05/06/2013

Hatuniye’nin Tamamı Okunamayan Çetrefilli Kitabesi




Maalesef şimdiye kadar bu kitabeyi tam ve doğru okuyan çıkmamıştı.

1922’de Sapancalı Hüsnü, 1965’te İbrahim Hakkı Konyalı, 1986’da Kerim Türkmen, bu kitabeyi hep eksik okumak zorunda kaldılar.

İbrahim Hakkı Konyalı, Karaman Tarihi’nde Hatuniye’yi anlatırken, kitabenin metninde ikinci satırın çoğunluğunu ise boş bırakmıştır. Boş kalan kısım için sayfa sonuna şu notu düşer:

“Hadislerin bazıları harç altında kalmıştır. Yüksekte olduğu için açamadım.”

Bu olay 1965 yılında geçmiştir.

1986 yılında yüksek lisansını Karaman Oğulları Kitabeleri olarak yapan ve şimdi profesör olan Kerim Türkmen, kitabede, İbrahim Hakkı Konyalı’nın takıldığı yere takılır. Gerekçe olarak şöyle der:

“… Ancak kitabenin üzeri, tamiri esnasında harç ile kapandığından okunamamıştır.“

1922 yılında, el yazısı ile Karaman adlı kitabı yazan Sapancalı Hasan Hüsnü ise, kitabe hakkında şunları der:

“… Ondan sonra dört metru irtifa’da(yükseklikte) ufkî (yatay) olarak “Amenerrasûlu...” daha sonra tekrar besmele ile “Şehidellahu ennehu lâ ilâhe …. “ ve iki üç hadîs-i şerîf yazılarını müte’akib asıl tarihine ‘âid kitabe gelir…”

Sapancalı Hasan Hüsnü’nün “… ve iki üç hadîs-i şerîf …  ifadesinden, kitabe üzerindeki hadis sayısından emin olmadığını dolayısı ile kitabeye hâkim olmadığını anlıyoruz.

Kitabeyi Çözüyoruz!

Hatuniye’nin kitabesindeki okunamayan yerler, merakımızı ve motivasyonumuzu arttırdı.

Ancak önümüzdeki çalışmaların önceliği ve yoğunluğu, kitabeye tam anlamı ile eğilmemize engeldi. Fırsat buldukça da kitabeye göz gezdiriyor, yazı tekniğine aşina olmaya çalışıyorduk.

İş yoğunluğunun azalması ile beraber, kitabe üzerindeki araştırmalarımızı arttırdık. Yerinde gözlem ve incelemeler ile kitabenin tarafımız için okunabilirliğini ölçtük. Kitabenin çözülebileceği kanaati oluşunca, detaylı fotoğraf çekimi yapıldı.

Bilgisayar başındaki araştırma ve incelemelerimiz başlangıçta cesaretimizi kırdı. Kitabenin istifli ve girift yazılmış olması, kelimelerin yanında, harfleri bile tanınmaz hale getirmişti. Hele kitabenin sol tarafına doğru istifin karmakarışık artması, yazıda nerde ise hiç boşluk olmaması, kitabede yazı algısını tamamen yok etmişti. Durum pirincin taşını ayıklamaktan daha çetrefilli idi.

Geldiğimiz noktanın nezaketi, yine de kitabeyi çözme isteğimize engel olamıyordu. Bundan sonra stratejik okuma yapmak zorunda idik. Bilinenden bilinmeyene giderek kolay okunabilen kelimelerin tespiti ile bir yandan yazı karakterine aşinalık kazanırken diğer yandan da okunulabilen kelimelerden yola çıkarak metnin ne olabileceği yönünde fikir edindik.

İkinci aşamada, hadislerin baş kısımlarını okumaya çalıştık. Bir metnin baş kısmını çözmek, yarısını çözmeye bedeldir. Çünkü metnin baş tarafı, tamamı için büyük oranda fikir verir.

Üçüncü aşamada hadislerin baş kısımları ve okunan diğer kısımları ile hadis fihristinden bir arama yaptık. Karşımıza çıkan hadislerden uygun olanlarını kitabedeki hadis metni karşılaştırdık.

Karşılaştırmayı hadis metni, kelimeler, harfler ve noktalar, harfler seviyesinde gerçekletirdik. Bulduğumuz hadisler ile kitabedeki hadis metinleri defalarca gözden geçirdik. Süreç, en doğru metni buluncaya kadar devam etti.

Böylece ortaya iki adet hadîs çıktı. Bu hadisler transkripsiyon alfabesi ile şunlardır:

“… Ve  kâle aleyhi’s-selâm. Men ahabbe en yenzuru ilâ utekai'llahi mine'n-nâri fel-yenzuru ile'l-müte'allimîn. Men seleke tarîkan yatlibu fîhi ilmen sehhele’llahu lehu bihi tarîkan ile’l-cenneti.”

Aynı metinin Arap harfleri yazımı şöyledir:

من احب ان ینظر الی عتقاء الله من النار فلینظر الی المتعلمین

من سلك طريقا يطلب فيه علما سهل الله له به طريقا الى الجنة

Böylece Hatuniye Medresesi’nin kitabesinin tamamı okunmuş oldu.

Hatuniye Medresesi kitabesinin tam metni:

1-Bismillahirrahmanirrahim! Şehide’llahu ennehu lâ ilâhe illâ huve ve’l-melâ’iketu ve ulu’l-ilmu kâ’imen bi’l-kıstı lâ ilâhe illâ huve’l-‘azîzu’l-hakîm. İnne’d-dîne ‘indellahi’l-islâm. Kul hel yestevi’llezîne ya’lemûne ve’llezîne lâ ya’lemûne innemâ yezkuru ulu’l-elbâb. İnnemâ yahşallahu

2-Min ‘ibâdehu’l-ulemâi. Kale Rasûlullahu sallellahu  aleyhi ve sellem. Ulema’u ummetî kenbiya’i benî İsrâile. Ve  kâle aleyhi’s-selâm. Men ahabbe en yenzuru ilâ utekai'llahi mine'n-nâri fel-yenzuru ile'l-müte'allimîn. Men seleke tarîkan yatlibu fîhi ilmen sehele’llahu lehu bihi tarîkan ile’l-cenneti.

 3- Emera bi-imareti hâzihi’l-medreseti’l-mubâreketi el-şerîfeti. Fî eyyâmi devleti’l-emîri’l-kebîri’l-mueyyidi’l-muzafferi ‘alâi’d- dîni ve’d- dunya bin Halil bin Mahmud bin Karaman hallede’llahu mulkehu. Sultan Hatun binti Murad bin Orhan bin Osman mu’avene ehli’l-îmâni bi-te’yidi’r-rahmânu fî senete selase ve semanine ve seb’a miyeh.

Görüldüğü üzere, kitabenin birinci satırına farklı surelerden üç ayet, ikinci satırına üç adet hadis, üçüncü satırına ise kitabenin künyesi yazılmıştır.

Birinci satırdaki ayetler; Al-i İmran 18-19, , Zümer 9, Fatır 28’dir.

İkinci satırdaki hadislerin anlamları:

Birinci hadis: Ümmetin âlimleri, İsrail oğullarının peygamberleri gibidir.

İkinci hadis: Kim Allah’ın cehennemden azad ettiklerini görmek isterse (severse), (ilim) öğrenenlere baksın.

Üçüncü hadis: Kim ilim talep yolunda giderse (devam ederse) Allah da onun Cennet’e giden yolunu kolaylaştırır.

Üçüncü satırda, önce Karaman oğullarının büyük hükümdarı Alaaddin Bey’in künyesi, sonra hanımı Osman Gazi’nin torunu ve Yıldırım Beyazıt’ın kızı Sultan Hatun’un künyesi sayılarak medresenin yapım tarihi olan H. 783 M. 1382 ile kitabe bitirilmiştir.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder