği mısrada Mahmûd adı da geçmiştir. Kendisinden öncekiler la’l renkli çadır kullanırken Gazneli Mahmud, siyah renkli çadır kullanmıştır.[47]

geh beyâbânu harâb u geh serâb u geh türâb

geh gine Mahmûd olam geh çetr ü geh sayvan olam (RNDYE K N, 54a/32)

ney-kân (f.): Farsça olumsuzluk eki “ney” ile bir şeyin menbaı, kaynağı anlamındaki “kân”ın birleşmesi ile kaynaksız, cevhersiz.[48]

ben âdemlıkdan geçem ucam melekler milkine

gâh kevn olam gehî ney-kân olam bâ-kân olam  (RNDYE K N, 54a/1/26)

nûhas (a.): Bakır. Bakır para.[49] Kıtr. Ateş. Bir şeyin aslı. Tunç ve demir döğülürken sıçrayan şerâre. Kızgın mâden, dumansız alev.[50]

nefsünün varlıgını ‘Aklkulleh’e ulaşdur

varlıgun yoga degşür cevher ol olma nuhâs (RNDYE K N, 82b/36/4)         

pelîd (f.): Pis, kirli, necis, murdar, alçak. Meşe palamudu.[51]

güzîn it dünyede bir eyü yoldaş

ki nefsün pelîdi çekmeye baş (RNDYE K N, 41b/435)       

san’at (a.): Arapça’da san‘ (sun‘) “yapmak, etmek”, sana‘ “işinde mahir olmak”, san‘at ise “yapılan iş, meslek” anlamına gelir. Terim olarak sanat “maddî veya zihnî bir iş ve çabada izlenen düzenli ve özel yol, yöntem” anlamında.[52]

san’atun yigregi çün namazımış hoş pîşe

namaz kılan kişide olmaz yavuz endişe (RNDYE K N, 181a/174/1)

sınura (t.): Sonra, sona, sora, sonra, sunra.[53] Sınura kelimesi Karaman dağlık köylerinde nazal n’li “sonura”ya çok yakın söyleyişte bir kelime.

Mecnûn kadehin aldum Leylî gönline toldum

hak Hakk’ı ‘ayân buldum andan sınura geldüm (RNDYE K N, 134a/104/11)

şâhne (a.): Eskiden şehirde geceleri asayişi kontrol eden, görevli. Subaşı.[54] Doğru yazımı ve telaffuzuşıhne” olan kelimenin Karaman Nüshası’nda şivesel bir kullanımda olduğu anlaşılmaktadır.

ugur olmış ugurlar kendü kendüyi çakar

şahne kendüsi olmış girmiş zindân içinde  (RNDYE K N, 62b/11/3)

şikeste (f.): Kırık, kırılmış, kırgın, incinmiş, kederli, yenilmiş.[55]

hayli zamandı va’deye salmışıdı za’ifini

gördi gönül şikestesin yapdı ‘imâret eyledi (RNDYE K N, 181a/174/3)

şuden[56] (f.): Olmak, var olmak, gitmek, varlık, yaratık.[57]

kulmaşa virdük sözini sözile dögdük yüzini

yaban cânavarı gibi biligler  şuden ider  (RNDYE K N, 181b/175/3)

tahcîr (a.): Bir yere taş koymak, taş yığmak. Kimsenin girmemesi için arazinin etrafına taştan sınır yapmak.[58] Sözlükte “bir yere taş dikmek; alıkoymak, kısıtlamak, haram kılmak” anlamlarındaki tahcîr (ihticâr), İslâm hukukunda sahipsiz ve işlenmemiş ölü (mevât) araziyi işlemek ve imar etmek (ihya) için etrafını taş, diken vb. şeylerle çevirmeyi ya da ihya niteliği taşıyan işlemlere başlamayı ifade eder. Bazı fıkıh kitaplarında tahvît de (duvar çekme) aynı mânada kullanılır. Ölü araziyi ihya etmenin bu arazi üzerinde mülkiyet hakkı kazandıracağı kanaatini taşıyan İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre tahcîr, söz konusu araziyi ihya etmeyi düşünen başkalarına karşı öncelik hakkı kazandıran bir işlemdir. Tahcîrin hak kazandırıcı bir işlem kabul edilmesinin gayesi ölü arazilerin verimli hale getirilmesini teşvik etmek ve devletin vergi almasını sağlamaktır.[59]

ömrüm niçe olurısa azâdlıgum muhâl durur

sayyad elinden kim alur duzaga düşicek tahcîr (RNDYE K N, 64a/13/3)

tak (f.): Bina kemeri, yarım daire şeklinde kapı ve pencere üstü, kubbe, künbet. Millî bayram ve şenliklerde caddelere geçici olarak kurulan süslü kemer.[60]

iy çok kitâblar okıyan çünkim dutarsın bize tak

okurısan sırrı ‘ayân gel ‘ışkdan okı bir varak (RNDYE K N, 119a/89/1)

tanmak/danmak (f.): Danışmak, istişare etmek. Hayrette kalmak, şaşmak. Şaşırtmak.[61]

benüm gönlüm ‘aceb ‘ışkdan usanmaz

varur ‘ışka düşer hic bana tanmaz (RNDYE K N, 195a/196/2)        

tuş/duşak (t.): Düş. Köstek, ayak bağı, bağ.[62]

pâdişâh haznesinde metâ ögüş

uyhudan turanlara benüm sözüm tuş (RNDYE K N, 43a/449)         

temyiz (a.): Ayırt etme. Ayırma, ayrılma, seçme, seçilme, fark etme. İyiyi kötüden ayırma.[63]

gâh bir müfti müderris hem mümeyyiz hem temyîz

geh müdebbir nâkıs u geh naksıle noksan olam  (RNDYE K N, 52a/1/5)

terre/terra (l.): Latince. Yer, yeryüzü; mülk; yer, toprak, arazi; kara; diyar, dünya, insanlar.[64]

gözüme yüz bin er zerre görinmez

cihân milki bana terre görinmez (RNDYE K N, 18a/172)   

uçug/uçuk (t.): Sara. Soluk, solgun. Korku ve heyecandan benzi sararmak.[65]

uçugun yogısa gönüllere git

boyun virmez tamarun katı sâkit (RNDYE K N, 41b/431)   

ugur/ogur (t.): Karşılık, ivaz. Uğur, devlet. Vakit, zaman. Hayır, bereket. Bir işte imkan ve fırsat. Rast gelmek.[66]

ugur olmış ugurlar kendü kendüyi çakar

şahne kendüsi olmış girmiş zindân içinde (RNDYE K N, 62b/11/3)

uşbu/üşbu (t.): Bu, işte bu.[67]

uşbu ‘ömrüm hırmenini dirdüm divşürdüm ben anı

Yûnus eydür ben bu kânı direyim andan varayım (RNDYE K N, 198a/200/3)

uşmak (t.): Uçmak.[68]

uşdum bir hoş yire kondum bu dünyâyı bâkî sandum

iy yarenler ben usandum kondum gine göçer oldum (RNDYE K N, 206a/211/5)     

yahşi (t.): Yakışık, iyi, çok güzel.[69]

hak sözinden dahı yahşi söz yok

Hakk’ı tuyan kişiler Hakk’ıla tok (RNDYE K N, 48b/512) 

yalman  (t.): Kılıcın, kamanın, bıçağın, mızrağın, süngünün ağzı ya da ucu.[70] Sarp ve dik yer, yalım.[71]

gâh bahr-i Hût içinde Yûnus’ıla söyleyem

geh çıkam ben “lâ” olam yalman olam Selmân olam (RNDYE K N, 52a/1/6)

yigrenmek  (t.): İğrenmek, ikrah etmek, tiksinmek, kerih görmek.[72]

meger fânî cihândan yigrenesin

muhâlif tama’ı andan yıkasın (RNDYE K N, 43a, 43b/452)

yuturmak/yudurmak (t.): Yıkatmak, temizletmek[73]

âşık oldum adum Yûnus ‘ışk oldı bana kulavuz

hazretdeyiken yalunuz yüz süri yuturan benem (RNDYE K N, 167b/153/7)

 

DEĞERLENDİRME

Risâletü’n-Nushiyye ve Divân-ı Yûnus Emre Karaman Nüshası üzerinden yapılan tarama sonucu Yunus Emre divanı sözlüklerine girmemiş kelime sayısı elli üç kelime tespit edilmiştir. Bu kelimeler köken, ağız/şive durumuna ve kelime türlerine göre incelenmiş ve değerlendirilmiştir.

Tablo 1 RNDYE K N'nda Sözlüklere girmemiş kelimeler ve dilbilimsel dağılımı

RNDYE K N’nda sözlüklere girmemiş kelimeler ve dilbilimsel dağılımı

Sıra Nu

Kelimeler

Türkçe

Arapça

Farsça

Latince

Karahanlı T

Ağız/Şive

Fiil

Kavram

Sıfat

Zarf

Zamir

Mecaz

Terim

Ad

Özel ad

1

acûrmak/acırmak

*

*

2

âşık-ı kıran

*

*

*

3

baz

*

*

4

cur’a/cür’a

*

*

5

çabuk-ter

*

*

6

çeg/ceg

*

*

*

7

çevük

*

*

*

8

deri

*

*

9

Ebu Müslim Nacagı

*

*

*

10

egin

*

*

11

fazîhat

*

*

12

ferseng/fersah

*

*

13

givür/givir

*

*

*

14

gür

*

*

15

hâzin

*

*

16

hisâl

*

*

17

hisîb/hasîb

*

*

*

18

hulû/hulv, halva

*

*

*

19

ilimek

*

*

20

ilm-i usûl

*

*

21

inak

*

*

*

22

indi

*

*

*

23

isbah

*

*

24

ivmek/evmek

*

*

*

25

kadarlama/kaderlemek

*

*

*

*

26

kahr

*

*

27

kârubân/karban

*

*

*

*

28

kavüm/kavim/kavm

*

*

*

29

kayıtmak

*

*

30

kıran

*

*

*

31

la’l

*

*

*

32

lâ-cirem

*

*

*

33

Mahmûd

*

*

34

ney-kân

*

*

*

35

nûhas

*

*

*

36

pelîd

*

*

*

37

san’at

*

*

38

sınura/sunra

*

*

*

39

şâhne/şıhne

*

*

*

40

şikeste

*

*

*

*

41

şuden

*

*

42

tahcîr

*

*

43

tak

*

*

44

tanmak/danmak

*

*

*

45

temyîz

*

*

46

terre/terra

*

*

47

tuş/duşak

*

*

*

48

uçug/uçuk

*

*

*

49

ugur/ogur

*

*

*

50

uşbu/üşbu

*

*

*

51

uşmak

*

*

*

53

yahşi

*

*

53

yalman

*

*

*

*

54

yigrenmek

*

*

*

55

yuturmak/yudurmak

*

*

*

 

Toplam

25

22

7

1

1

19

12

5

 

 

 

9

4

21

2

 

Türkçe, Arapça, Farsça ve Latince kelime varlığı

Ortaya çıkan tabloda Yunus Emre divanı sözlüklerine girmemiş kelimelerin kökenlerine göre sayısı; Türkçe 25, Arapça 22, Farsça 7, Latince 1’dir (Tablo 1).

Türkçenin doğu lehçesinde kelimeler

Batı (Oğuz) Türkçesinde “tek” kelimesi; “t→ç” ses değişimiyle “çeg” biçimindedir.

Belli bir ağız/şivede yazılmış kelimeler

Bu taramayla Karaman Nüshası’nda belli bir ağız ya da şivede yazıldığı tespit edilen kelime sayısı 19’dur (Tablo 1).

Fiil varlığı

Karaman Nüshası’nda tespit edilmiş fiil sayısı 12’dir. Bunlardan biri Arapça biri Farsça kökenlidir (Tablo 1).

Kavram

Kavram sayısı beştir (Tablo 1).

Mecaz varlığı

Mecaz sayısı beştir (Tablo 1).

Sıfat varlığı

Sıfat sayısı 14’tür (Tablo 1).

Zarf varlığı

Zarf sayısı ikidir (Tablo 1).

Zamir varlığı

Zamir sayısı birdir (Tablo 1).

Terim varlığı

Terim özellikli kelime sayısı dörttür (Tablo 1).

Tür adı varlığı

Tür adı grubunda kelime sayısı 21’dir (Tablo 1).

Özel ad varlığı

Özel ad sayısı, ikidir (Tablo 1).

SONUÇ

Risâletü’n-Nushiyye ve Divân-ı Yûnus Emre Karaman Nüshası üzerinden yapılan bu sözlük taraması sonrası Yunus Emre divanı ve sözlüğü çalışmalarında ilk kez tespit edilen kelime sayısı 55’tir.

Tespit edilen kavram, terim ve kelimelerin bir kısmı sadece Karaman Nüshası’nda geçmektedir.

Bir kısmı diğer nüshalarda geçse de Karaman Nüshası sözlük taramasıyla anlamı tespit edilmiştir.

Karaman Nüshası’nda tespit edilen kelimeler, köken itibarıyla Türkçe, Arapça, Farsça ve Latince olmak üzere dört dildedir.

“çeg” kelimesinin lehçe farkıyla Doğu Türkçesi kökenli olduğu anlaşılmıştır.

Ağız/şive özelliği taşıyan kelime sayısı 19 olup; Karaman Nüshası’nın yazıldığı yeri göstermesi açısından ayrı bir çalışma gerektirdiği anlaşılmıştır.

Dört kelime terim adıdır.

İki kelime özel ad, 21’i de tür adıdır.

“acûrmak/acırmak, âşık-ı kıran, cur’a/cür’a, fazîhat, hâzin, ilm-i usûl, Mahmûd, şikeste, yahşi” gibi kelimeler, anlamları kolayca bulunabilecek durumda olsa da Yunus Emre divanı sözlüklerine hiçbir şekilde girmemiştir.

Risâletü’n-Nushiyye’de geçen “terre” kelimesi hem ilk kez doğru okunmuş hem de anlamıyla Latince olarak tespit edilmiştir.

Yunus Emre’nin şiirlerinde geçen “tahcîr”, “ilm-i usûl” gibi kavram ve terimlere bakaraktan onun şer’î ve fıkhî konularda derinlemesine bilgisi olduğu daha da perçinlenmektedir.

Şive ya da bir ağıza ait kelimelerin varlığı ayrıntılı ve derinlemesine incelenmesi ve çalışılması gereken bir konudur. Çünkü Karaman Nüshası’nın tamamı incelendiğinde daha fazla şive-ağız özellikli kelime ortaya çıkacaktır. “çeg, çevük, ferseng, givür, hulû/hulv, halva, ivmek/evmek, kadarlama/kaderlemek, kârubân/karban, kavüm/kavim/kavm, sınura/sunra, tanmak/danmak, tuş/duşak, uçug/uçuk, ogur/ugur, uşbu/üşbu, uşmak, yuturmak/yudurmak“ kelimeleri -eklenmiş ya da değiştirilmiş sesleriyle- şive/ağız özelliğinde yazılmış kelimelerdir. Bu ağız/şive farklılıklarından yola çıkarak nüshanın yazıldığı bölgeye dair bir veri elde edilebilir.

Yunus Emre’nin şiirlerinde kullandığı kelimeleri taramada sözlük ve lügatler yanında ansiklopedi ve diğer başucu kaynaklarına da bakmak gerektiği bu çalışmayla ortaya çıkmıştır.

Yunus Emre divanlarına sözlük hazırlayan yazarların bazı kelimelere yanlış ya da yetersiz anlamlar verdiğine de rastlanılmıştır. O sebeple Yunus Emre divanları geniş ve ayrıntılı sözlük taraması ile yeniden çalışılmalıdır.

Karaman Nüshası üzerinden yapılan bu sözlük çalışması; nüsha özelliklerinin ortaya çıkarılmasının önünde en büyük engel olan tenkitli metin yöntemine en büyük cevaptır. Tenkitli metin çalışmaları içinde kaybolup gitmiş olan kavram, terim ve kelimeler ancak böyle müstakil nüsha çalışmalarıyla ortaya çıkacaktır.

KAYNAKLAR

ALAN, Hayrunnisa (2016), “Sahipkıran” maddesi, TDV İA EK 2, s. 448-449

ALMAANY, “kahr=قحر” maddesi, el-Maany, www.almaany.com, https://www.almaany.com/ur/dict/ar-ur/%D9%82%D8%AD%D8%B1/?c=t%C3%BCm, 2018/08/10, E.T: 2018/08/10

AYVERDİ, İlhan, “cür’a” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/cür’a, E.T. : 2018/08/10

AYVERDİ, İlhan, “isbah” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/ISBAH, E.T. : 2018/08/10

AYVERDİ, İlhan, “kadar” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com http://lugatim.com/s/KADAR, E.T. : 2018/08/10

AYVERDİ, İlhan, “kârbân” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/KERVAN, E.T. : 2020/02/13

AYVERDİ, İlhan, “kavim” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/KAVIM/KAVM, E.T. : 2018/08/10

AYVERDİ, İlhan, “şüd” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://www.lugatim.com/süd, E.T. : 2018/08/10

AYVERDİ, İlhan, “tak” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com,  hhttp://lugatim.com/s/TAK, E.T. : 2018/08/10

AYVERDİ, İlhan, “yalman” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/yalman, , E.T. : 2018/08/10

CANIM, Rıdvan (2018), Latifî, Latifi-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ Tenkitli Metin, Ankara

DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “halvâ” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 454

DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “hâzin” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 417

DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “hisâl” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 433

DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “hisîb” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s.  399

DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “kân” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 584

DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “kıran” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 617

DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “ney-kân” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 584

DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “pelîd” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1026

DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “şikeste” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1193

DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “tak” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1225

Doktor Hüseyin Remzi (1305/1889), “tahcîr” maddesi, Lugat-ı Remzi, C 1

DÖNMEZ, İbrahim Kafi (2011), “Temyîz” maddesi, TDV İA, C 40, s. 437-439

Ebu’l-Kasım Carullah Mahmûd bin Omar bin Muhammed ez-Zamahşeri el-Hvarizmî (1993), “yigrenmek” maddesi, Mukaddimetü’l-Edeb, (haz.) Nuri Yüce, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara

GÖLPINARLI, Abdülbaki, Risâlat al Nushiyya ve Divan, Eskişehir Turizm ve Tanıtma Derneği Yayınları, İstanbul 1965

GÜLSEVİN, Prof. Dr. Gürer (2011), “Dil Çalışmaları İçin Yunus Emre’nin Yeni Yayınları Nasıl Olmalıdır”, X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGİ BİLGİ ŞÖLENİ 6-8 MAYIS 2010, Eskişehir, s. 369-380

Kaşgarlı Mahmûd “ugur/ogur” maddesi, Divânu Lügati’t-Türk Dizini, Çev. Besim Atalay, Ankara, 1986 Türk Dil Kurumu, s. 426-427

Kaşgarlı Mahmûd, “eğin” maddesi, Divan-i Lugat-it Türk Tercümesi IV (1986), Çev. Besim Atalay, Ankara, Türk Dil Kurumu, s. 171

KAŞIKÇI, Osman (2010), “Tahcîr” maddesi, TDV İA, C 39, s. 389-390

KOÇ, Turan (2009), “sanat” maddesi, TDV İA, C 36, s. 90-93

KÖKSAL, Asım Cüneyd, Dönmez, İbrahim Kâfi (2012) “Usul-i Fıkıh” maddesi, TDV İA, C 42, s. 201-210

KUTLUER, İlhan (2000), “ilim” maddesi, TDV İA, C 22, s. 109-114

MELİKOFF, İrene (2012), Turk - İran Epik Geleneği İcinde Horasan Teberdarı, Ter. Armağan Sarı, Ankara

MERÇİL, Erdoğan, (2003) “Mahmûd-ı Gaznevi” maddesi, TDV İA, C 27, s. 362-365

Şemsettin Sami, (1317/1901), “cirem” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.473

Şemsettin Sami, (1317/1901), “cur’a” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 473

Şemsettin Sami, (1317/1901), “çabuk” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 492

Şemsettin Sami, (1317/1901), “fezîha” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 999

Şemsettin Sami, (1317/1901), “halvâ” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 557

Şemsettin Sami, (1317/1901), “hazîn” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.547

Şemsettin Sami, (1317/1901), “hisâl” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.572

Şemsettin Sami, (1317/1901), “hisîb” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 549

Şemsettin Sami, (1317/1901), “kân” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 1140

Şemsettin Sami, (1317/1901), “ney-kân” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 1140

Şemsettin Sami, (1317/1901), “nûhas” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.1455

Şemsettin Sami, (1317/1901), “san’at” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 834

Şemsettin Sami, (1317/1901), “şahne” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 770

Şemsettin Sami, (1317/1901), “şikeste” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 783

Şemsettin Sami, (1317/1901), “temyîz” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 441

Şemsettin Sami, (1317/1901), “-ter” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 492

Şemsettin Sami, (1317/1901), hâzîn” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 567

TDK, “acırmak (acurmak)” maddesi, Tarama Sözlüğü I A-B (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 472

TDK, “ağaç” maddesi [“ferseng” maddesi], Tarama Sözlüğü I A-B (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 26

TDK, “baz” maddesi, Derleme Sözlüğü, http://sozluk.gov.tr/, 2019/08/14, E.T. 2019/08/14

TDK, “bazu” maddesi, Tarama Sözlüğü I A-B (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 472

TDK, “çevük” maddesi, Tarama Sözlüğü II C-D (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 879-880

TDK, “deri” maddesi, Tarama Sözlüğü II C-D, (1996), Ankara: TDK Yayınları,  s. 1102

TDK, “eğin” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1390

TDK, “ferseng” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 26

TDK, “givir” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1706-1708

TDK, “gür” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1879

TDK, “ilimek” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1944

TDK, “inak” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2074

TDK, “indi” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2082

TDK, “ivmek/evmek” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2135

TDK, “kadar” maddesi, Tarama Sözlüğü IV K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2158

TDK, “karu” maddesi, Tarama Sözlüğü IV K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2323

TDK, “kayıtmak” maddesi, Tarama Sözlüğü IV K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2385

TDK, “kıran” maddesi, Tarama Sözlüğü IV K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2497-2502

TDK, “nuhas” maddesi, luggat, www.luggat.com, https://www.luggat.com/nuhas/1/1, E.T.: 2018/08/10

TDK, sunra” maddesi, Derleme Sözlüğü (2019): http://sozluk.gov.tr/, E.T. 2019/08/14, E.T. 2019/08/14

TDK, “tanmak/danmak” maddesi, Tarama Sözlüğü II U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1004-1005

TDK, “tuş/duşak” maddesi, Tarama Sözlüğü V O-T (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 3511

TDK, “uçug/uçuk” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 3881

TDK, “uşbu” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 3881

TDK, “uşmak” maddesi, TDK Sözlükleri (2019), http://sozluk.gov.tr, E.T: 2018/08/10

TDK, “yahşi” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4209

TDK, “yalman” maddesi, Tarama Sözlüğü Dizin VIII  (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4225

TDK, “yigrenmek” maddesi, Tarama Sözlüğü VIII  (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4598

TDK, “yuturmak/yudurmak” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z  (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4753

TİMURTAŞ, Faruk Kadri, Yunus Emre Divan, Kültür Bakanlığı Ankara 1980

TUĞLACI, Pars (1985), “tera” maddesi, Okyanus Ansiklopedik Sözlük, C 9, İstanbul: s. 2836, 2888

TUĞLACI, Pars (1985), “terre” maddesi, Okyanus Ansiklopedik Sözlük, C 9, İstanbul: s. 2836, 2888

TULUM, Mehmet Mahur (2014),Cengiz Aytmatov’un İsmi Üzerine”, Türkiyat Mecmuası, C. 24/Bahar, s. 91-97

Ümit Burhan, Yunus Emre Divanı, Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul 1933

YILDIRIM, Yusuf (2017), Risâletü’n-Nushiyye ve Divân-ı Yûnus Emre Karaman Nüshası, Duru Bulgur Yayınları, İstanbul

YILDIZ, Hakkı Dursun (1994), “Ebu Müslim Horasanî” maddesi, TDV İA, C 10, s. 197-199



[1] Ümit Burhan, Yunus Emre Divanı, Muallim Ahmet Halit Kitaphanesi, İstanbul 1933

[2] GÖLPINARLI, Abdülbaki, Risâlat al Nushiyya ve Divan, Eskişehir Turizm ve Tanıtma Derneği Yayınları, İstanbul 1965

[3] TİMURTAŞ, Faruk Kadri, Yunus Emre Divan, Kültür Bakanlığı Ankara 1980

[4] GÜLSEVİN, Prof. Dr. Gürer (2011), “Dil Çalışmaları İçin Yunus Emre’nin Yeni Yayınları Nasıl Olmalıdır”, X. ULUSLARARASI YUNUS EMRE SEVGİ BİLGİ ŞÖLENİ 6-8 MAYIS 2010, Eskişehir, s. 369-380

[5] YILDIRIM, Yusuf, Risâletü’n-Nushiyye ve Divân-ı Yûnus Emre Karaman Nüshası, Duru Bulgur Yayınları, İstanbul 2017

[6] TDK, “acırmak (acurmak)” maddesi, Tarama Sözlüğü I A-B (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 472

[7] TDK, “baz” maddesi, Derleme Sözlüğü, http://sozluk.gov.tr/, 2019/08/14, E.T. 2019/08/14

[8] TDK, “bazu” maddesi, Tarama Sözlüğü I A-B (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 472

[9] TDK, “karu” maddesi, Tarama Sözlüğü IV K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2323

[10] Şemsettin Sami, (1317/1901), “cur’a” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 473

[11] AYVERDİ, İlhan, “cür’a” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/cür’a, E.T. : 2018/08/10; Şemsettin Sami, (1317/1901), “cur’a” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 473

[12] AYVERDİ, İlhan, “çabuk-ter”, lügatim.com  http://lugatim.com/s/%C3%A7abuk, 22/08/2020, E.T: 25/08/2020; Şemsettin Sami, (1317/1901), “çabuk” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 492

[13] TULUM, Mehmet Mahur (2014),Cengiz Aytmatov’un İsmi Üzerine”, Türkiyat Mecmuası, C. 24/Bahar, s. 91-97

[14] TDK, “çevük” maddesi, Tarama Sözlüğü II C-D (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 879-880

[15] TDK, “deri” maddesi, Tarama Sözlüğü II C-D, (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1102

[16] MELİKOFF, İrene (2012), Turk - İran Epik Geleneği İcinde Horasan Teberdarı, Ter. Armağan Sarı, Ankara, s. 103-110

[17] CANIM, Rıdvan (2018), Latifî, Latifi-Tezkiretü’ş-Şu’arâ ve Tabsıratü’n-Nuzamâ Tenkitli Metin, Ankara, s. 530

[18] YILDIZ, Hakkı Dursun (1994), “Ebu Müslim Horasanî” maddesi, TDV İA, C 10, s. 197-199

[19] ALAN, Hayrunnisa (2016), “Sahipkıran” maddesi, TDV İA EK 2, s. 448-449

[20] TDK, “eğin” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1390; Kaşgarlı Mahmûd, , “eğin” maddesi, Divan-i Lugat-it Türk Tercümesi IV (1985), Çev. Besim Atalay, Ankara, Türk Dil Kurumu, s. 171

[21] Şemsettin Sami, (1317/1901), “fezîha” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 999

[22] TDK, “ferseng” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 26

[23] TDK, “givir” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1706-1708

[24] TDK, “gür” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1879

[25] DEVELİOĞLU, Ferit (1960), (1960), “hâzin” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 417; Şemsettin Sami, (1317/1901), “hazîn” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.547

[26] DEVELİOĞLU, Ferit (1960), “hisâl” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 433; Şemsettin Sami, (1317/1901), “hisâl” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.572

[27] DEVELİOĞLU, Ferit (1960), “halvâ” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 454; Şemsettin Sami, (1317/1901), “halvâ” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.557

[28] DEVELİOĞLU, Ferit (1960), “hisîb” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 399; Şemsettin Sami, (1317/1901), “hisîb” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 549

[29] Kelime “hı” yani “x” ile xulû biçiminde yazılmış. Bu yazım ile yalnız, boş anlamına gelse de mısrada şirîn kelimesi ile anlamca uyumlu olan tatlı anlamındaki “hulû/hulv/halva” olduğu anlaşılmıştır.

[30] Şemsettin Sami, (1317/1901), “halvâ” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 557

[31] TDK, “ilimek” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1944

[32] KUTLUER, İlhan (2000), “ilim” maddesi, TDV İA, C 22, s. 109-114

[33] KÖKSAL, Asım Cüneyd, Dönmez, İbrahim Kâfi (2012) “Usul-i Fıkıh” maddesi, TDV İA, C 42, s. 201-210

[34] TDK, “inak” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2074

[35] TDK, “indi” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2082

[36] AYVERDİ, İlhan, “isbah” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/ISBAH, E.T. : 2018/08/10

[37] TDK, “ivmek7evmek” maddesi, Tarama Sözlüğü III E-İ (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2135

[38] TDK, “kadar” maddesi, Tarama Sözlüğü IV K-N(1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2158

[39] AYVERDİ, İlhan, “kadar” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com http://lugatim.com/s/KADAR, E.T. : 2018/08/10

[40] ALMAANY, “kahr=قحر” maddesi, el-Maany, www.almaany.com, https://www.almaany.com/ur/dict/ar-ur/%D9%82%D8%AD%D8%B1/?c=t%C3%BCm, 2018/08/10, E.T: 2018/08/10

[41] AYVERDİ, İlhan, “kârbân” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/KERVAN, E.T. : 2020/02/13

[42] AYVERDİ, İlhan, “kavim” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/KAVIM/KAVM, E.T. : 2018/08/10

[43] TDK, “kayıtmak” maddesi, Tarama Sözlüğü IV K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2385

[44] TDK, “kıran” maddesi, Tarama Sözlüğü IV K-N (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 2497-2502

[45] Şemsettin Sami, (1317/1901), “cirem” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.473

[46] Şemsettin Sami, (1317/1901),  “la’l” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 1241

[47] MERÇİL, Erdoğan, (2003) “Mahmûd-ı Gaznevi” maddesi, TDV İA, C 27, s. 362-365

[48] DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “ney-kân” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 584; Şemsettin Sami, (1317/1901), “kân” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.1140

[49] Şemsettin Sami, (1317/1901), “nûhas” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s.1455; “nuhas” maddesi, luggat, www.luggat.com, https://www.luggat.com/nuhas/1/1, E.T.: 2018/08/10

[50] DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “pelîd” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1026

[51] DEVELİOĞLU, Ferit, “pelîd” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1026

[52] KOÇ, Turan (2009), “sanat” maddesi, TDV İA, C 36, s. 90-93; Şemsettin Sami, (1317/1901), “san’at” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 834

[53] TDK, “sunra” maddesi, Derleme Sözlüğü (2019): http://sozluk.gov.tr/, E.T. 2019/08/14, E.T. 2019/08/14;

[54] Şemsettin Sami, (1317/1901), “şahne” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 770

[55] DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “şikeste” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1193; Şemsettin Sami, (1317/1901), “şikeste” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 783

[56] Kelimenin ortasına silinmiş “nun” var. Kelime “ş, v, d, n” harfleriyle “şûden” (شودن) olarak yazılmış. Bu kelime Farsça’daki “şuden” olarak değerlendirilmiştir.

[57] AYVERDİ, İlhan, “şüd” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://www.lugatim.com/süd, E.T. : 2018/08/10

[58] Doktor Hüseyin Remzi (1305/1889), “tahcîr” maddesi, Lugat-ı Remzi, C 1, s. 240

[59] KAŞIKÇI, Osman (2010), “Tahcîr” maddesi, TDV İA, C 39, s. 389-390

[60] DEVELİOĞLU, Ferit, (1960), “tak” maddesi, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, s. 1225AYVERDİ, İlhan, “tak” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com,  hhttp://lugatim.com/s/TAK, E.T.: 2018/08/10

[61] TDK, “tanmak/danmak” maddesi, Tarama Sözlüğü II U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 1004-1005

[62] TDK, “tuş/duşak” maddesi, Tarama Sözlüğü V O-T (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 3511

[63] Dönmez, İbrahim Kafi (2011), “Temyîz” maddesi, TDV İA, C 40, s. 437-439; Şemsettin Sami, (1317/1901), “temyîz” maddesi, Kamûs-ı Türkî, s. 441

[64] TUĞLACI, Pars (1985), “terre” ve “tera” maddeleri, Okyanus Ansiklopedik Sözlük, C 9, İstanbul: s. 2836, 2888

[65] “uçug/uçuk” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 3881

[66] Kaşgarlı Mahmûd “ugur/ogur” maddesi, Divânu Lügati’t-Türk Dizini, Çev. Besim Atalay, Ankara, 1986 Türk Dil Kurumu, s. 426-427

Kaşgarlı Mahmûd, , “eğin” maddesi, Divan-i Lugat-it Türk Tercümesi IV (1985),

[67] TDK, “uşbu” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 3881

[68] TDK, “uşmak” maddesi, TDK Sözlükleri (2019), http://sozluk.gov.tr, E.T: 2018/08/10

[69] TDK, “yahşi” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4209

[70] TDK, “yalman” maddesi, Tarama Sözlüğü Dizin VIII  (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4225

[71] AYVERDİ, İlhan, “yalman” maddesi, Kubbealtı Lugati, www.lugatim.com, http://lugatim.com/s/yalman, E.T. : 2018/08/10

[72] TDK, “yigrenmek” maddesi, Tarama Sözlüğü VIII  (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4598; Ebu’l-Kasım Carullah Mahmûd bin Omar bin Muhammed ez-Zamahşeri el-Hvarizmî (1993), “yigrenmek” maddesi, Mukaddimetü’l-Edeb, (haz.) Nuri Yüce, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara

[73] TDK, “yuturmak/yudurmak” maddesi, Tarama Sözlüğü VI U-Z  (1996), Ankara: TDK Yayınları, s. 4753 


Özgün metin için bakınız: 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder