Arap Kızları Çeşmesi, Gavur Kızlar Çeşmesi ya da Kızlı Çeşme!
Bu çeşmenin uzun bir geçmişinin olduğunu biliyor muydunuz?
Devir değişti, insanlar değişti, çeşmenin mekânı değişti,
adı değişti ama kendisi hep var oldu. Bahsettiğimiz çeşme şimdilerde Canbazgazi
Parkı’nın sol ön köşesinde!
Çeşme ilk incelememizde bize sürprizini de yaptı. Osmanlı
Türkçesi ile bir kitabesi var. Eğer kitabesi olmasa idi, bu çeşme ile ilgili
bir sürü efsane üretecektik. 200 yıllık olabileceğinden, Avrupa’dan getirilmiş
olabileceğinden vb. havai yorumlar yapacaktık.
Kitabesine göre, bu çeşme, İstanbul Beyoğlu’nda Reşid Paşa
Hanı’nda faaliyet gösteren Mübahiye ve Nafia Müteahhitliği adlı bir şirket tarafından
Karaman’a hediye edilmiştir. Üzerindeki tarih 1340’tır. 1340 hicri tarihtir.
Miladi karşılığı ise 1921’dir. Bu bilgileri ön kurna üzerindeki, yaklaşık 20x5
cm ölçülü bakır kitabesinden öğreniyoruz.
Kemal Bayat Amca (d. 1926) çeşmeyi ilk olarak sebze
pazarında gördüğünü söylüyor:
-Sebze pazarına Taş Bina’nın karşısında büyük bir kapıdan
girilirdi. Yeri Yunus Emre Konferans Salonu’nun batısındaki boşlukta idi. Yani
postanenin de arka tarafı sayılır. Burada bir havuz vardı. Havuzun ortasında da
bu heykelli çeşme vardı. Havuzun içine su dolarken, çeşmeden su fışkırırdı. Bu
çeşmeyi Arap Kızlı Çeşme, Kızlar Çeşmesi yahut Kızlı Çeşme diye çağırırdık.
Daha sonra Taş Bina’nın önüne getirildi.
Karaman’a ait eski resimlerden 3 tanesinde bu çeşme, taş
binanın önünde görünmektedir. İki resimden anlaşıldığı kadarı ile de bir
zamanlar bu çeşme önünde resim çektirmek modadır. Bir resmin arkasında tarih,
1936 yılıdır. Kemal Bayat Amca( d. 1926) dışında, Sarraf Nevzat Küçükoğlu (d. 1930)
da çeşmeyi, burada hatırlamaktadır.
Çeşmenin burada ne kadar durduğu ve hangi tarihte buradan
alındığı belli değildir. Talat Duru Amca (d. 1933) çeşmeyi ilk olarak
Ortaokul’un bahçesinde gördüğünü, “Kızlı Çeşme” diye adlandırdıklarını söylüyor.
Ve ekliyor: 37 sonrasını bilirim.
1957 yılında Lise’ye başlayan eczacı Abdurrahman Ünsay da
çeşmeyi Ortaokul önünde hatırlamaktadır. O zamanlar yeni açılan Karaman Lisesi,
Ortaokul bünyesinde faaliyet göstermektedir. Aynı bilgiyi, o dönemleri bilen
tüm Karamanlı hemşerilerimiz teyit ettiler.
Heykelli çeşmenin bundan sonraki mekânı İstasyon Parkı
olmuştur. Bir rivayete göre de önce Sanat Lisesine gitmiştir. Ancak Sanat
Lisesi’nin açıldığı tarihte göreve başlayan, oranın en eski öğretmenlerinden
Galip Kamer, heykelli çeşmeyi orada hiç görmediğini kesin bir şekilde
vurgulamıştır. Sanat Lisesi’nin açıldığı yıl 1969 yılıdır. Çeşmenin İstasyon
Parkına gidiş tarihini en iyi veren kişi, Kemal Bayat oldu. Söylediğine göre
çeşmeyi oraya, yanında birkaç kişi ile beraber kendisi taşımıştır. Kesin bir tarih
veremiyor ama 1967 ila 1970 yılları arası diyor. Şu duruma göre çeşmenin
İstasyon Parkı’na gidiş tarihini 1967-1969 yılları arasına indirebiliriz.
Heykelli çeşme, parkın ortasındaki yuvarlak havuzun tam
ortasına yerleştirildi. İstasyon Parkı, heykelli çeşme için uzun yıllar ev
sahipliği yaptı. Herkes çeşmeyi orada kanıksadı. Sadece mekânın doğal objesi
olarak algılandı. Kimse de farklı bir hatıra ya da iz bırakmadı.
Takvimler 1989 yılını gösterdiğinde heykelli çeşmemiz, hiç
beklemediği bir ilgiye kavuşacaktı. Dönemin yeni belediyesi, onu insanların
gözü önüne getirmek istiyordu. Gerisini Yaşar Evcen Bey’den dinliyoruz:
-Bu çeşme İstasyon Parkı’nda idi. Seçimi kazandığımız sırada
Sulu Park projesi yeni başlamıştı. Bizim de ilk icraatımız burasını bitirmek
oldu. Fen İşleri müdürüm Hayati Eker, sanat ve kültüre meraklı idi. Heykelli
Çeşme’yi İstasyon Parkı’ndan getirip Sulu Park’ın ortasına dikti.
Heykelli Çeşme oldu fıskiye çeşme! Sulu Parkın da ana motifi
idi. Şehrin en nadide mekânını uzun yıllar süsledi. Karamanlılar, bu çeşmeyi,
yazın sıcak gündüz ve gecelerinde su fıskiyesi olarak ortamı serinletmesi ile
hatırlarlar.
Her şeyin bir sonu olduğu gibi fıskiye çeşmenin buradaki
misafirliği elbet bitecekti. 2007 yılında Sulu Park, Aktekke Meydanı’na dönüştürülünce
fıskiyeli çeşmemize yine yollar göründü. Çeşmenin bu seferki, rotasyonu maalesef
çok kötü idi. İstikamet belediye deposu! Mecburi istirahatgahında heykelli
çeşmemiz yine unutulup gitti. Ne soran ne gören ne de duyan oldu…
2013 yılına gelinince, geçen dönemin başkanı Kamil Uğurlu
Bey, heykelli çeşmeyi tekrar hatırladı. Bir süreliğine ve yine İstasyon
Parkı’na yerleştirdi.
Canbazgazi Parkı yapılınca çeşme buraya nakledildi. Üstelik
4 prensesli çeşmemizin, 4 kurna musluğu
ve 4 kandili olmuştu. Bir gelin görünümündeki 4 prensesli çeşmemiz, fıskiye
olamasa da gündüzleri sâki, geceleri fener olabilecekti.
Bundan sonra 4 Prensesli çeşmemize, rotasyon görünür mü
bilinmez. İçgüdülerimize göre 4 Prensesli Çeşmemiz, yeni yerini pek
özümsememişe benziyor. Şimdilik yerinde duruyor ama ufukta her an yine bir göç
hali olabilir.
Teşekkürler: Kemal Bayat, Ahmet Talat Duru, Nevzat Küçükoğlu, Remzi Tartan, Yaşar Evcen, Abdurrahman Ünsay, Galip Kamer,
14 NİSAN 2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder