Maalesef
şimdiye kadar bu kitabeyi tam ve doğru okuyan çıkmamıştı.
1922’de
Sapancalı Hüsnü, 1965’te İbrahim Hakkı Konyalı, 1986’da Kerim Türkmen, bu
kitabeyi hep eksik okumak zorunda kaldılar.
İbrahim
Hakkı Konyalı, Karaman Tarihi’nde Hatuniye’yi anlatırken, kitabenin metninde
ikinci satırın çoğunluğunu ise boş bırakmıştır. Boş kalan kısım için sayfa
sonuna şu notu düşer:
“Hadislerin
bazıları harç altında kalmıştır. Yüksekte olduğu için açamadım.”
Bu olay 1965
yılında geçmiştir.
1986
yılında yüksek lisansını Karaman Oğulları Kitabeleri olarak yapan ve şimdi profesör
olan Kerim Türkmen, kitabede, İbrahim Hakkı Konyalı’nın takıldığı yere takılır.
Gerekçe olarak şöyle der:
“… Ancak
kitabenin üzeri, tamiri esnasında harç ile kapandığından okunamamıştır.“
1922
yılında, el yazısı ile Karaman adlı kitabı yazan Sapancalı Hasan Hüsnü ise,
kitabe hakkında şunları der:
“…
Ondan sonra dört metru irtifa’da(yükseklikte) ufkî (yatay) olarak
“Amenerrasûlu...” daha sonra tekrar besmele ile “Şehidellahu ennehu lâ ilâhe ….
“ ve iki üç hadîs-i şerîf yazılarını müte’akib asıl tarihine ‘âid kitabe
gelir…”
Sapancalı
Hasan Hüsnü’nün “… ve iki üç hadîs-i şerîf … “ ifadesinden, kitabe üzerindeki hadis
sayısından emin olmadığını dolayısı ile kitabeye hâkim olmadığını anlıyoruz.
Kitabeyi Çözüyoruz!
Hatuniye’nin
kitabesindeki okunamayan yerler, merakımızı ve motivasyonumuzu arttırdı.
Ancak
önümüzdeki çalışmaların önceliği ve yoğunluğu, kitabeye tam anlamı ile
eğilmemize engeldi. Fırsat buldukça da kitabeye göz gezdiriyor, yazı tekniğine
aşina olmaya çalışıyorduk.
İş
yoğunluğunun azalması ile beraber, kitabe üzerindeki araştırmalarımızı
arttırdık. Yerinde gözlem ve incelemeler ile kitabenin tarafımız için
okunabilirliğini ölçtük. Kitabenin çözülebileceği kanaati oluşunca, detaylı
fotoğraf çekimi yapıldı.
Bilgisayar
başındaki araştırma ve incelemelerimiz başlangıçta cesaretimizi kırdı. Kitabenin
istifli ve girift yazılmış olması, kelimelerin yanında, harfleri bile tanınmaz
hale getirmişti. Hele kitabenin sol tarafına doğru istifin karmakarışık artması,
yazıda nerde ise hiç boşluk olmaması, kitabede yazı algısını tamamen yok
etmişti. Durum pirincin taşını ayıklamaktan daha çetrefilli idi.
Geldiğimiz
noktanın nezaketi, yine de kitabeyi çözme isteğimize engel olamıyordu. Bundan
sonra stratejik okuma yapmak zorunda idik. Bilinenden bilinmeyene giderek kolay
okunabilen kelimelerin tespiti ile bir yandan yazı karakterine aşinalık kazanırken
diğer yandan da okunulabilen kelimelerden yola çıkarak metnin ne olabileceği
yönünde fikir edindik.
İkinci
aşamada, hadislerin baş kısımlarını okumaya çalıştık. Bir metnin baş kısmını
çözmek, yarısını çözmeye bedeldir. Çünkü metnin baş tarafı, tamamı için büyük
oranda fikir verir.
Üçüncü
aşamada hadislerin baş kısımları ve okunan diğer kısımları ile hadis
fihristinden bir arama yaptık. Karşımıza çıkan hadislerden uygun olanlarını
kitabedeki hadis metni karşılaştırdık.
Karşılaştırmayı
hadis metni, kelimeler, harfler ve noktalar, harfler seviyesinde
gerçekletirdik. Bulduğumuz hadisler ile kitabedeki hadis metinleri defalarca
gözden geçirdik. Süreç, en doğru metni buluncaya kadar devam etti.
Böylece
ortaya iki adet hadîs çıktı. Bu hadisler transkripsiyon alfabesi ile şunlardır:
“… Ve kâle aleyhi’s-selâm. Men ahabbe en yenzuru
ilâ utekai'llahi mine'n-nâri fel-yenzuru ile'l-müte'allimîn. Men seleke tarîkan yatlibu fîhi ilmen sehhele’llahu
lehu bihi tarîkan ile’l-cenneti.”
Aynı metinin Arap harfleri yazımı şöyledir:
“من احب ان ینظر الی عتقاء الله من النار فلینظر
الی المتعلمین
“
”من سلك طريقا يطلب فيه علما سهل الله له به طريقا الى الجنة”
Böylece
Hatuniye Medresesi’nin kitabesinin tamamı okunmuş oldu.
Hatuniye Medresesi kitabesinin tam metni:
1-Bismillahirrahmanirrahim!
Şehide’llahu ennehu lâ ilâhe illâ huve ve’l-melâ’iketu ve ulu’l-ilmu kâ’imen
bi’l-kıstı lâ ilâhe illâ huve’l-‘azîzu’l-hakîm. İnne’d-dîne ‘indellahi’l-islâm.
Kul hel yestevi’llezîne ya’lemûne ve’llezîne lâ ya’lemûne innemâ yezkuru
ulu’l-elbâb. İnnemâ yahşallahu
2-Min
‘ibâdehu’l-ulemâi. Kale Rasûlullahu sallellahu
aleyhi ve sellem. Ulema’u ummetî kenbiya’i benî İsrâile. Ve kâle aleyhi’s-selâm. Men ahabbe en yenzuru ilâ
utekai'llahi mine'n-nâri fel-yenzuru ile'l-müte'allimîn. Men seleke tarîkan yatlibu fîhi ilmen sehele’llahu lehu
bihi tarîkan ile’l-cenneti.
3-
Emera bi-imareti hâzihi’l-medreseti’l-mubâreketi el-şerîfeti. Fî eyyâmi devleti’l-emîri’l-kebîri’l-mueyyidi’l-muzafferi
‘alâi’d- dîni ve’d- dunya bin Halil bin Mahmud bin Karaman hallede’llahu
mulkehu. Sultan Hatun binti Murad bin Orhan bin Osman mu’avene ehli’l-îmâni bi-te’yidi’r-rahmânu
fî senete selase ve semanine ve seb’a miyeh.
Görüldüğü
üzere, kitabenin birinci satırına farklı surelerden üç ayet, ikinci satırına üç
adet hadis, üçüncü satırına ise kitabenin künyesi yazılmıştır.
Birinci
satırdaki ayetler; Al-i İmran 18-19, , Zümer 9, Fatır 28’dir.
İkinci
satırdaki hadislerin anlamları:
Birinci
hadis: Ümmetin âlimleri, İsrail oğullarının peygamberleri gibidir.
İkinci
hadis: Kim Allah’ın cehennemden azad ettiklerini görmek isterse (severse), (ilim)
öğrenenlere baksın.
Üçüncü
hadis: Kim ilim talep yolunda giderse (devam ederse) Allah da onun Cennet’e
giden yolunu kolaylaştırır.
Üçüncü satırda, önce Karaman oğullarının büyük hükümdarı Alaaddin
Bey’in künyesi, sonra hanımı Osman Gazi’nin torunu ve Yıldırım Beyazıt’ın kızı
Sultan Hatun’un künyesi sayılarak medresenin yapım tarihi olan H. 783 M. 1382
ile kitabe bitirilmiştir.
.jpg)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder